Koza Nedir?

Koza Nedir,Nasıl Oluşur,İçinde pamuk, tohum ya da krizalit bulunan koruncak. Çoğu zaman koza’lar, ipek salgı bezlerince salgılanarak iplik borusundan geçen ipeksi bir maddeden yapılır. İpekböceğinin kozası bunun en güzel örneğidir. Ama bütün tırtıllar koza yapmaz, birçoğu tükürüğüyle toprağı karıştırarak hazırladığı harçtan ve tükürüğü ile yapıştırdığı odun parçacıklarından bir kundağa bürünür.

Bazı böcek kurtçukları da, kozaya benzer koruncaklar yapar. Kazıcı arılarda kurtçuk, vernik gibi koyu bir sıvı çıkarır; bu sıvı, hayvanın çevresinde dayanıklı ve yarı saydam bir koza meydana getirir.

Koza, pamuğun olgunlaşmış meyvesidir ve ceviz iriliğindedir. Her koza, pamuğun türüne göre 3-5 bölmelidir, her bölmede üzeri 20 – 32 mm uzunluğunda ince ipekçiklerle (pamuk) dolu 5-9 tohum gelişir.

İki tip koza vardır: açık koza, kapalı koza. Kapalı koza, eski dünya pamuklarında olur, koza olgunlaştığı zaman pamuklar kozanın içinde kalır ve koza ile birlikte toplanır (100 kg’ı 28-29 kg pamuk verir). Açık koza, yeni dünya pamuklarında bulunur, bunlar olgunlaşınca koza açılır, pamuk dışarıya sarkar, bunlarda kozanın tümü değil sadece pamuğu toplanır (100 kg’ı 36 kg pamuk verir).

Koza çürüklüğü

Pamuklarda görülen hastalık. Nematospora cinsinden mikroskopik mantarların, pamuk kozalarını çürütmesi şeklinde belirir. Birçok böcek, asalak mantarların bitkiden bitkiye taşınmasında rol oynar.

İpekböcekçiliği

Koza normal olarak üst üste birkaç katlıdır. Böcekhanede kozalar kusursuz ve kusurlu diye başlıca iki kısma ayrılır. Kusursuz koza, ortası hafifçe boğumlu elipsimsi biçimdedir. Kusurlu koza, çeşit çeşittir; rengi hafif yeşile çalan ikiz kozalar (tırtılların birlikte yaptığı bitişik çifte koza); dolaşık koza’lar pek zor çözülür; zayıf koza’larda ipek de zayıf olur; zayıf noktalı koza’da orta boğum çok dar olduğu için bazen kopar ve koza ikiye ayrılır; telsiz koza, tırtıl başkalaşmasını tamamlamadan çözülür; yumuşak koza, ölü tırtıldan sızan sıvılarla bozulmuş koza; katmerli koza, birçok tırtılın birarada ördüğü koza v.b.

Kusurlu kozalar genellikle tam çözülmez, bunlardan ancak kalın ipek yapımında faydalanılır.

Kozacılık

Türkiye’de kozacılık, işleme usulleri ilkel olmakla birlikte, XX. yy.ın başlarına kadar sürekli olarak gelişti ve üretim arttı. Başta Bursa olmak üzere, Bilecik, İzmit, Aydın, Denizli, Elazığ, Amasya, Diyarbakır, Antalya, Edirne, Balıkesir, Manisa ve Hatay, kozacılığın başlıca merkezleriydi. Buralarda üretilen kozaların bir kısmı Avrupa’ya ihraç ediliyor, bir kısmı da ipekli yapımında kullanılıyordu.

1845 Yılına kadar Bursa’da el mancınıkları ylc yapılan koza işleme, 1845 – 1852 yıllarında devletçe kurulan bu modern tesislerde yapılmaya başlandı ve bunları örnek alan ipek sanayicileri, aynı devrede yalnız Bursa’da 37 kuruluş meydana getirdiler. XIX. yy. sonlarında kozalarda görülen bir hastalık yüzünden, bu üretim kesiminden gelir sağlayan Düyunu Umumiye’nin kazancı azaldı.

Bunun üzerine Düyunu Umumiyenin teşebbüsüyle Bursa’da bilgin Pasteur’ün yardımcılarından birinin denetiminde, Harir darüttalimi adıyla bir ipekböcekçiliği istasyonu kuruldu (1888). Bu istasyona, sağlıklı yerli koza üretilmesi ve kozacılığın denetimi gibi görevler verildi. Bu çalışmalar sonunda kozacılık hızla gelişti ve 1908’de yaş koza üretimi 8 milyon kg’a ulaştı.

Birinci Dünya savaşı sırasında kozacılık gerileme devresine girdi. 1930’da gene Bursa’da kurulan, Tarım bakanlığına bağlı ipekböcekçiliği enstitüsü de sadece mevcut durumu korumaya yardımcı olabildi ve 3 milyon kg kadar olan yıllık koza üretimi, son yıllara kadar bu seviyede kaldı.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir