Kraliçe Victoria Kimdir,Hayatı | Biyografi,Tarih |

Kraliçe victoria hakkında bilgi,Kraliçe Victoria Kimdir,(24 Mayıs 1819, Kensington Sarayı, Londra – 22 Ocak 1901, Osborne, Cowes yakınları, Wight Adası, İngiltere), Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı kraliçesi (1837-1901).

Amcası William IV’ten (1837) sonra tahta çıkması üzerine, kadınların tahta çıkmasını engelleyen eski frank kanununun uygulandığı Hannover, Büyük Britanya’dan ayrıldı; o sırada krallık itibarını çok kaybetmişti ve 1832’de seçim reformunu koparan burjuva sınıfı eski soylu rejimini yıkacak gibi görünüyordu.

Genç kraliçe cesaretle işe koyuldu.

Kraliçe Victoria Hayatı

Lord Melbourne’un öğütlerini değerlendirerek, whiglerin görüşlerini benimsedi ve Robert Peel’e karşı çıktı (1839).

Amcası Belçika kralı Llopold I’in baron Stockmar aracılığıyla yol gösterdiği kraliçe, amcasının oğlu Albert (Albrecht von Sachsen-Coburg-Gotha) ile evlendi (1840).

Bu evlenmeden sonra kişiliği şekillendi.

Prens Albert’in etkisiyle, partiler arasında tarafsız kalmaya çalıştı; görevinin önemini çok iyi kavramış olması, çalışkanlığı, sadelikten hoşlanması, gösterişsiz yaşayışıyla İngiltere’deki orta sınıflara kendini sevdirdi.

Cesur, duygulu (bu yüzden, beğendiği insanların etkisinde kalırdı) ve milletinin şerefine çok düşkün bir kraliçe olan Victoria, halkı ve yaşadığı çağı çok iyi anladı; bu sayede eski değerini bütünüyle kazandırdığı tahtı birlik sembolü haline getirdi.

Hükümdarlığı sırasında, Birleşik Krallığın ve imparatorluğun geçirdiği büyük siyasi, İktisadi ve sosyal çalkantıların yol açabileceği merkezden uzaklaşma eğilimlerinin önlenmesine katkıda bulundu.

Kraliçe Victoria meşrutî bir krallığın sınırlarına titizlikle saygı göstermekle beraber, İngiltere’nin siyasi hayatına damgasını vurmayı başaran son hükümdar olmayı bilmiştir.

Otoriter mizacını güçlükle dizginleyebildiği için, bakanlarıyla, özellikle Melbourne, Wellington, Aberdeen gibi güvenini kazanmış olanların ölmesinden sonra, sık sık çatıştı.

Üstelik devamlı olarak dış işleriyle ilgili meselelere müdahale ediyordu; buna sebep, hükümdarın diplomatik konulardan sorumlu olduğuna inanmasıydı; bu yüzden Palmerston ile şiddetle çatıştı.

Ayrıca, resmi kilise üstünde bir «himaye» hakkı olduğunu şiddetle savunmuş ve bu hakkı bilgelikle kullanmıştır.

Kendisinin ve kocasının nisbi liberallikleri, geleneklere saygı göstermelerini, her çeşit radikalizm’e karşı çıkmalarını ve açıkça kurulu düzenden yana olmalarını engellemiyordu.

Kocası gibi Almanya’ya, özellikle de Avusturya’ya büyük yakınlık duyan kraliçe, Rusya ile İtalya’ya düşmandı.

Louis – Philippe Fransası’na (ilk dostluk antlaşması 1843 ve 1845) ve daha az olmak üzere de Napoleon III Fransası’na (Palmerston’un, 2 aralık 1851 hükümet darbesini tanımış olmasından hoşlanmamıştı) ve III. Cumhuriyete yakınlık gösterdi.

Bununla beraber, kraliçenin faaliyetinde, özel hayatındaki değişiklikler etkisini gösteriyordu.

Ahenkli bir aile hayatı Victoria’yı gittikçe artan bir mutluluğa kavuşturmuştu.

Prens Albert’in 1861’de ölümü, Victoria’yı çok sarstı.

Hiç bir şeyle acısını avutamıyordu; üstelik veliahdın kendisinden çok ayrı yaradılışta olduğunu farketmişti, bu durum dulluğunun ilk yıllarını herkesten uzakta geçirmesine sebep oldu.

Londra’dan ayrılarak bir süre Windsor, d’Osborne, Balmoral şatolarında yaşadı.

Bununla beraber Disraeli derin sevgi ve saygısıyla kraliçenin devlet işleriyle ilgilenmesini, hatta eski canlılığını kazanmasını sağladı ve onu büyük bir ustalıkla Hindistan imparatoriçesi haline getirdi (27 nisan 1876).

Başbakanına duyduğu sevgi Victoria’nın şahsi eğilimlerini güçlendirdi: krallık demokratlaştıkça muhafazakârlığı arttı; Gladstone’un liberalizmiyle çatışarak, İrlanda siyasetinden dolayı onu tenkit etti.

Bununla birlikte İngiltere’ye giderek güçlenmekteydi.

Ayrıca iki jübilesi (1887 ve 1897) sırasında halkın gösterdiği sevgi, kraliçeye, yalnız İngiltere’nin değil, fakat imparatorluktaki bütün halkların kendisine ne kadar bağlı olduğunu gösterdi.

Bir cevap yazın