Mineraloji Nedir?

Mineraloji Nedir,(fr. mineralogie). Doğa bilimlerinin, mineralleri konu alan bölümü.

Mineraloji Bilimi Nedir

Mineraloji ancak kimyanın ilerlemesinden sonra gelişebildi. XVIII. yy.a kadar, minerallerin yapısı üstüne çok ilgi çekici varsayımlar ortaya atılmıştı.

Aristoteles, Theophrastos, Plinius, İbni Sina ve Albertus Magnus’dan kalma bilgiler,’ ancak birkaç minerali tanımamıza yardımcı oldu. Fakat, Wallerius’un ve hamlacı tasarlayan Cronstedt’in çalışmalarından sonra, mineraloji büyük ilerlemeler kaydetti.

XVIII. yy.ın sonlarında, Home de Lisle, Haüy ve Werner’in katkılarıyla zenginleşen bu bilim dalı, o zamandan beri sürekli olarak gelişti.

Mineralojinin ana gayesi, minerallerin incelenmesiyle belirlenmesidir. Alete başvurmadan gözle görülebilen renk, parlaklık, saydamlık, dilinim, yapı ve ezellikle sertlik gibi dış özellikler, bir mineral çeşidinin belirlenmesinde her zaman önemli bir rol oynamıştır.

Minerallerin billurlaşma ve kimyasal özellikleri de büyük bir değer taşır; çünkü bir cevher, kendisini meydana getiren atomların yapısına ve geometrik dizilişlerine göre tanımlanır.

Billûrlaşma özellikleri, genellikle bir minerali sınırlayan düzlem yüzeylerin ve bunlar arasındaki iki düzlemli açıların gonyometre yardımıyla ölçülmesinden çıkarılır; yine de bu konuda en büyük yardımcı, mineralin yaydığı X ışınları tayfıdır.

Optik Mineraloji Mineraller

X ışınlarının billûrlar tarafından kırınmasıyla, bir mineralin miligramdan çok daha küçük miktarı kesin olarak belirlenebilir. X ışınları tayfı, bir mineralin yapısındaki atomların cinsini ve dizilişini, yani o mineralin atom yapısı’nı ortaya koyar ve böylece mineralin fiziksel ve kimyasal özellikleri daha iyi anlaşılır.

Optik özellikler, özellikle kayaları meydana getiren küçük boyutlu minerallerin tanınmasında yararlıdır. Bu özellikler, mineral kübik olduğu zaman kırılma indisine, anizotrop olduğu zaman da temel indislere bağlıdır. Mineralleri incelemek için, kaya çok ince yapraklara (yaklaşık olarak 0,03 mm kalınlığında) ayrılır ve polarıcı bir mikroskopta bakılır.

Böylece, bir mineralin çok renkli olup olmadığı, ışığı polarıp polarmadığı ve ayrıca sönme açısı, bir veya iki eksenli oluşu, iki eksenli ise optik eksenler arasındaki açı incelenir.

Kayayı meydana getiren çeşitli mineraller mikroskop altında incelendikten sonra, kaya örneği toz haline getirilerek mineraller birbirinden ayrılır. Bunun için de, magnetit’i ve demirce zengin mineralleri ayııan elektromıknatıs veya asetilen tetrabromür (yoğunluğu 2,96), metilen iyodür (yoğunluğu 3,325) gibi yoğun sıvılar kullanılır.

Bu son usul, özellikle değerli taşların belirlenmesinde iyi sonuç verir. Böylece, bir topaz kolayca kuvarstan ayırt edilir: kuvars asetilen bromür içinde yüzerken topaz dibe çöker. Altınlı kuvars içinden altının ayrılması da çok kolay olur ve böylece yaklaşık bir miktar analizi yapılabilir.

Minerallerin doğadaki oluşumu, şu farklı süreçleri izler:

1.şekilsiz homogen bir maddenin (magma), ya Yer yüzeyinin soğumasına bağlı olarak veya lav halinde Yeryüzüne kadar çıkarak katılaşması, birçok silikatlı mineralin oluşumuna yol açar;

2.kayaların içinde çoğu zaman küçük boşluklar, az veya çok geniş yarık ve çatlaklar vardır; içinde çok miktarda erimiş madde bulunan sular, derinlerden gelerek erimiş maddelerini buraya bırakır ve bu çukurlarda çok güzel mineral billûrları meydana getirir. Jeotların oluşumu da böyledir;

3.mineraller, oluştuktan sonra hep aynı şekilde kalamaz. Platin, altın, elmas, kuvars, korindon ve genellikle bütün değerli taşlar bozunmaya uğramaz, fakat minerallerin çoğu, atmosferin ve özellikle silikatların hemen hepsini eriten suyun etkisiyle bozulur ve başka bir mineral çeşidine dönüşür. Feldispat, böyle bir dönüşüm sonucu kaolen verir;

4.erimiş bir magma bir kayanın içinden geçerken, hem kayanın başkalaşmasına, hem de kendisinin başkalaşımına (metamorfizma) yol açar ve böylece yeni mineraller meydana getirir.

Böylece, kireçtaşının içinde kumtaşı, idokraz, pirokren v.b. oluşur. Bugün hemen hemen bütün mineraller suni olarak elde edilebilir; fakat bu şekilde meydana gelen billurlar çok küçüktür.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir