Kontluk

Kontluk Nedir,başlangıçta Merovenjler ve Karolenjler devrinde, hükümdar tarafından, otoriteyi sağlamak göreviyle bir konta verilen belirli bir toprak parçası idi.

Kontluk Sistemi

Genellikle bir roma civitas’ına veya birçok civitates,e tekabül eden bu toprak parçasının taşıdığı önem değişik olabiliyordu. Civitas, pagilere bölünmüş olmakla beraber, bazen pagus deyiminin kontluk kavramı yerine kullanıldığı da oluyordu (sonraları bu bir gelenek halini aldı).

Kontlukların sahip olduğu toprakların gitgide daraltılması konusunda genel bir eğilim belirince kontluklar sayıca çoğalmağa başladı (Merovenjler zamanındaki 120 kontluğa karşılık Karolenjler zamanında 800 kontluk vardı).

Karolenjlerin zayıflamasından yararlanan kontlar krallık haklarını ele geçirebilmek için, görevli oldukları toprakların mülkiyetini ve veraset yoluyla intikali hakkını elde ettiler. Sonuç olarak, kontluk rütbesi, ait bulunduğu toprağa o derece yerleşti ki, bu toprağın devri, rütbenin de devrini sağlamaya başladı.

Bu durum, bir yandan fetihler veya bir mükellefiyetten kurtulma zorunluluğu ile yapılan toprak devirleri ile, öte yandan, vikontların da, bulundukları araziyi gasbetmeleriyle ve nihayet derebeylik haklarının miras yoluyla intikali ve kontun kendi metbularına arazi dağıtmaları gibi çok çeşitli tertipler sonunda, kontlukların gerek mahiyetlerinde, gerekse sınırlarında değişikliklerin meydana gelmesini engelleyemedi.

Zamanla bir kısmı büyük ve önemli topraklara sahip bulunan (Fransa’da, Randre, Champagne, Toulouse tabi-kontlukları; Bourgogne, Provence, Savoia kontlukları ile Kutsal imparatorlukta Ren Saray kontluğu), bir kısmı da sadece bir kaleden ibaret ve bir kasabaya hükmeden veya kilise derebeylerine intikal etmiş bulunan birçok kontluk meydana geldi.

Merkezî iktidarın kendisini kabul ettirip ettirememesine göre, kontluklar ya merkezi iktidar tarafından temsil edilerek silindi veya tam bir bağımsızlık kazanarak krallıklara dönüştüler (Württemberg, Savoia).

Kontlukların, Tolouse ile Champagne’ın il-halkından ve Flandre’ın kaybından sonra mevcut bulunan altı tabi-kontluk (üç kiliseye ait: Châlons, Noyon, Beauvais; üç laik: Clermont, Eu, Evreux) gibi en önemlilerinin bile, sadece temsili bir Yarlığı kaldı.

İmparatorluk kontları da, imparatorluk anayasasının meşrutalarına göre başka birine mal edilememesi ve veraset yoluyla intikal edilebilmesi sayesinde yeni tesis edilen payelerinin maddi ve fiilî bir sembolüne sahip oldular.

Roma Tarihi

Augustus, imparatorluğu çevresindeki kişilere özel bir önem vermişti. Bunlar, comites Caesaris veya Augusti olarak, prens geziye çıktığı zaman kendisine eşlik eden amiciilerdi.

Bunlara bazen özel görevler veya geleneksel yüksek memurluklar verilir, genellikle de efendilerine fikir vermek için çağırılırlardı. Böylece hükümdarın danışma kurulu doğdu.

Comites’lerin çoğalması üzerine, Tiberius bunları sınıflandırdı. Marcus Auıelius ise comes şeref payesini düzenli bir rütbe haline getirdi; fakat Alexandrus Severus’tan itibaren, ortadan kalkan bu rütbe Constantinus tarafından birtakım değişikliklerle yeniden getirildi: kontlar imparatora «adam» bağlanarak önce devlet memurlarına vekalet ettiler, sonra da yeni bir sınıf meydana getirdiler.

Bunların çoğalmaları üzerine 330’dan sonra, Constantinus, comites primi, secundi, tertii, ordinis sınıflarını kurmak zorunda kaldı.

Doğu Roma imparatorluğunda, bazı kontlar tamamen belirli görevlere sahip oldukları halde, bazıları bu rütbeyi sadece şahsi şeref payesi olarak almıştı, önce clarissimi, sonra da speetabiles ve illustres sınıfları meydana geldikten sonra, hepsi birden imparatorluğun en yüksek sınıfının kapsamına alındılar.

(Theodosius’dan sonra bütün comites primi ordinis’ler illustres kılındılar.) Kontların tümü comitatus’u meydana getiriyordu.

En önemlüeri consistorium’da (hükümdar divanının yeni adı) toplanıyordu. Belirli görevlerle yükümlü kontların görevleri olarak şunlar sayılmalıdır: comes sacraçum largitionum (kutsal ihsanlar kontu), kamu harcamaları ile görevli, gerçek bir maliye bakanı idi.

Her diocesis’ae bir comes largitionum (veya comes thesaurorum) tarafından temsil ediliyordu; comes rei privatae (veya rerum privatarum) [özel işler kontu] imparatorluk topraklarını ve imalathanelerini yönetmekle sorumlu bir çeşit ikinci maliye bakanıydı; her eyalette ve genellikle her diocesis’te muhtemelen kont rütbesinde, bir temsilciye (rationalis privatee) sahipti.

Çok geniş bir arazide yayılan Kappadokia ve Afrika imparatorluk eyaletleri (domus divinae) ise, Özel kontlar (comites domorum) tarafından yönetiliyordu;

comes sacrae vestis, imparatorun giyim ve kuşamı ile görevliydi;comes domesticorum, Konstantinus zamanında, praetor’luk Cohors’larınm yerini alan ve comites scholarum’ların kumanda ettikleri scholae’lete bölünmüş olan, imparatorluk muhafız alayına (proteetores domestici) kumanda ediyordu; comes orientls, Doğu kontu 334’e doğru ihdas edilmişti ve çok önemli olan bu diocesis’te piskopos yardımcılığıyla görevliydi; comites commerciorum*lar, özellikle sınır bölgelerinde iç ve dış ticareti denetlemekle görevliydi.

Şeref rütbesi sahibi kontların sayısı son derece kabarıktı ve kumandan (magistri militum) durumundaki birinci derecede ve illustres kontlardan, ikinci derecede birçok görevliye kadar uzanıyordu.

Ortaçağ Tarihi

Kontluklar (kelimenin Roma’daki anlamına göre) Batı’da, imparatorlukla beraber tarihe karıştı; Doğu’da, mahiyet ve isim değiştirerek gitgide gerilediler.

Justinianus’tan itibaren Doğu kontluğu sadece Suriye valiliği olarak kaldı; diğer taraftan thema teşkilatı yayıldıkça kontluk rütbesi de ortadan kaybolmaya başladı. (Yalnız Opsikion thema’sına kumanda eden general, Opsikion kontu ismini korudu.) Merkezi idare kutsal ihsanlar kontunun yerini.

logother tu geniku aldı ve özel işler kontunun yerini sürü logotethes’ine ve imparatorluk ahırlarının (has ahırların) yönetimiyle görevli ahırlar kontuna bıraktı.

Bunun yerine XIII. yy.da Büyük Chartularium getirildi. Konstantinos, kontluk sistemini yeniden kurarken belki de, barbar krallarının etraflarında sadık bir maiyet bulundurmalarından etkilenmişti.

Dolayısıyla istilacıların kendilerine yabancı olmayan bir kurumu değerlendirmek için, bu unvanı Romalılardan Elmaları hiç de güç olmadı. Kontlar yeniden, hükümdara yeminle bağlanarak maiyete girdiler.

