Kösem Sultan Kimdir?

Kösem Sultan Kimdir? (1590-1651),I. Ahmed’in nikahlı eşi. Saraya girmeden önce, Anastasya (veya Nasya) adını taşıdığını bildiren yazarların, yanıldığı kabul edilir. Söylendiğine göre Mahpeyker, Bosna valilerinden biri tarafından kızlarağası aracılığıyla saraya verildi. Sarayda güzelliğinden çok, zarifliği, şuhluğu ve görgüsüyle dikkati çekti. Kösem lakabı, (Pietro della Valle adlı bir İtalyan gezginine göre) kelime, «sürülerin önünde kılavuz olarak giden» anlamına geldiği veya tüysüz ve düzgün bir cildi olduğu için verildi.

Kösem Sultan, sarayda, Ahmed I’in ilgisini çekti. Daha kıdemli hasekileri geride bıraktı; sarayın en nüfuzlu kadını oldu. Padişahtan, Murad (Murad IV [hük. 1623-1640]), Süleyman, İbrahim (hük. 1640-1648) ve Kasım adlı şehzadelerle, Ayşe ve Fatıma Sultanları dünyaya getirdi. Ayşe Sultan, sadrazam Nasuh Paşa ile, Fatıma Sultan da kaptanıderya Hasan Paşa ile evlendi.

Kösem Sultan, bir söylentiye göre, hükümdarlık sırasının kendi çocuklarına gelmesini sağlamak için, Osmanlı saltanat usulünün değiştirilmesinde önemli bir etken oldu ve bu çabalarının sonunda, Ahmed I’in yerine,o zamana kadarki saltanat geleneğine göre, padişahın büyük oğlu şehzade Osman değil,kardeşi Mustafa I geçti. Böylece, padişah olanın oğlu değil, hanedanın en yaşlısı hükümdar olmaya başladı.

Kösem Sultan, Ahmed I’in ölümü üzerine. Yeni saraydan Eski saraya gönderildi. Fakat Mustafa I ve Osman I’in saltanatlarında da nüfuzunu sürdürdü. özellikle yarı deli olan Mustafa I’in tahttan indirilmesi ve Murad IV’ün tahta çıkarılmasında (10 eylül 1623) etkili oldu. Kösem Sultan, bu tarihten sonra, «valide sultan» sıfatıyla çocuk yaşta olan yeni padişah adına, devlet yönetimini eline aldı. Bu durum, Murad IV’ün yetişerek iktidarı eline aldığı devreye kadar sürdü.

Bununla birlikte Kösem Sultan, bu dönemde de, etkili oldu, tavsiye ve fikirleri padişah tarafından kabul edildi. İznik kadısının haksız idamı üzerine galeyana gelen ulemanın, kendi oğlu olmayan büyük şehzade Bayezid’i tahta çıkarmak istemelerinden kuşkulandı ve şeyhülislam Ahizade Hüseyin Efendinin idamına sebep oldu.

Valide Sultan, Murad IV’ün, kardeşleri şehzade Süleyman ve Kasım’ı öldürtmesine engel olamadı. Fakat İbrahim’i, hükümdar olamayacak kadar güçsüz göstererek korudu ve osmaniı hanedanını yok olmaktan kurtardı. İbrahim’in tahta çıkışından sonra (8 şubat 1640), Valide Kösem Sultan, padişahın akıl zayıflığı ve tecrübesizliğinden yararlanarak, devlet yönetiminde etkili oldu. Fakat annesi tarafından yeni yeni cariyeler verilerek ölçüsüz bir yaşayışa itilen padişah, zamanla kimseyi dinlemedi. Yersiz kararlarla, vezirleri idam ettirdi; annesinin tavsiyelerini dinlemedi. Bu yüzden, Kösem Sultan, saraydan uzaklaşarak Topkapı dışındaki sayfiyesinde yaşamaya başladı.

Sadrazam Salih Paşanın İbrahim’i tahttan indirerek yerine oğlu şehzade Mehmed’i geçirmek istemesi ve Kösem Sultan ile haberleşmesi, sadrazamın idamına, Valide Sultanın da iskenderçelebi bahçesine (Florya) sürülmesine yolaçtı. Bir süre sonra ülkenin iç ve dış durumu kötüleşti; israf ve sefahat dayanılmaz bir duruma geldi.

Padişahın da çığırından çıktığını gören devlet adamları ve Yeniçeri ocağının ilerigelenleri, onu tahttan indirmeye kesinlikle karar verdiler. Bu iş için, Kösem Sultanın da onayını almak istediler. Kösem Sultan, İbrahim’in tahttan indirilmesine karşı çıkar gibi görünmekle birlikte, devlet ilerigelenlerinin isteğine boyun eğdi. İbrahim, 8 ağustos 1648’de tahttan indirildi. 7 Yaşındaki oğlu Mehmed (Mehmed IV, Avcı Sultan Mehmed) hükümdar oldu.

Kösem Sultan, çevirdiği oyunlarla, torunu Mehmed IV’ün annesi Turhan Sultanın gençlik ve tecrübesizliğini bahane ederek, sarayda kalmayı ve iktidarı elinde tutmayı başardı. Sultan İbrahim devrinde, büyük çıkarlar sağlamış olarak, tekrar İbrahim’i tahta geçirmeyi düşünüyorlardı. İbrahim’in sarayda kapatıldığı yerin penceresi ve kapısı Kösem Sultanın emriyle örüldü; ancak yemek verilebilecek kadar bir delik bırakıldı.

