Konsüllük Dönemi

Konsüllük Dönemi,Populus kurulunun (Curiata’lar meclisi) seçtiği ve senatonun onayladığı bu praetor’lar daha sonra konsül (consul [birlikte oturan]) adını aldılar. M.ö. V. yy.da Patricius’larla Plebelus’lar arasında çıkan anlaşmazlık, neredeyse konsüllüğün kaldırılmasına yol açıyordu.

Konsüller Dönemi

M.ö. 445’te çıkarılan lex Canuleia (Canuleia kanunu) konsüllük yetkilerini de içine alan askerî bir tribunus’luk getirdi.

Galya’nın istilasından sonra M.ö. 376’da çıkarılan Licitıia kanunu konsüllüğün yeniden düzenlenmesini, bu görevin zorunlu olarak bir patricius ile bir plebeisus arasında bölüşülmesini öngörüyordu.

M. ö. 342’de çıkarılan bir kanun ise, her iki konsülün de plebeius olmasına izin verdi. 151 Yılındaki bir kanun yeniden seçilmeyi yasakladı.

M.ö. II. yy.da konsüllük, Roma cumhuriyetinin en yüksek meıhalesine vardığı en önemli curutis magistratus’luktu. Bir yıllık süre için seçilen iki konsül 10 yıl geçmeden bir daha seçilemezdi (151’den sonra bir daha seçilme hakkı tanınmadı).

Cursus honorum’un tanımladığı konsüllük, siyaset alanında en faal şeklini almıştı. Yalnız, censor’luk konsüllükten daha yüksek sayılıyordu. (Yetki bakımından ise konsüllük daha üstündü.) Seçilme yaşı önce 33, daha sonra 37, 134 yılından önce ise, 43 olarak alındı.

Konsülleri, karar vermek için 17 gün önce toplanan Comitia Curiata (Halk meclisi) seçerdi. Daha sonra yine bu meclisin oylarıyla, lex De imperio kanununa göre konsüllere imperium yetkisi verilirdi.

Görevleri çok ve çeşitlidir, gerçekte 1 yıl süreyle Roma devletinin başkanıdırlar. öteki magistratus’lar onların yardımcılarıdır. Konsüller, başlangıçta bütün devlet gücünü ellerinde tutuyorlardı. Daha sonra bazı yetkileri kısıtlandı.

Gene de, senatonun ve halkın aldığı kararları yerine getirmekle yükümlü olduklarına göre, yürütme kuvvetini ellerinde tutuyorlar; senatoyu Comita Euriata ve Comitia Centuriata’ları (Yüzler meclisi) toplayarak bunlara başkanlık yapıyorlardı.

Meclislere sunulmuş yasaların hazırlanması görevleri arasındaydı. Askerlik alanında da ordunun başkumandanıydılar. 5. Yıl üzerinden 3,5 yıl süreyle devlet gelirlerini konsüller yönetiyordu.

Vergi keseneklerini, araç ve gereçleri, kamu işlerini (opera publica) açık arttırma yönetimiyle dağıtırlar, bu işlerle ilgili anlaşma metinlerini yazar, uyuşmazlıkları sonuçlandırırlardı. Konsüllerin, oldukça geniş yetkilerini kısıtlayan bazı engeller vardı.

Bunlardan bazıları hukuk alanıyla (veto, inter cesso, karşı çıkma hakkı gibi), bazıları uygulama alanıyla (yılda bir seçim, seçilmenin sınırlanması, daha sonra yeniden seçilmenin kaldırılması gibi), bazıları dini (vitium’dan dolayı seçimin geçerli sayılmaması gibi), bazıları ise İktisadi ve sosyal alanla ilgiliydi.

Bazı tazminatlar dışında konsüller devletten maaş almazlardı, bu da hemen her zaman soylu sınıflardan (nobilitas) gelmelerini (patricius’lardan veya zengin plebeius ailelerinden) ve yalnız bu sınıfa hizmet etmelerinin sebebini açıklar.

Devlet için herhangi büyük bir tehlike sez konusu olduğu zaman veya konsüllerden birinin yönetim yetersizliği gösterdiği durumlarda senato, iki konsülün birinden 6 aylık bir süre için bir diktatör seçmesini isterdi. Seçilen diktatör bu özel görev sırasında konsüllerin bütün yetkilerini taşırdı.

Görevleri sona erince eski konsüller, diktatörler, censor’lar, senatonun tabiî üyesi olurlar, adları listeye yazılırdı. Censor’lar yalnız eski konsüller arasından seçilirdi.

Cumhuriyetin sonu ve İmparatorluk çağı

Konsüllük M.ö. JJ. yy.da, Marius]un kanunlara karşı kendini birkaç yıl üst üste konsül seçtirmesinden sonra önemini kaybetmeye başladı.

Sulla, İtalya’da konsüllerin görevlerini ve askeri kumanda yetkilerini kısıtlayarak, onları yalnız idari görevlerini yapmağa itti. Sezar M.ö. 45’te, consules suffecti’leri görevinden alarak yerlerine kendi geçti.

Böylece, bu özel yol değiştirildi. İmparatorluk çağında konsüller imparatorluk tarafından tayin edildiği için, imparatorluğun gücüne boyun eğiyorlardı.

Daha önceden orduyla ilişkileri kesilmişti. Bu çağda hâkimlik ve yüksek idare amirliği gibi görevlerini de imparatorluk valilerine bıraktılar. Konsüllüğü yalnız şeref unvanı olarak taşımaya başladılar.

Daha çok sayıda konsül tayin edebilmek için süre altı aya indirildi (Augustus’tan sonra), daha sonra dörde, sonunda iki aya indirildi (consules ordinarii), böylece consules sufeftilerin sayısı gittikçe arttı. Commodus’un zamanında, bir yılda 25 konsülün arka arkaya seçildiği görüldü.

MÖ. IV. yy.da Konstantinos bazı kimselerin, daha önce konsüllük yapmadıkları halde, eski konsüllerin haklarından yararlanmalarını sağladı.

Bazı yüksek görevlere getirilenlere konsüllük unvanı verildi. Giderek babadan oğula geçen bir konsüllük sınıfı, bile yaratıldı.

Sonunda consules suffecti unvanı sayıldı. Selahiyet taşımayan yeni konsüller her yıl konsüllüklerinin anılması için fildişinden çift kanatlı resimler yaptırmaya devam ettiler.

Bunlar, imparatorluğun 235-467 yılları arasındaki döneminin ve Bizans imparatorluğundaki sanatın başlıca Örnekleri olarak kaldı. Bizans imparatorluğunun yunanlaşmasıyla bu unvan da ortadan kalktı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir