Mektup Edebiyatı,Özellikleri | Kültür,Sanat,Edebiyat |

Mektup Edebiyatı Gerçek mektuplaşmaların derlemelerini kapsar: şu halde mektup biçimindeki romanları, incelemeleri, yergi yazılarını bu türden ayırt etmek gerekir.

Mektup Edebiyatının Özellikleri

Mektup edebiyatı da iki şekilde belirir: çoğunluğunu yayımlama niyeti olmadan yazılmış kişisel mektuplar meydana getirir; eğer yazarın kişiliği zengin ve yazarlık yeteneği de kendiliğinden geliyorsa bu mektuplar şaheser olabilir: eskiçağda Cicero, modern çağda Voltaire veya Diderot’nun mektupları, çeşitli değerlerle XVII. ve XVIII. yy.ın birçok mektup derlemesi böyledir.

Ama toplum hayatı mektubu yüksek tabakanın bir edebiyat biçimi haline getirmeye yöneldi: mektuplaşmaları mektup türünün şaheserleri olan Madam de Sevigne, tabiîliğini kaybetmeden kalemine hükmetmesini bildi, ama bu türün yayımlanmak için sanatlı olarak işlenen en tipik örneği Genç Plinius’unkidir.

Bunlara yunan (Libanios) ve latin belâgatçilerinin (Symmachus) üslûp alıştırmalarını ekleyebiliriz.

Buna karşılık çoğunlukla yönetim mektupları biçiminde olmalarına rağmen kilise babalarının bıraktıkları mektuplar (Aziz Basileios, Aziz Naziauzos’lu Gregorios, Aziz ioannes Khrysostomos, Yunanlılarda: Aziz Cyprianus, Aziz Ambrosius, Aziz Hieronynius, Aziz Augustinus, Latinlerde) çoğunlukla samimî ve kişisel bir anlatıma sahiptirler.

Günümüzde çok modern bir yazarın ardındaki insanı bulma arzusu veya sanatta yaratıcılığın sırlarını çözmek, geniş mektuplaşmaların başarısını sağlar (Flaubert, Balzac, Stendhal, Sainte -Beuve, Delacroix, Van Gogh v.b.); bu yüzden bu merak çağımız yazarlarını da sardı (Romaine Rolland, Gide, Valery, Claudel v.b. mektupları).

Bunun sonucunda bu derlemeler edebî değerlerinden çok psikolojik ve ahlâkî yönden önem taşırlar.

Mektup Hikayeleri

Mektup türündeki edebî eserler arasında manzum metinler de vardır.

Roma’da Horatius, I. yy.da gerçek veya hayali kişilere yazılan bu türlü mektupların ilk örneklerini verdi, ilk manzum mektuplarda serbest bir sohbet tonuyla edebî ve ahlâkî konular ele alınır.

Latince modelinden daha mütevazı olarak Marot, XVI. yy.da manzum mektubu nükteci şakraklığın bir şaheseri haline getirdi (Krala, Lyon Jamet’ye mektup v.b.). Ama daha o zamanlar Pleiade bu türde daha ağırbaşlı davrandı (Ronsard’ın mektupları).

La Fontaine, daha sonraki yüzyılda mektuba, konuşmanın rahat tonunu kazandırdı, ahlâkî ve edebî mektuplarında daha özentili olan Boileau yergiye yönelen düşüncesine rağmen türü didaktik biçime yöneltti.

Mektup türü en parlak dönemi olan XVIII. yy.da didaktik biçim aldı.

Bununla birlikte, Voltaire bu türde rahatça en değişik söyleyişleri denedi (Epıtre sur la Philosophie de Newton [Newton’un Felsefesi Üstüne Mektupl, Epîtres â Boileau, â Horace [Boileau’ya, Horatius’a Mektup] v.b.) ve j.j. Rousseau, Delille, M.J. Chenier v.b.nin mektuplarını kolayca unutturdu.

İtalya’da Foscolo, Horatius’un mektup üslubuna uygun olarak Sapoleri’yi (Mezarlar) tasarladı.

Buna rağmen bu eser epik ve anlaşılması güç bir şiir olarak tanımlanabilir, Deopardi’nin 1826 tarihli ve Al Conte Carlo Pepoli (Kont Carlo Pepoli’ye) başlıklı mektubu ise akılcı kapsamıyla, yazarın Operette adlı eserinin nesrine yaklaşır.

Ancak şiirsel esin ve gelişmesi bakımından Canti’yi (Lirik Şiirsel) hatırlatır.

Romantizm, klasik türle ilişkisini keserek ve şiiri düşüncelerin değil duyguların anlatımına yönelterek manzum mektubu kesinlikle gözden düşürdü.

İslâmiyetin kabulünden sonraki arap ve İran edebiyatlarında mektuplar sanatlı nesrin klişeleşmiş yapısı ve özellikleriyle yazıldı.

Bu mektupların başındaki mukaddemede besmele, Tanrı’ya hamd, Hz. Muhammed’e salâvat, dua bölümü yer alır.

Asıl metinden sonra belirli dualarla sonuçlanan hatime gelir.

Üslûpta seci (nesir kafiyesi), teşbih (benzetme), istiare (ad değişimi), leff ü neşir (sıralanmış isimlerden sonra onlarla ilgili sıfat ve fiillere yer verme) gibi sanatlar uygulanır; itnap (sözü uzatma) ve mübalâğaya geniş yer verilir.

Resmî mektuplardan birçoğu usta nesir yazarları tarafından bu özellikler gözetilerek kaleme alınmıştır. (Msl. Nasreddin Tusî tarafından Hulâgu adına yazılan mektup.) Mevlânâ, Camî gibi yazarların toplu eserleri arasında bağımsız bir eser sayılacak değerde mektupları vardır.

Din ulularının, tarikat adamlarının mektupları, tasavvuf alanındaki görüşlerini açıklayan metinlerdir (Muhyiddin Arabî, Gazzalî v.d.nin mektupları).

Osmanlı devletinin ilk dönemine ait resmî mektuplardan bazıları Münşeat-ı Feridun Bey’de toplanmıştır.

Abdül-celil bin Yusuf, Celâlzade, Lâmiî, Kınalızade Ali’nin (XVI. yy.); Okçuzade Mehmed Şahî, Dukakinzade Osman Nakî, Veysî, Nergisî’nin (XVII. yy.); Kânî, Ragıb Paşa v.d.nin (XVIII. yy.) münşeat mecmualarında sanatlı nesir geleneğine bağlı mektup örnekleri yer alır.

XIX. yy.da Çelebizade Asım, Şeyh Vasfî v.d, eski nesir yolunda mektuplar kaleme aldı.

Âli Paşa, Fuad Paşa, Reşid Paşa, Âkif Paşa v.d.nin mektupları yazışma dilinde sade nesrin örnekleri oldu.

Divan edebiyatında mesnevilerle konu gerektirdikçe manzum mektuplara yer verilmiştir (Şeyhî’nin Husrev ü Şirin’inde Ferhad’ın ölümü üstüne Husrev’in, Şirin’e yazdığı mektup; Fuzuli’nin Leylâ ile Mecnununda ibni Selâm ile evlenen Leylâ’ya Mecnun’un mektubu v.d.).

Tanzimattan sonraki türk edebiyatında İsmail Safa; Milli edebiyat döneminde Ziya Gökalp, Halid Fahri Ozansoy, Kemalettin Kamu; cumhuriyetten sonraki dönemde Necip Fazıl Kısakürek, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nâzım Hikmet Ran v.d.nin manzum mektupları dikkati çeker.

Namık Kemal, Muallim Naci, Ahmed Midhat Efendi, Fuat Köprülü v.d.nin siyaset, edebiyat, dil konularındaki düşüncelerini mektup tarzında işleyen eserleri vardır.

Bazı gezi notları (Hac Yolunda, Cenab Şahabeddin); kısa gözlem ve hatıralar (Şehir Mektupları, Ahmed Rasim) mektup şeklinde yazılmıştır.

Mektup tarzında hikâyeler (Bir Valide Tarafından, Yeni Gelinden, Halid Ziya Uşaklıgil; İmzasız Mektuplar, Halide Edib Adıvar; Kalbe ve Aşka Dair, Yakup Kadri Karaosmanoğlu; Memlekete Mektup, Ömer Seyfeddin v.d.) ve kahramanların karşılıklı mektuplarından meydana gelen romanlar da (Mutalâka, Sevda Peşinde, Hüseyin Rahmi Gürpınar; Bir Kadın Düşmanı Reşat Nuri Güntekin v.d.) vardır.

Bir cevap yazın