Köy Edebiyatı,Hareketi,Özellikleri

 Köy Edebiyatı,Günlük yaşama gerçekçi bir bakış yönelten yapıtta yalın bir anlatım ve yer yer şive taklidi özellikleri dikkati çeker.

E. H. Tepeyran’ın Küçük Paşa (1909) romanı, Niğde’nin bir köyündeki yaşamı, savaş yıllarında askere gidenlerin geride bıraktığı dertleri, yönetimin bozukluğunu, vergi borcu, sağlık, yol, yakacak gibi sorunları sergiler.

Köy Edebiyatı Hareketi

Y. K. Karaosmanoğlu’nun Yaban’ı (1932), Kurtuluş savaşı sırasında Haymana ovası ortalarında, Porsuk çayı yakınındaki köyde yaşayan bir kentlinin gözüyle köy gerçeklerini sergiler; köy insanlarıyla aydınlar arasındaki çelişkileri canlandırır S. Ali’nin Ku yucaklı Yusuf u, Nazilli (Aydın) ve Edremit (Balıkesir) yörelerinin kasaba yaşamına tanıklık ederken gerçeğe uygun köylü portreleri de çizer.

Gerçekçi ve toplumcu edebiyatın gelişimi boyunca özellikle 1950’yi izleyen 20 yıla yakın sürede köyle ilgili sorunlar romanı besledi.

Köy enstitüsü mezunu M. Makal’ın Orta Anadolu’ya ilişkin köy gözlemlerini derleyen Bizim köy (1950) yapıtının ardından, enstitülü pek çok yazar yetiştikleri, öğretmen olarak görev yaptıkları köylerle ilgili gerçekleri romanlarında anlattılar.

Bunlar arasında T. Apaydın içbatı ve Orta Anadolu’yu konu edinen Sarı traktör (1958), Yarbükü (1959), Ortakçının oğlu (1964), Define (1970) vb.; F. Baykurt içbatı Anadolu ve Ankara çevresini konu edinen Yılanların öcü (1959), Irazcanın dirliği (1961), Onuncu köy (1961), Amerikan sargısı (1967), Tırpan (1970) gibi romanlarıyla dikkati çektiler.

Onların yanı sıra, gene köyden yetişmiş Yaşar Kemal Teneke (1955), Ortadirek (1960), Yer demir gök bakır (1963), Ölmez otu (1968) gibi romanlarıyla Çukurova ve Toroslar’ın insanlarını, çeltik, pamuk tarlalarında çalışan köylülerin güç yaşama koşullarını dile getirirken doğayı da şiirli bir betimleme ustalığıyla tanıttı.

Cezaevlerinde yaşadığı yıllar boyunca Çankırı, Kastamonu, Çorum dolaylarının insanlarını tanıyan ve onları ekonomik, ahlaksal sorunlarla ilgili olarak suça yönelten koşulları inceleyen Kemal Tahir Yediçınaryaylası (1958), Köyün kamburu (1959), Büyük mal (1971), Sağırdere (1955), Körduman (1957) vb. gibi romanları yazdı.

Ancak eşraf gerici din adamı yönetici üçgeni çevresinde oluşmuş gösterilen toplumsal bozuklukların nedenlerini, enstitülü yazarlardan farklı biçimde değerlendirdi.

Örneğin, Bozkırdaki çekirdek (1967) romanında bir köy enstitüsünün kuruluş serüvenini konu edinirken bu eğitim ve kalkınma modeline eleştiriler yöneltti.

Orhan Kemal’in Bereketli topraklar üzerinde (1954) romanı, Çukurova’ya mevsimlik işçi olarak gelen köylülerin güç yaşam koşullarını, sorunlarını ele aldı.

Köy çevresini yakından tanıyan Necati Cumalı Zeliş (ilk basımı Tütün zamanı adıyla, 1959) romanında Urla (izmir); S. Kocagöz Yılan hikâyesi (1954), Bir karış toprak (1964), Bir çift öküz (1970) romanlarında Söke (Aydın); K. Bilbaşar Cemo (1966), Memo (1968 1969) romanlarında Doğu Anadolu köylerinin gerçekliklerini konu edindi.

Ancak köyden kente göç, hızlı kentleşme ve bunun doğurduğu sorunlarla sanayileşmenin yoğunlaşmasıyla ortaya çıkan yeni gelişme modeli vb. koşullar, 1970’lerden başlayarak köy romancılığının yavaş yavaş etkinliğini yitirmesine yol açtı.

Köy edebiyatı, tam anlamıyla öğretici olabilmesi (Vergilius, Geórgica), dinsel, bölgesel, çeşitli uzantılar içinde yer alabilmesi (Hesiodos, işler ve gürıleı) ya da gerçekçi betimlemelere yol açabilmeslyle (Emile Guillaumin, la Vie d’un simple), pastoral türün sınırlarını aşar.

Köy Edebiyatı Özellikleri

Daha dar bir biçimde anlaşılırsa, kır insanlarına gösterilen ilgi ve toprağa duyulan bağlılıkla belirginleşir.

Türk edebiyatında köy yaşamına tanıklık eden temel ürünler halk şairlerinin yapıtlarıdır.

Köy çevresinden yetişmiş bu şairler doğayı, mevsimlik göçleri, tarım ve hayvancılıkla ilgili üretim biçimini vb. ayrıntılarıyla yansıttılar Halk edebiyatının ele aldığı bu konular Milli edebiyat döneminde kentli aydın şairlerce (Hecenin beş şairi) oldukça yüzeysel biçimde işlendi.

Halkevleri çevresinde gelişen şiir hareketinin temsilcileri (A. K. Tecer, S. K. Çağlar vb.), bu yolu köye yönelik daha canlı gözlemlerden yararlanarak izlediler.

Toplumcu şairler (C. A. Kansu, M. Başaran vb.) köy gerçeklerini geniş biçimde işlediler Ancak köy edebiyatının en verimli ürünleri köy enstitülerinden yetişen yazarların (M. Makal, T. Apaydın vb.) köy mektupları, daha geniş olarak da köy romanları oldu.

Bir cevap yazın