Mimaride Sütun Nedir?

Mimaride Sütun Nedir,Herhangi bir maddeden yapılan, üstünde «sütun başlığı» denen çıkıntılı bir kısım bulunan, genellikle bir kaideye, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek.

Kesiti silindir biçiminde olan sütun, çatı veya herhangi bir üst yapı elemanın taşımak için dikilen desteklerden gelmiş olabilir. Her milletin mimarisinde sütun kullanılmıştır.

Mimaride Sütun Çeşitleri

Taş sütun, ağaç veya bronz kenetlerle tutturulmuş birkaç parçadan meydana gelmiş parçalı, tek parça olarak yaptırılmışsa monolit adını alır.

Sütun başlıca üç kısımdan meydana gelir: sütunun sağlamca oturmasını sağlayan kaide; boyutları bütünün direncini belirten gövde; sütunun üstündeki yapıya oturak olan, hem de kemer veya düz atkının kavisli veya yatay biçimi ile sütun gövdesinin düşey yönü arasında bir geçiş olan sütun başlığı.

Sütun gövdesi düz, burmalı veya burmasız yivli; kabartmalı, sarkıtmalı, silindir görünüşünü bazen küp şeklinde taşlarla süslü olabilir.

Ayrıca alçak kabartmalarla (zafer sütunları), yazıtlarla, kadırga pruvalarıyle (mahmuzlu sütunlar) bezenmiş sütunlar da vardır. Durumları bakımından da sütunlar birbirinden ayrık, çift, birbirine dayalı, yapışık, köşeye yerleştirilmiş olabilir.

Genellikle monolit olan Mısır sütunlarının çok değişik tipleri vardır. Çan biçimi (Sekkare) sütunun gövdesi düz, yer yer yazıtlarla süslü başlığı da açılmış bir papirüs çiçeği biçimindedir; kaidesi su yapraklarından bir çelenk görünüşündedir.

Parmak biçimli sütunun (Sekkare’de Unes tapınağı) gövdesi düz, kaidesi daire şeklindedir, hurma dallarından bir demet halinde sona erer. Monostil sütunun düz gövdesinin tepesinde bir kapalı papirüs çiçeği biçiminde bir başlığı vardır. Lotus ve papirüs biçimli sütunların gövdeleri deste’yi andırır.

Bunlardan ilki (Abusis) kesitli yarım daire biçiminde 4 veya 6 lotus sapından, meydana gelir; beş sarımlı bir bağ ile birbirine tutturulan bu sapların tepesindeki yarı açılmış lotus çiçekleri sütun başlığı görevini görür; papirüs biçimindeki sütunlar ise (Luksor) kesiti üçgen biçiminde papirüs saplarından meydana gelir: aşağıya doğru genişleyen bu sapların tepeleri gene papirüs çiçeği biçimindedir. Hathor sütun düz gövdeli ve yuvarlak kaidelidir.

Hathor’un başı üzerinde duran zar biçiminde bir taştan meydana gelen sütun başlığı genel çizgileriyle yunanlıların Tanrıça Seistron dedikleri çalgıyı andınr.

Ahşap mimariden gelme kazık sütunun (Kamak) gövdesi silindir, başlığı da çan biçimindedir. Protodorik sütunda (Sekkare) dor düzeninin ilk biçimi görülür: yivli veya çok genli olan gövdesi yuvarlak bir kaideye oturur ve tepesinde de bir başlık tablası taşır.

Mezopotamya’da erken çağlardan beri bilinen sütun dayanak veya destek olarak pek az kullanılır, sadece bir süs değeri taşırdı (yapışık yarım sütunlar); tuğla veya palmiye odunundan yapılan gövdesi mozaikler veya madeni levhalarla bezenmişti (Kursâbâd). Asur’da tahta gövde soğan biçiminde taş bir kaideye oturtulmuştu; sütunlar çoğu zaman dörtlü gruplar halinde birleştirilmişti (Lagaş).

Hititlerde oyuğuna tahta gövdeden yerleştirildiği taş kaidenin üzerine hayvan şekilleri veya kıvrık dallar oyulmuştu (Zincirli). Bu biçimdeki taş kaideli tahta sütuna Filistin’de de rastlanır (ay sütunları).

İran’da Haşimiler devrinde klasik anlamıyla tam bir düzen kurulmuştu. Dört köşe veya çan biçiminde kaide, boyu 20 m’ye kadar varabilen yivli gövde, dolamalarla süslü haç biçiminde bir blokun üstüne oturtulmuş boğa veya grifon başlarından meydan gelen sütun başlığı. Ayrıca Kıbrıs’taki küçük hurma dalı sütun başlığı da ilgi çekicidir.

Sütunun biçim ve ölçü bakımından kesin kurallara bağlanması yunan mimarisinin eseridir. Bununla birlikte, tek tip bir yunan sütunundan söz edilemez. Yükseklik ile çap, ana doğruların şişkinliği (antasis), eksenin eğikliği, yivlerin derinliği ve sayısı, süslemelerin işlenmesi ve sütunların çaplarıyla cephe genişliği arasındaki orana göre değişen aralıklarla sıralanması bakımından yunan sütunu çok çeşitlidir.

Roma mimarisi yunan düzenlerinde ufak tefek değişiklikler yaparak Toscana düzeni ile karmaşık düzeni ortaya attı; Vitruvius’un kesin kurallara bağladığı bu düzenler Rönesans’tan itibaren Palladio tarafından bütün Batı’ya tanıtıldı.

Klasik çağ mimarları bazen bu sütunların gövdelerini halkalar, küp biçiminde taşlar, çeşitli kabartmalar ve burmalarla süslediler. Bizans mimarisinde çok sık rastlanan sütun İslam medeniyeti ve sanatı tarafından da benimsenmiş, İran ve Hindistan’da çok kullanılmıştır.

Sütun başlığı

Klasik mimaride sütun başlıklarının şekil ve süsleri, çeşitli düzenleri belirleyen niteliklerdir. Sütun başlığı, üzerinde bir sütun tablası veya bir abaküs bulunan bir başlık sepetinden meydana gelir ve sütun gövdesinin bir parçası sayılan tepe bileziğinin üzerine oturtulmuştur.

Mısır sütun başlığı. Eski Mısır’da kullanılan çeşitli başlık tipleri şunlardır: çan, lotus veya açılmış papirüs sütun başlığı, açılmış lotus çiçeği, yani tersine dönmüş çan biçimindedir (Sekkare’deki Ceser tapınağı); kapalı lotus sütun başlığı, soğan biçimindedir (Luksor’da Amenofis III tapınağı); palmiye veya pençe sütun başlığı, yukarıya doğru genişleyen palmiye dalı biçimindedir (Sekkare’deki Unes tapmağı); hathor sütun başlığı, kadın başlarıyla süslüdür (Tentyris’teki Hathor tapınağı); protodorik sütun başlığı, sade silmeli bir başlıktır; Ptolemaios devrinde ortaya çıkan kompozit sütun başlığı, çeşitli bitki biçimleriyle süslüdür (Karnak’taki Ptah tapmağı); kipti devrine ait olan sütun başlıkları ise düz yapraklarla bezenmiştir.

Kıbrıs sütun başlığı

Bir temele oturtulmuş üçgeni çevreleyen başlık kıvrımlarından meydana gelir. Bu sütun başlığına, Kıbrıs’ta II. binyıldan kalma yapılarda rastlanır (Megiddo).

Ters sütun başlığı

En ünsüsü Louvre müzesindedir ve Sus şehrindeki Artakserkses sarayında bulunmuştur: kıvrımlı haç biçimindeki bir subasman üzerine yerleştirilmiş iki boğa başı arasında kalan boşluktan tavan kirişleri geçer. Boğanın yerini bazen at ya da grifonun aldığı görülür.

Girit sütun başlığı

Bir tam kaval üzerine oturan ve dört köşe bir abaküs taşıyan yuvarlak bir sütun başlığıdır. Mykenai devrinde bu başlık dor düzenine oldukça yaklaşmıştır.

Beş klasik başlık düzeni 

Dor sütun başlığı bir çanak, bir yarımkaval veya kalın, düz ve dört köşe bir tabladan meydana gelir (Atina’daki Parthenon tapınağı). Daha süslü olan ion sütun başlığı çevresi tepe bileziğinden daha geniş olan iki kıvrım dolamasıyla dikkati çeker (Atina’da Athena Nike tapınağı).

Kallimakhos’un bulduğu korinthos sütun başlığı, her tarafından kenger yaprakları çıkan bir çiçek sepetini andırır. Bu başlık tipinde üç sıra kenger otu üst üste dizilir, en üst sıra birbirine, dolanmış yapraklar biçimindedir.

Sütun tablasının içbükey yanları halka bezeklerle süslüdür. (Atina’daki Zeus tapınağı). Toscana sütun başlığı, dorik sütun başlığından doğmuştur ama boyutları daha büyüktür (Vulci sütun başlığı).

Kompozit sütun başlığı, üzerinde iki sıra kenger yaprağı bulunan korinthos düzenindeki bir başlık sepetine oturtulmuş bir ion sütun başlığından meydana gelir (Laterano kilisesi vaftiz yerinin eski sütunları).

Bizans sütun başlıkları

Batı’da olduğu gibi Doğu’da da Konstantinos devrinden sonra eski biçimler ağır ağır değişmeğe başladı. Korinthos sütun başlığı yavaş yavaş şekil değiştirerek tepesi kesilmiş ve ters dönmüş bir piramit biçimini aldı.

Piramitin yüzeyi alçak kabartmalarla süslüdür (Ayasofya) ve çoğu zaman üzerinde ters dönmüş ve kesik ikinci bir piramit vardır (Ravenna’daki San Vitale).

Merovenj veya karolenj sütun başlıkları

Korinthos sütun başlıklarının kaba birer taklididir (Orleans’daki Saint-Aignan ile Grenoble’daki Saint-Laurent kilisesi yeraltı mezarlığı).

Roma sütun başlığı

Korinthos sütun başlığından doğan Roma sütun başlığı kısa zamanda son ve kesin şekline kavuştu (XII. yy.). Heybetli bir görünüşte olan bu sütun başlığı, insan ve hayvan şekilleriyle süslüdür.

Bazen de mitoloji veya günlük hayattan alınma sahnelerle bezenmiştir. (Milano’da Sant’Ambrogio, Verona’da San Zeno).

Gotik sütun başlığı

Gotik devrin ilk zamanlarındaki sütun başlıkları kancalı sütun başlıklarıdır (Saint-Denis). Başlangıçtaki oturaklı hali, bu sütunlara birçok kemer yüklenmesini kolaylaştırdı. Ama 1250’den itibaren taşıyıcı olarak her yere bir sütun başlığı yerleştirilmeğe başlandı.

Çiçek süslemeleri en sade çiçek biçimlerinden en karmaşık biçimlere yöneldi. XIV. yy.da sütun başlığı, yaprak biçimi dar bir bilezikten başka bir şey değildir. XV. yy. başlarında da ayrıntılar kaybolmuştur.

Rönesans sütun başlığı

Eskiçağ ve İtalyan sanatının etkisiyle klasik biçimlerin boyutları değişti ve çeşitli süs motifleriyle özel bir görünüm kazandı.

Fransız sütun başlığı

XVII. yy.dan itibaren eski düzenlere dönüldü. Bununla birlikte, Lebrun ve Colbert, bir fransız sütun başlığı yaratmaya çalıştılar ve bu sütun başlığını Versailles sarayının aynalı galerisinde kullandılar. Bu Kompozit sütun başlığında çevresinde iki horoz bulunan bir zambak figürü vardı, tablası da bir Apollon başıyla süslüydü.

İslâm ve Türk sütun başlığı

Başlangıçta bizans veya korinthos sütun başlıklarının etkisinde kaldı (Büyük Kurtuba camii). Hatta çan biçimine rastlanırsa da İslâm sütun başlığı tipi XIII. – XIV. yy.da belirdi. Kurdelelerle süslü, dip tarafı dar bir silindir şeklinde, geniş bir sepet görünüşündedir (Fas’taki Ebû İnaniye medresesi). Selçuklular, anıtlarında sütun başlıklarını düzenlerken yunan, bizans ve İran mimarîlerinin etkisinde kaldılar. Osmanlı mimarisi, üslûp bakımından bu etkilerden kurtuldu.

Osmanlı mimarisinde sütun başlıkları kemerlere dayanıyor ve bu bağlantı noktasında çıkıntılı bir meşhurlar (mukarnas, stalaktit) sistemi meydana getiriyordu.

Böylece sütunlar, üstlerine verilen ağırlığı, teknik esaslara daha uygun bir ölçüde taşıyordu. Osmanlı mimarîsinde iki çeşit sütun başlığı vardı:

1. şataflı (baklava biçimli motifleri olan) sütun başlığı.

2. mukarnas’lı sütun başlığı.

Sütunun ve başlığın yapıldığı taşın cinsine göre bu iki üslûptan biri seçiliyordu. Şataflı sütun başlıkları önce erken osmanlı mimarîsinde (Bursa anıtları) kullanıldı.

Mimar Kemaleddin, Beyazıt camiinde bu üslûbu geliştirdi. Mukarnaslı sütun başlıkları da gelişmiş osmanlı mimariîsinin en önemli elemanlarından biri oldu.

Hint sütun başlığı

Ellora’da sütun başlıkları yassı kUreler şeklindedir. Bunlar dörtköşe tablalara oturan sayvanlarla desteklenmiştir. Diğer bölgelerde sayvanın yerini zincir halkaları almıştır. Bu sütun başlıklarında hayvan veya insan figürlerine rastlanır.

Sütun gövdesi

Klasik mimarîde sütun gövdesi sütun başlığı ile kaide arasında kalan yerdir. Sütun gövdesi tam silindir biçiminde değildir; çevresi yukarıya doğru altıda bir oranında daralır; aşağıdan yukarıya doğru sütun yüksekliğinin üçte birinde şişerek en büyük çapına ulaşır.

Yuvarlak, dört köşe veya sekiz köşeli olabilen sütun gövdesinin yüzeyi düz, ayrıntıları pahlı veya olukludur.

Modem mimaride çelik veya benotarme sütunların orantıları klasik mimarinin genellikle taştan yapılan sütunlarından çok daha incedir.

Zafer sütunları

Roma’da kısa zamanda büyük milli olayların hatırasına sütunlar dikmek bir gelenek haline geldi. Bunların kaynağını belki de Yunanlıların üzerine heykel diktikleri direklerde aramak gerekir.

Cumhuriyet devrinde dikilmiş olan sütunların boyutları küçüktü: C. Maenius sütunları (Latium savaşları), C. Duilius sütunları (I. Pön savaşı) veya Roma’nın denizlerdeki ilk zaferini kutlamak için Comitium’da dikilen gemi mahmuzu (rostum) ile süslü gaga şeklindeki sütun, Minucius, Sezar sütunları, İmparatorluk devrinde dev boyutlu sütunlar dikildi.

İmparatorun Daç’lara karşı kazandığı zaferleri anmak için 113’te dikilen Trajanus sütunu, 29 m yüksekliğindedir; 2,50 m çapında on sekiz beyaz mermer kasnaktan meydana gelir (başlık ve heykeliyle birlikte bütün yüksekliği 42,40 m).

Trajanus’un küllerinin bulunduğu kaide yazı ve ganimetlerle süslüdür. Kesintisiz bir alçak kabartma (2 500 figür, 200 m), çevresinde yirmi dört kere dolanarak bütün sütun gövdesini kaplar.

Bergama kabartmalarından ilham alınarak yapılmış olan bu eserler ikonografya bakımından çok önemli bir belgedir.

Bir iç merdivenle sütunun dor üslûbundaki başlığına kadar çıkılır; bir iç merdivenle sütunun heykeli kaldırılmış, yerine Aziz Petrus’un heykeli dikilmiştir.

Mars alanında Dindar Antoninus’un hatırasına dikilmiş olan Antoninus sütunu 23 m boyundaydı ve 1705’te Monte Citorio’da bulundu. Düz granit gövdesinin tepesinde Antoninus’un heykeli vardı.

Kaidesi ise üzerinde bir yazıtın ve üç alçak kabartmanın (Antoninus ile Faustina’nın Yücelmesi) bulunduğu bir yazı ve üç kabartma ile süslü küp biçiminde beyaz mermerden, küp biçiminde bir beyaz mermer blokuydu. Bu sütundan günümüze sadece kaidesi kalmıştır (Vatikan).

Marcus Aurelius sütunu (Piazza Colonna’-da), Marcus Aurelius’un Germenler ve Sarmatlara karşı kazandığı zaferlerin hatırasına Antoninus forumunda senato tarafından 180’e doğru dikilmişti (28 blok beyaz mermer, 30 m’ye yakın yükseklik).

Trajanus sütunundan ilham alınarak yapılmış olan savaş sahneleri sütunun gövdesine işlenmişti; eskiden başlığına Marcus Aurelius’un heykeli oturtulmuştu. 1589’da bu heykelin yerine Aziz Paulus heykeli konmuştur.

Phocas sütunu, Bizans imparatoru Phocas adına 608’de dikilmiştir ve Forum’un son eski anıtıdır.

Roma’nın dışında bulunan sütunlar 1719’da depremle yıkılan Theodosius sütunu veya Arcadius sütunu ile Pompeius tarafından Diocletianus şerefine İskenderiye’de dikilmiş Pompeius sütunu’dur.

Paris’te, 1 ekim 1803’te Vendöme alanına dikilen Austerlitz veya Büyük Ordu sütunu; Bastille alanında, temmuz 1830 ihtilâlinin hatırasına dikilen Temmuz sütunu; Londra’da 1667 yangınının hatırasına dikilen Monument (yüksl. 61 m); Marlborough’un hatırasına dikilen Blenheim Park sütunu (İngiltere); Aleksandr I adına Leningrad’da dikilen Aleksandr sütunu.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir