Mahayana Budizmi Nedir

Mahayana Budizmi Nedir,I. yy.dan II. yy.a kadar Hindistan’da hüküm sürdü. Günümüzde, Theravada’dan («eskilerin doktrini») veya özellikle Seylan, Burma ve Tayland’da uygulanan Hinayana’dan («küçük taşıyıcı») ayrı olarak, Tibet, Çin, Japonya ve Moğolistan’da geçerlidir.

Mahayana’nın kaynaklarından anlaşıldığına göre, Mahayana ile Hinayana arasındaki en büyük ayrılık şudur: Hinayana kurtuluşu, kişinin kendi öz çabasında aramaktadır.

Mahayana ise, insanın ancak ibadetle, Buddha veya buddhalar (bilge veya erenler) ve bodhisatvalar (buddha’cı) kurtarıcılar, bunların «özü bilime dayanır») sayesinde kurtulabileceğini ileri sürmektedir.

Mahayana’nın bilgi ve kurtarıcılar üstünde durmasında İran’ın etkisi sezilir. Theravada akideleri, bir ticaret dili olduğu sanılan Pali ile yazılmıştır. Mahayana akidelerinin ise, bir kısmı sanskritçe, büyük bir kısmı da tibet dillerinden tancur ve kancurca yazılmıştır. Bu metinlerin çince tercümesi de vardır.

Doktrin

Buddha kültü, Buddha’nın ölümünden sonra (M.ö. 483 ?) gelişti. Kutsal emanetler, stupa adı verilen yarım küre şeklindeki türbelerde saklanmaya başlandı. Bu emanetlerin saklandığı anıtlara tapınılması ve hindu âyinleri Buddha’nın tanrılaştırılmasına yolaçtı.

Tathagata («bu yolda giden») veya Bhagavat («kutsal kişi») adı verilen Buddha, Mahayana’nın en önemli kişisidir. Bu arada, tarihî Siddhartha Gautama (Sakyamuni denir, [«Sakyaların bilge kişisi»]; Sakyaların en Önemli iki kişisi [Vairokana güneşin soyundan»] Virokana) ile Amitabna’nın «sonsuz ışıklı») yanı sıra birçok buddhaya tapınıldı. Tibetli Pançen Lama’ya, Amitabha’nın insanlaşmış şekli gözüyle bakılır.

Bu buddhalar çeşitli dünya sistemleri (lokadhatu) veya buddha-alanlarında (buddha-ksetra) hüküm sürdüler. Bunlara göre yaşadığımız dünya ile kusursuz ülke olan cennet (sukhavati), iki ayrı sistemi meydana getiriyordu.

Kültün daha sonraki gelişmesi Buddha’yı üç bedenli olarak tasarlar: doktrin (dharma-kaya), haz (sambhoga-kaya) ve sihirli değişme (nirmana-kaya). Bu sonuncusu, tarihî Buddha’nın ortaya çıkmasına yolaçtı.

En önemli mahayana yazıtları, Saddharma pundarika («gerçek doktrin’in lotus’u»), sukhavati metinleri ve bilgeliğin (Pracna-paramita) mükemmelliğini konu alan ayrıntılı felsefi incelemelerdir. Ünlü Vacrakkhedika («elmas-kesen») bu bilgelik sınıfına girer.

Birçok bakımdan ideal kişi sayılan bodhisatva’ya verilen önem, Mahayana’da tanrılaştırılmış olan Buddha’yı ikinci plana düşürdü. Bütün yaratıklar kurtulmadan, nura kavuşma kavgasından vaz geçeceğine andiçen (pranidhana) Bodhisatva, üstün değerleri ve bilgeliğiyle (pracna) nitelenir.

Bu andı yerine getirmek için, koruna adı verilen birtakım eylemlere başvuruyordu: herhangi bir kimsenin en ufak bir yakarışında, hayatını veya vücudunun bir parçasını feda etmeye hazırdı. Buddha doktrininin (dharma) gerçek anlamda tanınması veya kavranması (pracna) bu şekilde oluyordu.

Bilgelikten başka meziyetler ise şefkat (dana), sabır (kşanti), kahramanlık (yirya), tefekkür (dhyana) ve ahlâk doğruluğudur (şila). Bu meziyetleri, Santideva (M.S. 650’ye doğr.), Bodhikaryavatara (Aydınlatma Metoduna Giriş) adlı kitabında dile getirmiştir.

Bodhisatva, çeşitli safhalardan (bhumi) geçerek bu değerlerin kusursuzluğuna doğru yol alır ve amaca varır. Bodhisatva ayrıca refah (kusala-mula) içinde olmak dolayısıyla erdemi başkalarına da geçirecek güçtedir.

Bellibaşlı bodhisatvalar: Avalo-kiteşvara (bunun çinli karşılığı dişi Kvan Yin; yeryüzündeki cisimleşmiş şekli ise Dalay Lama’dır); söz ve bilgelik tanrısı Mancusri ve şefkat bodhi-satvası, Maitreya’dır

Tapınma

Buddhalara ve bodhisatvalara tapınma, özellikle Japonya’daki Amida (Amitabha) tarikatında, yalnızca kutsal sayılan yazıların kopya edilmesi veya Buddha’nın adının tekrarlanmasıyla yapılır. Sihirli formüllerin (dharani) özellikle Tibet’te Om Manipadma Hun’un tekrarlanması çok önemlidir.

Günahların itirafı (papadesana), tütsü yakılması, ikonalara saygı, tespih çekerek dua okunması ve buna benzer tapınmalar âyinin esasını meydana getirir.

Felsefi Kavramlar

Theravada’nın, tabii olayların süreksizliği, bağımlı nedensellik (pratitya-samutpada) ve gerçek Ben’in inkârı gibi bellibaşlı kavramları, Mahayana tarafından kabul edilmektedir. Birçok Pracnaparamita metninde bütün tabiî olayların boşluktan (sunyata) başka bir şey olmadığı belirtilir.

Nagarcuna (en parlak dönemi M.S. II. yy.), bu nazariyeye dayanarak zaman zaman nihilizme kayan ilgi çekici bir felsefî sistem ortaya koydu.

Asvaghoşa (M.S. I. yy.) tarafından ortaya atılan bir mutlak gerçek kavramı (tathata veya bhutatathata) bazı yönlerden Hindu Upanişad’ların Brahma’sını (brahman) andırır.

Bu mutlak gerçek kavramı daha ileri götürülürse, esirliğin tabiî dünyasıyla {samsara) birlikte nirvana’ya eşit olur.

Bu eşitlik, Çin’in Çan okulu ile japon Zen okuluna ortam hazırlayan görece ve mutlak gerçekler ve derin düşünce (dhyana) doktrini vasıtasıyla gerçekleşiyordu.

Mahayana mantığının amacı, akılcı düşüncenin kategorilerini yıkmaktı. Bit başka ilgi çekici görüş de, Asanga ve Vasubandhu (M.S. IV. yy.) kardeşlerin Lankavatara metnindeki idealizminden hareket edilerek geliştirilmiştir.

İdealizm ekolünde (çinli Vey-şı ve japon Hosso) her şey yalnızca düşünceye (sitta) veya bilince (vicnana; vicnapti) dayanır. Mahayana’nın Hindistan’da daha sonraki gelişmesi Vacrayana («elmas vasıta») adını aldı.

Vacrayana, kusursuz olan bir insan için her şeyin kusursuz olduğunu ispatladı ve kadın kurtarıcıların (tara) tapınması üstünde durmakla Buddha ahlâk bilimin soysuzlaşmasına yolaçtı.

Bir cevap yazın