İbrahim’in gece gündüz haykırması, saray halkını üzüyor ve bu üzüntü halk arasında da gittikçe yaygın bir durum alıyordu. Kösem Sultan bu durumun iktidar ve hayatına mal olacağını anlayınca, oğlunun öldürülmesini sağladı.

Kösem Sultan, Mehmed IV’ün hükümdarlığının ilk yıllarında Valide i Muazzama, Koca Valide, Ümmülmüminin, Sahibetülmakam, Valide i Atika, Vatide i Kebire gibi sıfatlarla, bir hükümdar gibi saltanat sürdü. Bu kudret devrinde, onun en büyük dayanağı, Yeniçeri ocağı ye bu ocağın nüfuzlu ağalarıydı Bunların arasında bulunan Kara Murad Ağa (sonradan sadrazam olan Kara Murad Paşa), Bektaş Ağa (İstanbul’un ve taşranın ticari hayatını ele alarak büyük servet yaptı), Koca Muslihittin Ağa, Kara Çavuş, Kethüda Bey, Sarı Katip gibilerinin bütün devlet işlerinde büyük bir kudreti vardı.

Zamanla, bunlara karşı sarayda, Valide Turhan Sultanın önderlik ettiği bir muhalefet meydana geldi. Sarayın içinde ve dışında, çeşitli düzenlerin uygulandığı bir nüfuz mücadelesi başladı. Bu mücadeleler sırasında ülke, bütünüyle sefalete düştü.

Anadolu’da yer yer ayaklanmalar baş gösterdi. İstanbul’da, mali sıkıntı yüzünden «züyuf akçe» basılarak piyasaya sürülmesi ve karşılığında ayarı sağlam altınların alınmak istenmesi, esnaf ve halkın ayaklanmasına yolaçtı. Ayaklanma, ertesi gün, yeniçerilerin ve ocak ağalarının çabalarıyla önlenebildi.

Turhan Sultan ile taraftarlarının rekabeti üzerine, Kösem Sultan ile ocak ağaları bu tehlikeye kesin bir çözüm yolu aradılar. Mehmed IV’ün tahttan indirilerek yerine kardeşi Süleyman’ın geçirilmesi ve bu arada padişahın zehirletilmesine karar verildi.

Kararlaştırılan gün ve saatte, sarayın bazı kapıları açık bırakılacaktı. Buradan içeri giren ağalar, Süleyman’ı tahta çıkardıktan sonra Turhan Sultan ile taraftarlarını alıp götüreceklerdi. Fakat suikast önceden duyuldu ve Turhan Sultan ile taraftarlarından baş lala Uzun (Dev) Süleyman Ağa hemen harekete geçtiler; zülüflü baltacılar, has odalılar ve ocak ağalarının baskısından bıkan bütün saray ağalarını toplayarak silahlandırdılar. 3 Ağustos 1651 gecesi, teraviden iki saat kadar sonra lala Süleyman Ağa, adamlarıyla büyük valide sultanın dairesinin önüne geldi; kapıcıları öldürerek içeri girdi. Kösem Sultan, önce, gelenleri, saraya gizlice çağırttığı ocak ağalarıyla adamları sandı.

Gerçeği anlayınca kaçarak odaların birinde, bir dolabın üzerindeki gizli hücreye saklandı. Fakat saklandığı yerden bulup çıkardılar. Zülüflülerden Küçük Mehmed (Kuşçu Mehmed veya Deli Doğancı) adlı birisi bir pencere perdesinden kestiği kordonla Kösem Sultanı boğdu. Mahpeyker Kösem Sultanın cenazesi, Topkapı sarayından çıkarıldı; Eski saraya götürüldü. Kocası Ahmed I’in türbesine gömüldü. Bu olaydan sonra, ocak ağaları da ortadan kaldırılarak nüfuz ve kudretlerine son verildi.

Kösem Sultan, ölümünden sonra geride büyük bir servet bıraktı. Yıllık gelirleri toplam olarak 250 000 riyal tutan 5 büyük has (Menemen, Zile, Gazze, Ezdin ve Kilis’te), 50 000 kuruş değerinde 2 700 şal, 20 sandık florin, birçok mücevher ve çeşitli eşya bu servetin bir kısmıdır. Bununla birlikte, eli sıkı bir kimse değildi.

Çevresindeki insanların pek çoğuna yardım ederdi. Her yıl recep ayında, kıyafet değiştirerek hapishaneleri dolaşır, katillerin dışında, bütün mahkumları sevindirirdi. Bu yüzden, ölümüne üzülenlerin sayısı çok oldu.

Kösem Sultanın hayır eserleri arasında, Üsküdar’daki Çinili cami ile yanındaki mektep, çeşme, dârülhadis, çifte hamam, sebil Anadolu kavağı yakınındaki (Sultanselim) Valide medresesi mescitleri; İstanbul’da Çakmakçılar yokuşundaki Valide hanı ve Topkapı dışındaki bahçesi gösterilebilir.

Ayrıca Anadolu ve Rumeli eyaletlerinin çeşitli kazalarında, İstanbul’da, Galata’da, Eyüp’te, Eğriboz, Midilli ve Kıbrıs adalarında vakıfları vardır.

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir