Kula Olayları,1920

Kula Olayları,( 27 Haziran 1920 ),İleri yürüyüşünü sürdüren Yunan ordusunun önünde 23. Tümen’in birlikleri bulunmakta ve doğuya doğru çekilmektedir. Bu tümenin 159. Alay’ı, Uşak Hücum Taburu, 68. Alay’ın dağılan birlikleri aldıkları emir gereğince Kula’da toplandılar. 159. Alay Komutan Vekili Binbaşı Sakir’in emrindeki bu kuvvetler, Kula’ya bir saat uzaklıktaki Büyükçeşme mevkiinde ordugâh kurmuşlardı.

Kula Olayları 1920

Kula halkı olumsuz bir tutum içinde idi. Bunu bilen yerli Rumlar, bu görüşte olanlarla birlikte bir heyet oluşturdular.Heyet daha sonra Yunan kuvvetlerini davet için Kula’dan ayrıldı. İlçeden ayrılan heyetin Yunan kuvvetlerini çağırmaya gitmesi üzerine, ilçe kaymakamı, jandarma komutanı ve askerlik şube başkanı ilçeyi terkettiler.

Kula Olayları – İlçe Halkının Memnuniyetsizliği

Kula yakınlarına Türk birliklerinin gelmesine, ilçe halkı memnun olmamıştı. Bunun da sebebi, Kula halkı, ilçe dolaylarında savaş yapılmasını istemiyorlardı. Savaşın olmaması için, ilçe yakınlarında bulunan milli kuvvetlerin oradan ayrılmasını gerektiriyordu.

Bunun için düşman karşısından çekilmiş ve moralleri bozulmuş Mehmetçiklerin arasına girerek, propagandaya başladılar. Mehmetçiklere: “Yunan ordusu buraya padişahın emri ile geldi. Tekrar geri dönecekler.Yok yere kan dökülüyor. Bunun Pir yararı olmaz.” gibi konuşmalar yapmaya başladılar.

Bu arada Kula Müdafaa-i Hukuk Heyeti, Büyükçeşme karargâhına gelmiş, bütün komutan ve subayları öğle yemeğine davet etmişti. Bu davet, bir şükran, bir sevgi daveti değildi. Padişahçı, Hürriyet ve İtilâf Partili olanların önceden hazırladıkları bir plândı.

Bunlardan haberi olmayan ve hiçbir kötülüğü akıllarına getirmeyen subay ve komutanlar, yemek çağrısını kabul ettiler. Yemek esnasında, önceden plânlanmış bir sürü kadın ordugâha getirilmiş ve başlarında subay olmayan erlere: “Subaylar ve komutanlar şehirde içki masalarındalar.

Onlar eğleniyorlar. Sizleri ise burada gelmekte olan Yunanlılara tutsak ettirecekler. Ne bekliyorsunuz ? Savuşun, memleketlerinize gidin…” diyerek konuşmalar yaptılar. Özellikle kadınlar bunu ağlayarak yapıyorlardı. Erlere yalvaran kadınlar: “Düşman çok yakına geldi. Hâlâ mı kendinizi kurtaramayacaksınız? Yazık olacak sizlere aslanlarım…” diyorlardı.

Morali bozuk, komutanlarına güveni sarsılmış askerler arasında kaynaşmalar başladı. Kimi silâhını alarak, kimi de silâhsız ordugâhtan kaçmaya başladılar. Kısa sürede ordugâhtan kaçmalar, toplu hale döndü.

Yemeğe gitmeyip ordugâhta kalan nöbetçi subaylar ve küçük rütbeli yedeksubaylar bulunuyordu. Bunların uyarmaları,korkutmaları, yalvarmaları ve haber gönderilip Kula’dan gelen komutanların nasihatleri para etmedi. Dağılma önlenememişti.

28 Haziran 1920 sabahı, Büyükçeşme’deki karargâhta hemen hemen hiç kimse kalmadı. Buradaki silâh ve levazım, ertesi gün Kula’ya giren Yunanlıların eline geçti.

Olaydan sonra, olayın tertipçilerinden Kula Müdafaa-i Hukuk Heyeti Başkanı Keleş Mehmed Ağa ile Hürriyet ve İtilâf Partisi ileri gelenlerinden Vedat adında birinin olduğu öğrenildi.

Bu kimseler o kadar haince bir davranış içinde olmuşlar ki, ordugâhtaki silâh ve levazımların alınması için Yunanlılara haber verenler olduğu da tesbit edilmişti.

Birinci Yunan ordusu komutanı Nider, yazdığı kitabında bu olay hakkında: “28 Haziran 1920 günü, 2. Yunan tümeni tarafından keşif ve emniyet maksadıyla Alaşehir kuzeyinde Umurbaba Dağı’na gönderilen bir kuvvet, Kula halkından bazı kimseler tarafından bayraklarla ve törenle karşılanmıştı.

Kula’ya girişlerinde 75 milimetrelik bir top, 2 ağır makineli tüfek ile bazı diğer silâhları da ele geçirmişlerdi.” demektedir.

Yunanlıların Kula’yı işgalinden az önce, 159. Alay komutanı ile 2. Tabur komutanı ve makineli tüfek bölük komutanları,yanlarına birer ağır makineli tüfek alarak bir kısım sadık erlerle birlikte ordugâhtan ayrılmışlar, yollarda buldukları eri toplayarak Uşak yönündemeye devam etmişlerdi.Kula Olayları ( 27 Haziran 1920 )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir