Anasayfa | Kültür Sanat | Edebiyat | Esir Şehrin İnsanları

Esir Şehrin İnsanları

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Esir Şehrin İnsanları

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir’in romanı (1956); devamı olan ikinci cildi Esir Şehrin Mahpusu adıyla yayınlandı (1962).

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir’in romanı (1956); devamı olan ikinci cildi Esir Şehrin Mahpusu adıyla yayınlandı (1962). Çok zengin bir Abdülhamid paşasının tek oğlu olan Kâmil Bey, Galatasaray’ı bitirdikten sonra Sorbonne’da felsefe okumuş, halktan ve toplum meselelerinden uzak, tam bir mirasyedidir. Birinci Dünya savaşı yıllarını Avrupa’da geçirmiş, karısı Nermin ve kızı Ayşe ile birlikte mütareke yıllarında İstanbul’a dönmüştür, imparatorluk topraklarıyla birlikte kaybolan gelir kaynakları yüzünden dar geçimli bir hayata razı olan Kâmil Bey, Bağlarbaşı’ndaki köşküne yerleşir. Resim ve tercümeler yaparak avunur. Yavaş yavaş hayat gerçeklerine alışırken Anadolu’da başlamış olan Millî Mücadeleye ilgi duyar. Mahalle kahvesinde başlayan ilk ilişkilerle varlığının, sorumluluğunun, görevlerinin bilincine varan Kâmil Bey, İstanbul’daki «Millî»cilerin destekleyicileri arasına katılır. Karısı Nermin’in işgal istanbulunun eğlence hayatına katılmasına karşılık gittikçe uyanarak, tutuklanan bir arkadaşının çıkardığı derginin yöneticiliğine geçer.

Yenilgiyi kabul etmeyen millî ruh karşısında coşku duyarak aynı duygularla yayın hayatına atılır. Hapisteki arkadaşı İhsan, onun karısı Nedime Hanım, Ahmet, Niyazi gibi Kuvayı Milliyecilerle birlikte çalışırken tutuklanır. Karısı Nermin ile onun halası ve eniştesi gibi mütareke vurguncularından gittikçe uzaklaşarak millî mücadeleye adanan bir ülkücü olur.

Tutuklu olduğu Bekirağa bölüğündeki tanıdıklarıyle memleket sorunlarını tartışır. Birinci İnönü savaşından sonraki günlerde arkadaşı Ramiz ile birlikte hakkındaki kararı bekler. Divanıharpçe yedi yıl hapse mahkûm edilir. Esir Şehrin Mahpusu adındaki 2. cilt, Kâmil Bey’in hapishane hayatını konu edinir. Çeşitli darlıklar ve sıkıntılar içinde Kâmil Bey, önceleri beceriksiz, suskun ve pasifken gittikçe mücadeleci ve dirençli bir kişiliğe kavuşur. Namuslu bir yurtseverlik sorumluluğuyle gittikçe karısı Nermin ile, onun temsil ettiği işbirlikçi, vurdumduymaz, çıkarcı sosyeteden uzaklaşır; romanının sonunda eşini boşarken büsbütün başka bir kişiliğe dönüşen Kâmil Bey, eski sorumsuz hayatından ayrılarak yeni bir ülkünün coşkusuyle «aydın» olmanın insana yüklediği görevi benimser. Roman gözden geçirilerek 1969’da tekrar basıldı.

 

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

0