Kurtuluş Savaşında Edirne,Trakya Cephesi | Tarih Bilgileri |

Kurtuluş Savaşında Edirne,Edirne Milletvekili Faik (Kaltakkıran) Bey, Şeref ve Şevket beylerin öncülüğüyle, İstanbul’da Küçük Kınacıyan Hanı’nda 2 Kasım 1918’de Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.

Kurtuluş Savaşında Trakya Cephesi

Teşkilât, 7 Kasım’da adını Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi olarak değiştirdi.

Teşkilatın 7 Aralık 1918 tarihli Tasvir-i Efkârgazetesinde yayınlanan programı şöyleydi:

Trakya-Paşaeli müdafaa-i hukuk heyetinin programı

“1-Trakya’rın Osmanlı Padişahlığımla ilişki ve toprak bütünlüğünü sağlamak amacıyla Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi adında bir dernek kurulmuştur.

2-Derneğin yönetim merkezi Edirne Şehri’dir.

3-Dernek.yönetim kurulunun güvenine sahip kişilerden meydana getireceği sorumlu delegeler aracılığıyla amaçlarını yabancı ülkelerde ve Osmanlı Devleti nezdinde savunacaktır.

4-Derneğin amacı, Milletler Cemiyeti düşüncesinin kurucusu olan VVilson ilkelerine bağlı kalarak, ülkenin egemenlik hakkını ve toprak bütünlüğünü yasalar çerçevesinde savunmak ve meydana getirmektir.

7-Derneğin Osmanlı Padişahlığında var olan partilerden hiçbirisiyle ilişkisi yoktur.

9-Kuruluş amacı olan Trakya Birliği ve toprak bütünlüğü sağlandığında, dernek varlığını sona erdirecektir.”

Kuruluş bildirisinde bütün siyasi partilerin dışında ve parti çekişmelerinin uzağında kalınacağı yazılı olmakla birlikte derneğin yönetimi, İstanbul’daki siyasi akımlara bağlı olarak, sık sık değişmek durumuyla karşılaştı; dolayısıyla da üstlendiği göreyi hakkıyla yerine getiremedi, ilk kongresini 10 Temmuz 1919’da yapan derneğin, ikinci kongresi 16 Ekim 1919’da toplandı.

Ocak 1920’de yapılan Üçüncü Edirne Kongresi’nde silâhlı direniş birliklerini teşkilâtlandırma kararı alındı.

İstanbul’un işgali üzerine 31 Mart 1920’de Lüleburgaz Kongresi’ni toplayan Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi’nin son kongresi de 9-13 Mayıs 1920’de Edirne’de yapıldı.

Sivas Kongresi’nde bütün milli teşkilâtların Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmesi kararı alınınca derneğin adı Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne dönüştü.

Daha sonra Trakya-Paşaeli Cemiyeti Ankara Heyet-i Faalesi, 20 Haziran 1922 tarihinde de Trakya Yurdu adı altında çalıştı.

Sirkeci-Uzunköprü Demiryolunun İşgali

Mondros Mütarekesi’nin. imzalanmasından hemen sonra 4 Kasım 1918’de bir Fransız alayı Doğu Trakya’ya gelerek Sirkeci-Uzunköprü Demiryolu’nu işgal etti.

Bir süre sonra da demiryolunun korunmasını bir Yunan taburuna devrettiler.

Bulgarlar bu girişimi kendi çıkarlarına karşı bir saldırı sayarak, itilâf Komutanlığı nezdinde protestoda bulundular.

Bunun üzerine konu, özel bir komisyonca ele alındı.

Sonuçta 1 Mart 1919 tarihli kararla Batı ve Doğu Trakya’nın Yunanlılara verilmesi kararlaştırıldı.

Demiryolunun işgali Edirnelileri, bu arada Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi’ni harekete geçirdi.

Bölgede durum gerginleşirken, Osmanlı Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa da, demiryoluna Yunan birliklerince el konmasının işgal niteliği taşımadığını ileri sürerek, ortalığı yatıştırmaya çalışıyordu.

Atatürk, Nutuk’ta o günlerdeki Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi’ni şöyle anlatır:

“Trakya-Paşaeli Cemiyeti yöneticilerinden bazılarıyla, daha İstanbul’da iken görüşmüştüm.

Osmanlı Devleti’nin çökmesini çok güçlü bir ihtimal olarak görüyorlardı.

Osmanlı ülkesinin bölünmesi tehlikesi karşısında Trakya’yı, mümkün olursa Batı Trakya’yı da içine katıp, bir bütün olarak İslâm ve Türk toplumu halinde kurtarmayı düşünüyorlardı.

Fakat bu amacın gerçekleştirilmesi için o zaman akıllarına gelen tek çözüm, İngiltere’nin mümkün olmazsa Fransa’nın yardımını sağlamaktı.

Bu amaçla bazı yabancı yöneticilerle görüşme imkânını da aramışlardı.

Amaçlarının bir Trakya Cumhuriyeti meydana getirmek olduğu anlaşılıyordu.” Yunanlıların demiryolunu işgal etmesi ve art arda patlak veren Rum saldırıları üzerine 1919 sonlarında bölgenin yerel yöneticilerine bir bildiri gönderen Mustafa Kemal, hızla silâhlı millî müfrezeler kurulmasını ve Trakya’da bulunan I.Kolordu’nun bu müfrezelerin direnişine önderlik etmesini emretti.

Halkı Direnişe Davet

Silâhlı direniş hazırlıkları sürerken, Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de bir bildiri yayınlayarak, halkı direnmeye çağırdı.

Bu gelişmeler üzerine, demiryolunu işgal eden Yunan taburu bulunduğu bölgeyi boşaltarak, Çatalca’ya çekildi.

Bu arada İstanbul’la ilişkisini kesen 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey tarafından ilân edilen sıkıyönetime, Tekirdağ dışında eksiksiz uyuldu.

14 Mayıs 1920’de, Yunanlıların iskeçe’den Gümülcine’ye demiryoluyla girmeye başladıkları, Kavala ve Dedeağaç’a asker çıkardıkları haber alındı.

4 Haziran 1920’de Yunanlılar Edirne’nin Karaağaç istasyonumdan, güneyde Enez’e kadar bütün Meriç Irmağı boyunca mevzilendiler. Böylece Batı Trakya, Yunan yönetim ve işgaline girdi.

Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti son kongresi olan Beşinci Büyük Edirne Kongresi’ni toplayarak, oybirliğiyle direnme kararı aldı.

Cafer Tayyar Bey’i de Millî Komutanlığa tayin etti.

Doğu Trakya’nın Boşaltılması

20 Temmuz 1920’de Yunanlılar Doğu Trakya harekâtına başladılar.

Aynı gün, Çorlu ve Tekirdağ’a girdiler.

Yunanlıların karşısında duramayacağı düşüncesine kapılan Cafer Tayyar Bey, Doğu Trakya’yı bütünüyle boşaltma kararı aldı.

Yunanlıların gücüne ilişkin incelemelerde bulunmak isterken de Havsa’da atından düşüp yaralandı ve Yunanlılarca tutsak edildi.

Böylece Edirne ve bütün Doğu Trakya, 25 Temmuz 1920’de önemli bir direnişle karşılaşmadan Yunanlılarca işgal edildi.

İşgale karşı direniş hareketi Bulgaristan merkez alınarak yürütülmeye başlandı.

Bulgaristan’dan ve Çatalca’dan gizlice Doğu Trakya’ya sızan Kuva-yı Milliyeciler bölge halkına bildiri ve gazete dağıtıyor, sözlü propaganda çalışmaları yapıyorlardı.

Öte yandan, Ankara’nın görevlendirdiği Fuat Bey komutasındaki müfrezeler, Eylül 1921’den başlayarak Kasım ayına kadar Batı Trakya’da da art arda baskınlar düzenlediler.

Büyük Taarruz’dan sonra, 9 Eylül 1922’de İzmir’e giren Türk orduları, Mustafa Kemal’in emriyle Çanakkale ve İstanbul’a doğru hızla harekete geçtiler.

Telaşa kapılan itilâf devletleri, 23 Eylül 1922’de İzmir’de bulunan Mustafa Kemal’e nota verdiler.

Bu notaya göre, Türk ordularının ilerlemesi durdurulursa, İtilâf devletlerinin, Meriç Irmağı’na kadar bütün Trakya’yı Türklere bırakmaları sağlanacaktı.

Notaya Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey imzasıyla verilen 29 Eylül tarihli cevapta, Yunanlıların Meriç’in batısına kadar bütün Doğu Trakya’yı hemen boşaltması isteniyordu.

Bu resmi cevap, 3 Ekim 1922’de başlayan Mudanya Mütarekesi’nde temel alındı.

11 Ekim 1922 gecesi imzalanan Mudanya Mütarekesi’ne göre Yunanlılar Karaağaç da içinde olmak üzere Meriç’in batısına kadar bütün Doğu Trakya’dan çekilecek, yerlerine gelecek itilâf birlikleri bu bölgeyi, en çok bir ay içinde Türk güçlerine bırakacaktı.

Bir cevap yazın