Kurtuluş Savaşında Burdur

Kurtuluş Savaşında Burdur Millî Mücadele sırasında Burdurlular kendi bölgelerinde direnişe geçmediler, çevre illerdeki direniş hareketleriyle cephedeki birliklere destek oldular.

italyanlar 28 Haziran 1919 günü Burdur’a girerek buradaki bir kahveyi merkez edindiler ve bir telsiz istasyonu kurdular. Yunanlılarla aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle, farklı bir tutum benimseyen İtalyanlar, bölge halkını kazanmaya çalıştılar. Bunun için de Burdur’da okul ve hastaneler açtılar. Bu sebeple işgal, bölgede büyük bir huzursuzluk yaratmadı. Burdurlu gençlerin zaman zaman ortaya çıkan tepkisini de gözönüne alan italyanlar, askerlerini şehre pek sokmadılar.

Burdurluların Tepkisi

Bu tarihlerde Konya Vilayeti’-ne bağlı bir mutasarrıflık olan Burdur’da, Ali Ulvi Bey adında bir mutasarrıf bulunuyordu. İşgale karşı dolaylı da olsa direnilmesi ve direniş cephelerinin desteklenmesi için harekete geçen Ali Ulvi Bey’in tutumu, İstanbul Hükümetince hoş karşılanmadı. Ali Ulvi Bey görevden alınarak mutasarrıflığa Darbazoğlu Hacı Vasfi Bey tayin edildi. Ancak, Kuva-yı Milliye çalışmalarına engel olan Hacı Vasfi Bey’e Burdurlular tepki gösterdiler. Hacı Vasfi Bey Burdur’dan ayrılmak zorunda kaldı.

İstanbul Hükümeti de Burdur’u Konya Vilayeti’nden ayırarak bağımsız mutasarrıflık (liva) durumuna getirdi ve Burdur doğrudan doğruya İstanbul’a bağlandı.

Burdurlu Kuva-yı Milliyecilerin, Nazilli cephesine büyük yardımları oldu. Cepheye çok sayıda gönüllünün yanısıra, silâh, cephane, yiyecek ve giyecek gönderdiler. 1920’de toplanan Büyük Millet Meclisi’ne Burdur’dan ünlü kişiler katıldı. Bu milletvekillerinin en ünlüsü, İstiklâl Marşinın şairi Mehmet Akif Ersoy’dur.

Sevr Antlaşmasfm kabul etmeyen yeni Türk Hükûmeti’nin gösterdiği direnç, itilâf devletlerinin Anadolu siyasetlerini yeniden gözden geçirmesine sebep oldu. Bu amaçla toplanan Londra Konferansina (21 Şubat 1921) Ankara Hükümetini temsilen Hariciye Vekili Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet gönderildi.

Atatürk Nutuk’ta Bekir Sami Bey’in Konferans’taki tutumunu şöyle anlatır:

“…Londra’ya gitmiş olan delegeler kurulumuz, II. İnönü Zaferinden sonra geri geldi. Konferansın olumlu bir sonuca bağlanmamış olduğunu biliyorsunuz. Ama Delegeler Kurulu Başkanı Fransa ve İtalya devlet adamlarıyla buluşup konuşarak, her biriyle ayrı ayrı birtakım sözleşmeler imzalamış bulunuyordu.

Türk Sermayesi

Bekir Sami Bey, İtalya Dışişleri Bakanı bulunan Kont Sforza ile de 12 Mart 1921’de bir sözleşme imzalamış. Buna göre İtalya’nın, İzmir ve Trakya’nın bize geri verilmesi yolundaki isteklerimizi konferansta desteklemesine karşılık, biz de İtalya Devleti’ne Antalya, Burdur, Muğla, İsparta sancaklarıyla Afyonkarahisar, Kütahya, Aydın ve Konya sancaklarının sonradan saptanacak bölümlerinde İktisadî girişimler için üstünlük hakkı verecektik. Bundan başka, bu bölgelerde Türk Hükûmeti’nin ya da Türk sermayesinin yapmayacağı İktisadî işlerin İtalyan sermayesine verilmesi ve Ereğli madenlerinin bir Italyan-Türk ortaklığına geçirilmesi kabul edilmekte idi.

Kuşkusuz bu sözleşmeyi de hükümetimiz kabul edemezdi.” Bekir Sami Bey’in Kont Sforza ile yaptığı antlaşma Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce reddedilmekle birlikte, Italyanlar öbür itilâf devletleriyle arasındaki anlaşmazlık giderek büyüyünce, 1921 Mayıs-Haziran aylarında işgali tek yanlı olarak kaldırdılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir