Menteşeoğulları Beyliği

Menteşeoğulları Beyliği,Anadolu’nun güneybatı ucunda beylik kuran ve buraya adını veren aile (1282-1452).Menteşeoğullarının ilk atası olarak bilinen kişi Kara Beydir (Karatay-Kuru).

Menteşeoğulları Beyliği Tarihi

Kara Bey, uç beyi olarak başında bulunduğu kuvvetlerle Milas ve çevresine yerleşti; kıyılara saldıran Bizanslıları durdurdu.

Burada konar göçer bir yaşama düzeni süren Kara Beyin ölümünden sonra yerine geçen İlbistan, batı yöresindeki rum şehirlerine saldırdı, ölümünden sonra yerine geçen Menteşe Bey, 1284’te Bizans’a karşı Tralles (Güzel-hisar – Aydın) savaşını kazandıktan sonra, damadı Sasa Beyi İzmir ve bölgesinin alınması için görevlendirdi. Kendisi de Çine yöresine girdi. Muğla’ya kadar gitti.

Buradayken kendisine Anadolu Selçuklu sultanı Gıyaseddin Mesud II tarafından Emirüssevahil (Sahil beyi) unvanı verildi. İzmir çevresine yerleşen Aydın Bey ile birleşerek kurdukları donanmayla Ege denizinde Sakız, Rodos gibi başlıca adaları yağmaladı; Karia’yı (Menteşe bölgesi) ele geçirmeye çalıştı.

Kaynaklara göre 1291’de tamamlanan Karia fethinden sonra bu bölge «Menteşe ili» diye anılmaya başlandı.

Menteşeoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu sultanlığına bağlı olarak yöneten Menteşe Bey ölünce yerine oğlu Mesut Bey geçti, Mesut Bey 1300’de babası zamanında fethi düşünülen Rodos üzerine sefer hazırladı. Rodos kalesinde bulunan St. Jean L’Hospitalier tarikatı kumandanı Delkavo, Mesud Beyin kuşatmasına uzun süre karşı koydu; fakat çok geçmeden kaleyi teslim etmek zorunda kaldı.

Bunun üzerine bu ağır yenilginin öcünü almak isteyen Hıristiyanlar bir birlik kurdu ve bir donanma meydana getirerek 1308 yazında Brindizi’den hareket ederek Limasol’a geldiler ve Fethiye (Mekri-Makri) limanına inen şövalyelerle birleştiler.

Bu arada Bizans imparatoru Andronikos II’ye de haber yollayarak birleşme ricasında bulundular ve Rodos kalesini Bizanslılara yermeyi teklif ettiler. Buna karşı Andronikos II de Rodos ile çevresindeki adaları korsanlardan temizleyecekti.

Fakat Andronikos II bu teklifi kabul etmedi. Grand Maritre bu durum üzerine Rodos kalesine elde bulunan kuvvetlerle saldırmaya karar verdi. Fakat daha ilk anda küçük bir menteşe birliği onu kale önlerinden çekilmeye zorladı. Bir süre sonra Rodos ile Menteşe arasındaki deniz yolu kesildi.

Menteşe donanması, Haçlılarınkinden daha zayıf olmasına rağmen, 1308’e kadar denizyoluna hâkim oldu ve haçlı donanmasını dağıttı.

Türkler, bu durumdan yararlanarak Menteşe kıyılarından kalkan gemilerle adaya asker çıkardılar; Grand Maitre’i iki ateş arasında bıraktılar. Fakat 1309 yazında katolik dünyası asker ve para yardımı göndererek Rodos’ta bulunan Menteşe kuvvelterini zor bir duruma düşürdü.

Rumların hileyle kapılardan içeri girmesi sonunda Rodos kalesi Grand-Maitre’in eline geçti; kalede bulunan kadın, ihtiyar ve çocuklar kılıçtan geçirildi.

Rodos’un elden çıkışına çok üzülen Mesud Bey saltanat yıllarını daha çok Milas’ta geçirmeye başladı; Eğridir’de oturan Hamitoğlu Feleküddin Dündar Beyin hâkimiyetini kabul ederek ona vergi vermeye başladı. Bu olaydan sonra çok yaşayamayan Mesud Beyin yerine Şücaeddin Orhan Bey geçti.

Milas Sultanı olarak tanınan şücaeddîn Orhan bey, Rodos’ta kurulan hıristiyan birliğine karşı harekete geçti. Mevlevi tarikatı reisliğini kabul ederek 1322 yazında 23 gemiyle Rodos sularında göründü.

Türkler, adaya giden yük gemilerine saldırdı. Şücaeddin Orhan Bey ganimetlerle Milas’a döndü. Böylece ünü çevreye yayılan Orhan Bey, Bizanslılarla savaşan Aydın beyi Mehmed’in yardımına kuvvet gönderdi (1326) ve savaşı kazanmasını sağladı. Bunun üzerine Mehmed Bey, Şücaeddin Orhan Beyin kızını, oğlu Süleyman Şaha alarak Menteşeoğulları Beyliği ile akrabalık kurdu.

Bu akrabalık ve daha önceki dostluk birleşince kuvvetli bir donanma meydana geldi; Sakız, Midilli, Sisam, Rodos, Kerpe, Limni, Girit, Malta adalarına karşı seferler düzenlendi.

Şücaeddin Orhan Bey devrinin ilgi çekici bir olayı da ünlü gezgin Tancalı ibni Battuta’nın Menteşe yöresine 1333 yazında yaptığı gezidir. Menteşe beyliği, Orhan Bey zamanında büyük gelişmeler gösterdi. Orhan Bey, Germiyan beyliği dışında bütün komşularına karşı güçlü bir hükümdar olarak kaldı.

Menteşeoğulları Beyliği elinde 50 şehir 200 kale ve 100 000’in üzerinde savaşçı asker vardı. Orhan Beyin ölümünden sonra İbrahim bey Menteşe tahtına çıktı.

Babasının ölümünden önce beyliğinin eski merkezi olan Muğla’da uzun süre beylik yapan İbrahim Bey, Aydın beyi Mehmed Beyin oğlu Gazi Umur Bey ile birleşti ve yanında oğulları da olduğu halde 1333 -1335 yıllarında bir hıristiyan donanmasına karşı Arkaeli savaşlarını kazandı. Umur Bey ile birlikte, 1344’te elden çıkmış olan, İzmir’i tekrar almak için çaba gösterdi.

1348 Mart ayında yapılan bir saldırı sırasında Umur Bey öldü. Bu durum hıristiyanların yörede tekrar kuvvet kazanmasına yol açtı. Girit dükası Marino Morosini, 1352’de Ayasuluk (Selçuk) ve Balat limanlarını hâkimiyeti altına aldı.

1355’te ise İbrahim Bey, Girit dükası ile bir antlaşma yaparak donanmasını bıraktı. Ayrıca, Venediklilerin Balat’ta bir kilise yapmalarına izin verdi.

İbrahim Beyin ilk saltanat yılları başarılı geçti. Son dönemlerinde gerilemeler başladı. Kendisinin Mehmed, Musa, Gazi Ahmed adlı üç oğlu oldu. Bu oğullar daha babalarının sağlığında Menteşe elini paylaştılar.

Mehmed Bey, İbrahim Bey’in ölümünden sonra, büyük oğlu olması sebebiyle, Muğla ve Çine’yi Musa Bey Milas, Beçin ve Balat’ı, Gazi Ahmed Bey de Marmaris ve Fethiye yöresini hâkimiyetleri altına aldılar; bulundukları bölgelerde bağımsız olarak harekete başladılar.

Menteşeoğulları Beyliği tahtına geçen mehmed Bey’in Menteşe’ye hâkim olduğu dönem ikiye ayrılır. İlk devresini (1359-1390) hükmettiği yöreyi kardeşlerinden korumakla geçiren Mehmed Bey, 1386’da osmanlı padişahı Murad Hüdavendigâr’ın Kosova’ya gitmesini fırsat bilerek Karamanoğlu Alâeddin Ali Beyin ayaklanmasına katıldı (1389).

Fakat bu ayaklanma, Yıldırım Bayezid’in, ölen babasının yerine geçmesiyle bir sonuç vermedi; Menteşe ve yöresi osmanlı tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yıldırım Bayezid’in topraklarına girdiğini haber alan Mehmed Bey, önce denizyoluyla Mısır’a oradan da Sinop beyi isfendiyar Bey’in yanına kaçmak zorunda kaldı. Sonra Timur’a sığındı.

Yıldırım ile Timur arasındaki Ankara savaşının Osmanlılar aleyhine sonuçlanmasıyla tekrar Muğla’ya döndü (1402). Böylece hükümdarlığının ikinci dönemine başladı. Ancak bu süre bir yıl sürdü. 1403 Ortalarında, oğlu ilyas Bey Menteşe tahtına oturdu.

Mehmed Beyin ilyas’tan başka Mahmud adlı bir oğlu ile Aydınoğlu Umur II ile evlenen Fatma Sultan adında bir kızı vardı. Mehmed Bey, Muğla’da Menteşe tahtına otururken, kardeşi Musa Beyin elindeki Milas, Beçin, Balat. şehirlerini alan öteki kardeşi Gazi Ahmed Bey ona komşu oldu. Kaynaklarda bu iki kardeşin birbirleriyle mücadele ettikleri kayıtlıdır.

Nitekim Mehmed Bey Muğla’dayken Ahmed Bey Beçin’de bağımsız olarak hüküm sürüyor, yalnız başına hareket ediyordu. Büyük bir mücahit olan gazi ahmed bey, Emîrüssevahilliği (Sahiller emirliği) yeniden kurdu. Rodos ile Kıbrıs arasında seferler yaptı.

Kıbrıslılarla savaş halinde olan Memlûklu sultanlığının da teşvikiyle 1365 yazında kuvvetli bir donanmayla Rodos önlerinde göründü. Gazi unvanını, başarısı sonucunda alan ilk Menteşe beyi oldu; gösterdiği bu başarı Venediklileri kaygıya düşürdü.

Rumeli’de fetihlere başlayan Osmanlıları durdurmak amacıyla haçlı ordusuna yardım etmesi için Ahmed Beye teklifler yapıldı. Macar kralı Ludvig’in yaptığı bu teklifi Gazi Ahmed Bey reddetti.

1381’de Yıldırım Bayezid’in Germiyanoğlu Süleyman şah’ın kızıyla evlenme törenlerine katılarak Osmanlılara bağlı olduğunu gösterdi; Kosova’da Murad Hüdâvendigâr’ın ölmesiyle sonuçlanan savaşa asker yolladı.

Yıldırım Bayezid’e karşı gösterdiği bu yakınlık, 1391’de bölgeye sefer yapan türk padişahının Beçin’de bulunan Ahmed Gazi Bey üzerine yürümeyerek, Muğla’da Mehmed üzerine gitmesine yol açtı.

Gazi Ahmed Bey, aynı yılın temmuz ayında bir salgın hastalık sonunda öldü. Kendisi Gazi unvanından başka, Taceddin, Emrülkebir, Sultan Dede unvanlarıyla da anıldı. Babası Mehmed Beyin ölümünden sonra Menteşe sultanı olmak isteyen ilyas Bey, kardeşi Mahmud Bey ile Menteşe beyliği için çarpışarak tahtı ele geçirdi.

İlyas bey, daha önce Venediklilerle yapılan ticaret antlaşması (1414) dolayısıyla gücenen Mehmed Çelebi ile barışmak amacıyla oğullarından Üveys (Leys) Bey ile Ahmed Beyi rehin olarak osmanlı sarayına gönderdi (1415); aynı yıl türk padişahı Mehmed Çelebi adına para kestirdi. İS Yıl saltanat sürdükten sonra öldü (1420).

British museum’da bulunan islâm katalogunda adına kesilmiş gümüş sikkesinden babasının yerine geçtiği anlaşılan Leys Bey, kardeşi Ahmed Bey ile birlikte babalarının ölüm haberini alır almaz Menteşe’ye geldiler ve Menteşe elini aralarında paylaştılar.

Beyler, 1424’e kadar Menteşeoğulları Beyliğin’de saltanat sürdüler. Bu tarihte Murad II tarafından toprakları alınınca Tokat’a sürüldüler. Burada 2 yıl kalan kardeşler, tekrar kaçmayı başardılar. Üveys (Leys) Bey 1424’te hapsedildikleri Tokat’ta Bedevî çardağından kardeşi Ahmed Beyi kaçırdı. Ahmed Bey, Akkoyunlu beyi Karayölük Osman’a sığındı, bir süre sonra da oradan Mısır’a kaçtı.

Mısır’dan Menteşe’ye geçen Ahmed Bey, Murad II, Menteşe’yi osmanlı topraklarına kattığı için taraftar bulamadı. Böylece osmanlı idaresine giren Menteşe eli bir sancak sayılarak merkezi Muğla oldu (1425).

1444’te tahtı genç oğlu Mehmed’e bırakarak Manisa’ya çekilen Murad II Saruhan ve Aydın ile birlikte Menteşe’yi kendine has olarak ayırdı; sancakbeyliğine Balaban Paşayı getirdi.

Murad II, 18 şubat 1451’de ölünce, öteki beylikler gibi Üveys Beyin oğlu ilyas II de babasının vârisi olarak ortaya çıktı; fakat Mehmed II (Fatih) bunun üzerine İshak Paşayı yolladı, çarpışmada yenilen ilyas Bey, Rodos’a kaçtı. Onun kaçışıyla Menteşeoğulları beyliği de son buldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir