Kurtuluş Savaşında Kahramanmaraş

Kurtuluş Savaşında Kahramanmaraş Kahramanmaraş ya da o dönemdeki adıyla Maraş, Mondros Mütarekesi günlerinde bağımsız bir sancaktı. Maraş’ın bir bölüm toprakları, Fransızların Kilikya adını verdikleri bölgede yer alıyordu. Adana’nın kuzeydoğusuna düşen bu topraklar daha 1912’de Fransa ile Ingiltere arasında anlaşmazlık konusu olmuştu.

1912 Balkan Savaşı’nın Osmanlı Devleti’ni yıkımm eşiğine getirdiğini gören İngiltere ve Fransa, bu topraklardaki nüfus alanlarını belirleyen bir antlaşma yaptılar. Bu antlaşmaya göre, Kilikya ile Suriye Fransa’ya bırakılıyordu.

Ancak, daha sonra, İngiltere’nin Ortadoğu’ya ait politikasında önemli bir değişiklik oldu. 1916 yılı içinde birçok görüşmeden sonra iki devlet arasında yapılan Sykes-Picot Antlaşması’na göre, paylaşılacak alanlar yeniden belirlendi.

Irak ile Filistin Ingiltere’ye; Suriye, Kilikya, Antep, Maraş ve Urfa Fransa’ya verilecek, Ayrıca Fransızlar Musul ve çevresine de “nezaret” edeceklerdi. Böylece daha Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından çok önce, Osmanlı topraklarının önemli bir bölümü itilâf devletlerince paylaşılmış oluyordu.

Fransız İşgali

Mütareke imzalanınca, itilâf devletleri daha önce paylaştıkları alanları ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Ancak büyük devletler arasında 1915’ten beri var olan anlaşmazlık burada su yüzüne çıktı. Ingiltere, Mütareke’nin imzalanmasından bir gün sonra, daha önce Fransızlara bırakılması kararlaştırılmış olan Musul’a girdi.

Fransızlara baskı yaparak Musul üzerindeki isteklerinden caymalarını sağlamaya çalışan İngiiizier, harekâtı sürdürerek, 6 Aralık’ta Kilis’i, 17 Aralıkta da Antep’i işgal ettiier. Fransızlardan tepki görmeyince de, 22 Şubat 1919’da, Mütareke’nin 7. maddesini gerekçe göstererek Maraş’a girdiler.

Yıldırım Orduları Komutanlığı, işgalden bir hafta önce Maraş askeri komutanına telgraf çekmiş, Maraş’taki askeri ağırlığın İngilizier gelmeden Ceyhan Irmağı batısına taşınmasını istemişti.

Bunun üzerine harekete geçen bazı köylüler, İngilizlerin şehri işgalini geciktirmek amacıyla, Pazarcık-Narlı Köyü arasındaki Aksu Köprüsü’nü yakmışlar ve İngilizlerin, yanan köprü yerine tahta bir iskele kurmalarından yararlanarak da Maraş’taki cephaneyi Süskürdü ve Koşürge ormanlarına saklamışlardı. Sözkonusu cephane, burada da yeterince güvenlikte görülmeyerek, daha sonra Kayseri’ye götürülmüştü,

İngiliz birlikleri, Maraşlı ve Zeytunlu Ermenilerinin taşkınlıkları arasında şehre girdiler ve askerî kışlaya yerleşmek istediler. Ancak, oradaki bir bölük kadar askerin buna karşı koyacağını anlayınca, yollarını değiştirip, bugünkü Vali Konağı’nın bahçesine çadırlarını kurdular. Maraş’a gelen bu İngiliz birliği, Hintli askerlerden kurulu bir süvari alayıydı.

İngilizlerle birlikte, daha önce Suriye’ye göçmüş olan Ermenilerin büyük çoğunluğu da Maraş ve köylerine geldi. Ermeni birlikleri, göç etmenin de etkisiyle, bunların arasında oldukça önemli bir güç toplamışlardı. Ayrılıkçılar, yerli Müslüman halkı ardarda ihbar ediyor, İngiliz işgal komutanı da bunadayanarak tutumunu sertleştiriyordu.

İngiliz yönetimi ile yerli halk arasındaki ilişkiler böylesine gergin durumda iken, Mart 1919 başlarında İngiliz generali, şehrin ileri gelenleriyle görüşmek üzere Maraş’a geldi. Amacı, Maraş halkına gözdağı vermekti. Ne var ki, görüşme hiç de generalin umduğu biçimde gelişmedi.

Maraş ileri gelenleri bölgedeki tedirginlikleri Ermenilerin yarattığını belirttiler ve kışkırtmaların önlenmesini istediler. Nitekim, o toplantıdan sonra Ermenilerin çalışmalarında gözle görülür bir azalma oldu.

Ulucami Mitingi

İngiltere’nin Fransa’yı Musul’dan vazgeçmeye zorlamak için başlattığı Kilikya işgalleri, Eylül 1919’da sonuç verdi ve bir antlaşmayla Musul İngiltere’ye bırakıldı. Buna karşılık, İngiliz askerleri de, Güney Anadolu’da işgal ettikleri yerlerden çekileceklerdi.

Bölgenin Fransızlara bırakılacağı haberi Ekim 1919’da Maraş’a ulaştı. Aynı günlerde Elbistan’a gelen 3. Kolordu Komutanı Miralay Selahaddin Bey, Maraş’ın birkaç gün içinde Fransızlarca işgal edileceğini anlayarak şehir halkını uyarmıştı.

Fransızların Maraş’ı işgal edeceği haberi şehirde çok olumsuz bir etki yarattı. Halk, Fransız işgalinin Maraş için büyük bir yıkım olacağını, Ermenilerin baskılarının artacağını düşünüyordu. Bunda haksız da değildi.

Gerçekten de Ermenilerle Fransızlar arasında çok yakın bir ilişki vardı ve Adana’daki işgal bunu açık olarak gösteriyordu. Ayrıca, Fransızlar, ayrılıkçı Ermenilerden “Legion d’Orient” adını verdikleri bir alay kurmuşlardı, işgal ettikleri her şehre, bu alayın bir, iki taburunu götürüyorlardı.

Maraşlılar, bütün bu gelişmeler üzerine, Fransızların şehre gelmesini önlemek amacıyla harekete geçmeyi kararlaştırdılar ve Doktor Mustafa Bey’in öncülüğünde Ulucami’de miting düzenlediler. Çok sayıda Maraşlının katıldığı bu mitingte Adana, Osmaniye, Dörtyol ve Bahçe işgalleri sırasında halkın uğradığı baskılar dile getirildi ve aynı olayların bir defa daha Maraş’ta yaşatılmasına izin verilmeyeceği belirtildi. Hariciye Nezareti aracılığıyla İngiltere ve ABD elçilerine, askerî temsilcilerine ve dışişleri bakanlarına telgraf çekildi. Telgrafta, özet olarak, “Maraş Mütareke sonuna kadar işgal altında kalacaksa, hiç değilse ingilizlerin işgali altında kalmalıdır” deniyordu. Bu başvurulardan hiç sonuç alınamadı.

Olay Uzunoluk Mahallesi’nde cereyan etti ve Ermeniler, “Sütçü imam” adıyla bilinen yaşlı bir köylünün beklenmedik, sert tepkisiyle karşılaştılar. O sabah, birkaç Fransız askerini çarşıda gezdirmek için Uzunoluk’a gelen Ermeniler yakınlardaki bir hamamdan çıkan kadınlara sarkıntılık ettiler. Bunu engellemek isteyen halka da ateş ettiler ve iki kişiyi yaraladılar. Tam o sırada, Sütçü imam silâhıyla ortaya çıktı ve çevreye ateş açan ayrılıkçılardan birini yaraladı. Daha sonra da, çıkan kargaşadan yararlanarak gözden kayboldu.

Bayrak Olayı

Bazı Ermeni ileri gelenleri Maraş Kalesi’ne çekili duran Türk Bayrağı’nı indirtme yolunda Albay Andreas’a baskı yaptılar. Türklerin, çağrısına uymamaları sebebiyle zaten öfkeli olan Fransız askeri valisi, kaledeki bayrağın hemen o gece indirilmesini buyurdu.

29 Kasım 1919 sabahı, Maraşlılar, kaledeki Türk Bayrağı’nın indirilmiş olduğunu gördüler. Evi kaleye yakın olan Avukat Kısakürek Mehmed Ali Bey, olaya tanık olur olmaz bir bildiri hazırladı. Bildiriyi elle çoğaltarak, sabah namazından önce Ulucami ve Çarşıbaşı camilerinin avlularına bıraktı. Namaz için camilere gelenler, bildirileri elden ele dolaştırdılar. Bu gizli direniş çağrısı, kısa sürede bütün Maraş’a yayıldı.

Ulucami avlusunda toplanan bini aşkın Maraşlı, namaz kılmayı bir yana bırakarak camiden çıktı ve topluca kaleye yöneldi. Çarşıdan geçilirken, kalabalık daha da büyüdü. Binlerce kişinin üstlerine geldiğini gören Fransız jandarmaları bir köşeye sindiler. Maraşlılar hiçbir direnişle karşılaşmadan kaleye girdiler ve onbaşı adıyla tanınan Zalhahocaoğlu Osman, bayrağı atıldığı yerden alarak kalenin burcuna dikti. Geciken öğle namazını kalede kılan Maraşlılar, jandarmaları dışarı çıkardılar, daha sonra hükümet konağına gittiler. Buraya gelerek kendileriyle görüşmek isteyen Fransız Vali Andreas’ı bu tür olayların tekrarlanmaması için uyardılar, bu konuda söz alınca da dağıldılar.

K.Maraş İleri Gelenleri

Bayrak olayından sonra Maraş ileri gelenleri toplantı yaparak direnişin bundan böyle teşkilâtlı bir şekilde yürütülmesini kararlaştırdılar.Aynı gün Maraş’ın Şekerli ve Hatuniye mahallelerinde başka bir teşkilâtlanma çalışması başlatılmıştı.

29 Kasımda bu iki çalışma birleştirildi ve Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş oldu. Ulucami Medresesi’ni merkez edinen birlik, şehri dokuz ayrı bölüme ayırdı ve buralarda birer şube kurdular.

Şube kurullarının başkanları da merkez yönetim kurulunu meydana getiriyordu. Cemiyet, kısa süre içinde silâhlı bir direniş birliği kurdu ve bunu mahallelere dağıttı. Teşkilâtlanmanın tamamlanmasından sonra, Sivas Heyet-i Temsiliyesi’ne başvuruldu ve harekete geçmek için hazır olunduğu bildirildi. Sivas Heyet-i Temsiliyesi de bölgedeki askerî harekâtı yönetmek üzere bir düzenleme yapmıştı. Kurtoğlu Salim Bey ile Kılıç Ali Bey, Maraş Kuva-yı Milliyesi yönetimine tayin edildiler.

Mücadelenin Başlaması

Maraş Kuva-yı Milliyesi’nin silâhlı direniş hazırlıklarını yoğunlaştırdığı günlerde, 6 Ocak 1920’de, Kilikya işgal Komutanı General Oueratte 1.500 kişilik bir birlikle Maraş’a geldi. Aynı gün şehir halkını toplayarak gözdağı veren Queratte, Kılıç Ali’yi eşkiyalıkla suçlayarak, bölgeye onu yakalamak için geldiğini belirtti. Ancak, Maraşlılar bu tutuma boyun eğmediler ve ertesi gün aralarında 500’e yakın imza toplayarak generali protesto ettiler.

General Queratte’in gelişini takip eden günlerde silâhlı direniş hazırlıkları daha da yoğunlaştı. Bu arada, Fransızların Antep ve öbür işgal bölgelerinde de zorluk içinde oldukları gözleniyordu. Fransız işgal yönetimi, Maraş-islâhiye yolunun güvenliğini sağlayamamanın sıkıntısı içindeydi.

Fransızlar, 6 Ocak 1920’de, Maraş yolunu güvence altına almak için Maraş’tan İslâhiye’ye Bahçe’den de Maraş’a birer birlik gönderdiler. Ancak, Maraş’tan yola çıkan müfreze, aynı gün Eloğlu’nun (Türkoğlu) kuzeyinde, Kıllı Köyü yakınlarında Muallim Hayrullah Bey’in baskınına uğradı. Fransız birliği burada 30’a yakın kayıp verdi.

Muallim Hayrullah Bey, ertesi gün de Maraş’a gelmekte olan ikinci Fransız müfrezesini karşıladı ve Eloğlu yakınlarında Ceceli’de üstlerine saldırdı. Fransızlar, ilk ağızda şaşkınlığa uğradıiarsa da, üstünlük sağlayarak Ceceli Köyü’ne girdiler ve köyü yakıp yıkıp, yağmaladılar. Ardından da Eloğlu’ya girdiler.

Bunun üzerine, Muallim Hayrullah Bey, başka Kuva-yı Milliye çetelerinin de yardımıyla Maraş-Eloğlu yolunu kapatarak Fransız birliğini Eloğlu Köyü’nde kuşattı. Fransızlar, yardım almalarına karşılık, kuşatmayı kıramadılar.

Sonuçta, Maraş’tan Eloğlu’na bir kurul gönderildi ve Fransızların köyü kuşatmaları şartıyla kuşatmanın kaldırılması sağlandı.

Fransız işgal birlikleri Ceceli ve Eloğlu köylerinde 23 kişi öldürdüler, 35 ev yaktılar, 3.000’e yakın büyük ve küçükbaş hayvanı yağmaladılar. Maraşlılar, Mustafa Kemal’e başvurarak, bölgeye bir soruşturma kurulu gönderilmesini ve olayın fotoğraflarla belgelenmesini sağladılar. Bir anlaşmayla sonuçlanmasına karşılık, Eloğlu çarpışmaları, Maraş Kuva-yı Milliyesi’ne güç verdi.

Araplar Çarpışması

Fransız komutanlığı, 12 Ocak 1920’de bir süvari bölüğüyle bir piyade taburunu Maraş’a göndermek için Antep’ten yola çıkardı. 12/13 Ocak gecesini Araplar Köyü’nde geçiren Fransız birliği, ertesi sabah Sarılar Köyü’ne gitmek üzere yola çıktığında, Maraş ve Antep Kuva-yı Milliyelerinin saldırısına uğradı ve 50 dolayında asker öldü. Araplar çatışması gerek Antep gerekse Maraş’ta büyük bir coşku yarattı. Üstelik, Fransızların bölgedeki yöneticilere yaptığı başvuru üzerine, bir Fransız Türk ortak kurulu meydana getirildi. Kurul,incelemeler sonunda çatışmanın Araplarda Fransızların yaptığı kışkırtmalarla başladığını ortaya çıkardı. Bu Fransızlar için yeni bir darbe oldu.

Harabe Çatışması

Araplar çatışmasında Türklerin Fransız birliklerini bozguna uğratmasında, Pazarcık Kuva-yı Milliyesi’nin büyük payı vardı. Fransızlar Antep-Maraş yolunun böylece kapatıldığını görünce, Pazarcık’taki güçleri boy hedefi seçtiler ve 19 Ocakta iki taburluk bir gücü buraya doğru yola çıkardılar. Ancak, Pazarcık Kuva-yı Milliyesi’nden Yakup Hamdi Müfrezesi, bu birliğe Aksu Köprüsü yakınlarında baskın verdi ve onu Harabe Köyü’ne çekilmeye zorladı.

Fransız birliği burada yeni bir saldırıya uğradı ve darmadağınık bir biçimde Maraş’a doğru kaçmaya başladı. Tomsuklu yakınlarında da Hüseyin Efe’nin baskınıyla karşılaştı ve Maraş’a güç bela ulaşabildiklerinde, askerlerinin hemen yarısını kaybetmişti.