Kral, danışmanlarını, subaylarını, «dük»lerini, «marki»lerini onların arasından seçti; o sırada bu payeler arasında, ne bir sınıf aşaması farkı, ne de bir uyuşmazlık yoktu; dux, comites’ler arasından seçilen askeri kumandan, marki ise bir sınır bölgesinin savunması için tayin edilmiş özel dux idi.

Kral kontları, kendi adına adaleti sağlamak, gözetmek veya gerekli işlemleri yerine getirmek üzere bir veya birçok civitates’t gönderirdi. Mabeyne mensup olanlar, comites palatii (mabeyn veya saray kontu) unvanını taşırlar ve gitgide kuvvetlenen bir yetkiden yararlanırlardı.

Bir kısmı sarayın en önemli hizmetleriyle görevlendirilirdi (böylece comes stabuli «başkumandan» haline geldi). Diğerleri ise krallık sarayında er önemli davaların açılması ve ikinci derecedeki davaların da temyiz isteklerini karara bağlamak görevleriyle yükümlüydüler.

Daha Merovenjler zamanından itibaren kontlar, krallık iktidarının zayıflamasından yararlanarak görevli olarak bulundukları topraklara yerleşmeye başladılar.

Böylece, kontun konağını çevreleyen arazinin üzerinde kurulu bir derebeylik aristokrasisi doğdu, ilk Karolenjler ve özellikle Charlemagne zamanında, kontlar yeniden ele alınarak hükümdarın emrinde (askeri kumandanlık, bölge yöneticiliği gibi) hiç bir zaman hayat boyunca sürmeyen ve veraset yoluyla intikal etmeyen, belirli ve geçici bir hizmetle görevli, özel bir memur haline getırildiler.

Missi dominici’ler bir kont ve bir piskopos olmak üzere daima iki kişiden meydana geliyordu. Saray kontlarına gelince, sayılan arttı ve bir kısmı adaleti sağlamak veya devlet işlerini denetlemek üzere uzak eyaletlere gönderildiler.

Fakat, IX. yy. ortasından itibaren (Karolenjlerin çöküşü), kontlar tekrar, derebeylik sisteminin çekirdeğini meydana getiren toprağa bağlı ve miras yolu ile intikal eden askeri bir soylu sınıf haline geldiler.

Mülkiyeti ve yönetmekte oldukları toprakların üzerindeki krallığın hükümranlık ve veraset haklarını da ellerine geçirerek metbuluklar. kilise imtiyazları, unvanlar ve yurtluklarla otuz kırk yıl içinde bir çeşit feodal derebeyi haline geldiler.

Uzun bir süre kont ile dük unvanı sık sık aynı anlamda kulianıldıysa da, kont unvanı gitgide yerleşti. Bununla birlikte sınıf aşaması sistemi yerleşemedi: daha önce eyaletlere gönderilmiş bulunan saray kontları doğrudan doğruya imparatora (Ren veya Bourgogne saray kontları) veya Fransa kralına (Champagne saray kontu, Fransa prensi) bağlı en büyük metbulardan oldular.

Bir kısım büyük yurtluklar (Flandre, Toulouse) prenslik payesinde kontluk olarak kaldı. Buna karşılık markilikler ve ufak düklükler ortaya çıktı, imparator Ludwig V, Jülich mark iliğini kontluk payesine yükseltti (1229).

Nihayet derebeylik rejimi kişiye ait birçok payenin toprağa intikaline sebep oldu. Bir kontluk arazisinin sahibi, kont sayıldı. Böylece sahibi piskopos veya başpiskopos olan ruhban kontluklar türedi.

Germen imparatorluğunda, imparatora bağlı oluşlarına göre, üç kontluk sınıfı bulunuyordu: maliyetleri ve bütün emlakleri ile doğrudan doğruya bağlı olanlar; sadece emlâklerinin bir kısmı ile bağlı bulunanlar veya doğrudan doğruya bağlı olmayanlar, «imparator kontlarını meydana getiren ilk sınıf hükümdarlardı; birçoğu para bastırıyordu, imparator karşısında hemen hemen tam bağımsızlığa sahiptiler.

Fransa’da, krallık otoritesi, gitgide güçlendi ve merkeziyet kuruldu, bu da kontların zararına gelişti. Kontlar, gasbettikleri hükümranlık haklarını kaybettiler ve krala doğrudan doğruya tabi olmasalar bile, boyun eğmek zorunda kaldılar.

Kral, zor kullanmak, satın almak ve miras yoluyla kontlukları elde etme çarelerini aradı. Kontluk payesinin bünyesini meydana getiren asalet unvanının korunması, bir kontluk arazisinin tümüne sahip bulunmağa bağlı olmaktan çıktı. Böyle bir arazinin küçük bir parçasını bile elde tutmuş olmak yeterli sayıldı.

Derebeyliğin genişlemesi ve Batı Avrupa’da doğan medeniyet aracılığıyla, kont kavramı ve unvanı yayıldı: Normandlar bunu Sicilya’ya sonra İngiltere’ye; Navarra’lılarla Aragonlular, Ispanya’ya (birçok kont daha sonraları «İspanya grande’si» oldu) götürdüler; Haçlılar aynı şeyi Doğu Latin imparatorluğunda yaptılar. Almanlar Doğu’daki fetihlerine ulaştırdılar.

Bununla beraber, kontluk kavramı Danimarka’ya girmedi (imparatorluk arazisi olan Holstein’da Ratzan arazisi kontluğu ile Frederik 111’ün evlilik dışı oğlu Guldenlew’in taşıdığı kont unvanı dışında).

Polonya, Litvanya ve Moskova’da ise maiyet prensleri bulunmakla beraber kontlar görülmedi; sonraları çar tarafından kurulan kontlukların başındaki kontlara ise almanca Graf ismi verildi.

Çağdaş Dönem

Merkezi bir iktidarın oluştuğu her yerde, ellerinden hükümdarlık hakları ile her türlü muhtar hareket etme imkânı geri alınan kontların güçleri yok oldu.

Sadece imparatorluğun sınır bölgelerinde bulunan kontluklar, uzun zaman bağımsızlığını koruyabildi (Ren saray kontluğu). Diğer yerlerde kısa bir zaman sonra, kontun elinde bir unvan ve bir miktar «asalet» arazisinden başka bir şey kalmadı.

Özellikle, Fransa’da olduğu gibi, bazı kamu hizmeti görenlere verilen kontluk payesi ile ellerinde (verilmiş veya satın alınmış) bir kontluk arazisi beratından başka bir şey bulunmayan kontlar türedi.

İhtilalin kaldırdığı kontluk unvanı, Napolyon devrinde tekrar ortaya çıktı; baron ile marki arasında ve sadece birinci ve ikinci imparatorluk devri soylularına verilebilen bir «mevki» sayıldı.

III. Cumhuriyet devrinde diğer soyluluk unvanlarıyla birlikte lağvedilmiş olmasına rağmen, eski sahipleri tarafından bugün de kullanılır. Aynı şekilde diğer birçok ülkede soylu sınıfı aşaması kaldırıldı.

Kontlukları titizlikle muhafaza eden son ülkelerden biri de Birleşik Krallık’tır. Birleşik Krallık’ta Earl (veya krallık kontu) denenlerle asıl kontlar arasındaki geleneğe dayanan fark korunmaktadır.

Earl’lerin hepsi soyluluk ve seviye bakımından kral derecesinde soyludur. Kral (veya kraliçe) bunlara akraba muamelesi yapar.

İngiltere mareşal kontu ile Rivers sülâlesinin büyük evlâdı dışında yurtluklarına göre adlandırılırlar; mylord yani «hazretleri» diye hitap edilirler.

XX. yy.da Büyük Britanya’da kontluğa canlılık kazandırmak için, büyük adamlara, mareşallere, bilginlere, kâşif veya sanatçılara kontluk unvanı verilmektedir.

Bir cevap yazın