Şehir Savaşları Fransız birlikleri şehirden her çıkışlarında Türk çetecilerinin saldırısıyla karşılaşınca, şehrin bütün çevresinin Kuva-yı Milliye’nin kontrolunda olduğunu sanarak savunmaya geçtiler. Maraş’taki birkaç büyük ve dayanıklı binayı işgal ettikten sonra, askeri kışlayı karargâh edinerek tahkimata başladılar. Bu sırada, Alman çiftliği, Alman Hastanesi, Dedepaşa, Şükrübey Bağları ve Mercimek tepe Fransızların elindeydi. Şehrin giriş çıkışı da, çeşitli engellerle tıkanmıştı.

Fransızlar, daha çok, Elbistan Kuva-yı Milliyesi’nin Bertiz yönünden yapacağı bir saldırıdan çekiniyorlardı. Nitekim, öyle de oldu.Fransızlar şehri işgal etmeden önce Maraş’tan ayrılmış olan Doktor Mustafa Bey komutasındaki Bertiz Kuva-yı Milliyesi, 20 Ocakta Fransız işgali altında bulunan Yumurta tepe’ye ardarda birkaç saldırı düzenledi.

Fransızlara oldukça önemli kayıplar verdirttiyse de, bölgenin düzlük ve çıplak olması sebebiyle, saldırı daha fazla genişleyemedi.. Fransızlar, yoğun makineli tüfek ateşiyle Bertiz Kuva-yı Milliyesi’ni durdurdular.

Aslında baskının amacı, geniş bir bölgeyi ele geçirmek değil, Elbistan-Göksun yolunu kapatmak ve Fransızların bulundukları yerden daha da kuzeye ilerlemesini önlemekti. Bu amaca ulaşıldığı için de harekât durduruldu.

Mutasarrıfın Tutuklanması

Berkiz Kuva-yı Milliyesi’nin Maraş’a saldırdığı gün, Fransız Generali Oueratte, bir misilleme olmak üzere, hükümet konağını işgal etti. Bu kararın tepkiyle karşılanması üzerine de, Maraş mutasarrıfını ve ileri gelenlerden birkaç kişiyi tutuklattı. Şehirde durum öyle gerginleşmişti ki, çatışmanın başlaması için bir kıvılcım yetecekti.

Bu kıvılcım da, bir Fransız askerinin Türk jandarmalarından birini yaralaması oldu. Kızılkırlık’ta bulunan Kuva-yı Milliye çeteleri, ateş açan Fransız’ı kurşun yağmuruna tuttular. Aynı anda, Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Komiser Arslan Bey de, Maraş halkına silâhlı şehir direnişinin başladığını duyurdu.

Çatışmanın ilk günü (21 Ocak 1920), kimin üstün geldiği belli olmadı. Ancak, Türk birlikleri ikinci günden sonra duruma hakim olmaya başladılar ve Fransızları yoğun bir ateş altına aldılar. 23 Ocakta, Pazarcık Kuva-yı Milliyesi’ni yöneten Kılıç Ali Bey de, Maraş’a gelerek yönetimi eline aldı.

Fransızlar, 24 Ocakta Maraş’taki ablukayı kırmak ve yiyecek ihtiyacını karşılamak için Antep’ten Maraş’a bir konvoy çıkardılar. Ancak, Pişkinzâde Ali Rıza Bey komutasındaki çeteler, bu konvoyu Karataşlık’ta yakalayarak Fransız askerlerini tesirsiz hale getirdiler, yiyeceklere de el koyarak Türk bölgesine geçtiler.

25 Ocak ve sonrasın0a, Pazarcık’ta ve öbür köylerdeki çeteler de, Maraş’a getirilmeye başlandı ve bu arada, Fransızların kuşatmayı yarmak için başlattıkları birkaç saldırı ardarda kırıldı.

Şubat başında, önemli bir nokta olan Taşhan, Türklerin eline geçtikten sonra, çatışma iyiden iyiye Türkler lehine gelişmeye başladı. Bu arada Sulutarla güneyinde bulunan büyük bir Fransız birliğine karşı saldırı düzenlendi ve Fransız piyadesine ağır kayıplar verdirildi.

Bunun üzerine, Fransız işgal komutanlığı Maraş’taki güçlerin arttırılmasını kararlaştırdı. Albay Normand komutasındaki bir Fransız birliği, 8 Şubatta İslâhiye’den yola çıktı, iki alaya yakın güçteki Fransız birliği Maraş yakınlarında Yörük Selim Bey müfrezelerinin saldırısına uğradıysa da, bundan fazla etkilenmeyerek, Maraş’a girdi.

Şehirde Panik

Fransız Albayı Norband’ın büyük bir güçle Maraş’a girmesi ve şehrin üstünde Fransız uçaklarının dolaşmaya başlaması, Maraş’ta, özellikle de Fransız ateşinin yoğun olduğu Bayezidli semtinde büyük bir kargaşa yarattı. Bu sırada Kılıç Ali Bey’e bağlı çeteler, Kümbet Kilisesi’ni ele geçirmiş, Fransızlar da misilleme olarak çok yoğun bir topçu ateşi başlatmışlardı. Öyle ki, büyük top mermileri, birkaç saat içinde kilise çevresindeki duvar ve yıları yerlebir etmişti.

Halk, telâş içinde arabalarla Göksün, Çardak ve Elbistan yönünde kaçmaya çalışıyordu. Sonunda Bayezidli semtinin ileri gelenleri, Maraş Kuva-yı Milliyesi önderlerinden Doktor Mustafa Bey’i yanlarına çağırttılar. Kendisine, soykırım yapılmasından korktuklarını söylediler ve teslim olmaktan başka yol olmadığını belirttiler. Bu sırada, yoğun top ateşi sebebiyle şehir içindeki direniş de büyük bir gerileme içine girmişti.

Doktor Mustafa Bey, semt halkını bu tutumlarından caydırmaya çalıştıysa da başaramadı ve dediklerini yapmak zorunda kaldı. Eline bir bayrak alarak Fransız işgal bölgesine girdi ve Maraş Amerikan Koleji’nde General Queratte’le bir görüşme yaptı.

Doktor Mustafa bey, görüşme sonrasında, geri dönmek üzere Alman Hastanesi yakınlarına gelmişti ki, ayrılıkçı Hınçak Ermeni teşkilâtı taraflısı iki kişinin saldırısına uğradı ve öldürüldü. Doktor Mustafa’nın Fransız generalinden ne gibi bir cevap aldığı anlaşılamadı..

Maraş’ın Kurtuluşu

Maraşlıların bir bölümü Doktor Mustafa’nın getireceği cevabı bekliyor ve teslim olmak için hazırlık yapıyordu ki, Fransızlar, 11 Şubat gecesi birden ateş kestiler. Aynı anda kışla yanmaya, içindeki cephane de patlamaya başladı. Kimse kışla bölgesine yaklaşamıyor, bu yüzden de ne olup bittiği anla-şılamıyordu. Ardından Divanlı (Ismetpaşa) Mahallesi’nde de yangın başladı.

Ertesi sabah Maraşlılar, gerek General Queratte’in, gerekse Albay Normand’ın şehri boşaltarak Sıtmapınarı’na indiklerini ve oradaki ağırlıklarını da alarak, İslâhiye’ye çekildiklerini öğrendiler.

Teslim eğilimini de öğrenmelerine rağmen, Fransızların şehri neden boşalttıkları anlaşılamamakla birlikte, 22 gün süren Maraş şehir savaşı da bitmiş ve Maraş kurtulmuş oldu.

Fransız Albayı Normand, bu olaydan da söz ettiği hatıralarında, Maraş’ın bir anda boşaltılmasını, Suriye’deki Fransız Yüksek Komiseri General Gouraud’dan aldığı emirle açıklamakta ve “Urfa’da bir ayaklanmanın hazırlanmış olduğu ve nerede ise patlak vereceği bir sırada Maraş’ta kalmak doğru olmazdı. İslâhiye’ye çekilip Urfa’nın yardımına koşmanın daha uygun olacağı düşünülmüştü” demektedir.

Fransız birliklerinin Maraş’ı boşaltması o kadar kısa sürede gerçekleştirildi ki, çekilme kararından haberi olmayan 100 dolayında Fransız askeri şehri terk edemedi. Bunlar silâhlarıyla birlikte Kuva-yı Milliyecilerce esir edildiler. Kuva-yı Milliyeciler Fransızların yeniden şehre gelme imkânını ortadan kaldırmak için, şehir girişinde tahkimat yaptılar, bir bölüm Kuva-yı Milliyeci de Fransızları İslâhiye’ye kadar takip ederek onların öncülerine önemli kayıplar verdirdi.

Zeytun ve Şar Olayları

Maraş sınırları içindeki Süleymanlı Bucağı,çevrede zeytin ağaçlarının bolluğundan dolayı, Milli Mücadele yıllarına kadar Zeytun adıyla biliniyordu.

I.Dünya Savaşı öncesinde, Ermeni nüfusun en yoğun olduğu yerleşme burasıydı. Ancak savaş sırasında kasaba bütünüyle yanmış, Ermeni halk da Suriye’ye göç etmek zorunda bırakılmıştı. Suriye’deki Zeytun Ermenileri, Mütareke imzalanınca geri döndüler.

Kasabada oturacak yapı olmadığı için de kışla binasına yerleştiler. Kışlayı ve çevredeki 25 dolayında yapıyı tahkim eden Ermeniler, ayrılıkçı teşkilât taraflılarının da etkisiyle, bağımsız biryapı meydana getirdiler. Aralarından 12 kişilik bir kurul seçerek, kendi kendilerini yönetmeye başladılar. Zeytun’daki Türk köylerine de baskın düzenliyor, karşılarına çıkan askerlere ateş açıyorlardı.

Maraş’ın kurtuluşundan sonra, Zeytun’daki ayrılıkçıların saldırıları daha da arttı. Zeytun ayrılıkçıları Maraş Kuva-yı Milliyesi ile çatışmaya giriyor, kim; Türk köylülerini Zeytun’a götürüp kışlaya kapatıyorlardı.

Mart 1920 başlarında, Maraş yöneticilerinin dikkatini Zeytun’açeken yeni bir olay oldu. Zeytunlu ayrılıkçılar, Fırnıs nahiye müdürünü ve yanındaki birkaç kişiyi de tutuklayıp Zeytun kışlasına kapattılar. Bunun üzerine 8 Mart 1920’de Zeytun’a bir öğüt kurulu gönderildi. Zeytunlu ayrılıkçıların bu kurula da karşı çıkması üzerine, 3. Kolordu Komutanlığı Zeytun’a bir müfreze yollanmasını kararlaştırdı. Zeytunlular, müfrezenin sürekli olarak kasabada bulundurulması sebebiyle, eski katı tutumlarını değiştirmek ve daha uyumlu davranmak zorunda kaldılar.

Zeytun Olayı’nın bir benzeri de, Şar Köyü’nde yaşandı. Şar Saimbeyli-Elbistan yolu üzerinde, 250 evli bir Ermeni köyüydü. Maraş’ın kurtuluşu sırasında. şehirde Türklerle çatışan ayrılıkçı Ermenilerin bir bölümü de buraya sığınmıştı.

Türk Hükümeti, Maraş çevresindeki işgal birliklerinin temizlenmesinden sonra, Şar köylülerinden silâhlarını teslim etmelerini istedi. Ancak, Şar ve çevresindeki ayrılıkçılar bu isteği geri çevirdiler ve yer yer çevre köylere silâhlı baskınlara başladılar. Mart 1920’den Temmuza kadar süren bu tedirginliklerin daha da genişleme eğilimi göstermesi üzerine, 2/3 Temmuz 1920’de Doğan Bey komutasındaki bir müfreze Şar’a gönderildi ve olay bastırıldı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir