Moskova Dükalığı

Moskova Dükalığı  XV. — XVII. yy. arasında Rus devletinin adı. Başlangıçta Moskova düklüğü adı yalnız Moskova bölgesi ile Suzdalya’nın batı kısmına veriliyordu. XIII. yy.da Moğolların hücumuna uğrayan Suzdalya çöktü ve birçok prensliğe bölündü. Bu prensliklerden birinin başında olan Aleksandr Nevski, Moskova’yı topraklarına katarak, oğlu Daniyel’e verdi. O tarihten sonra Moskova düklüğü siyasî bir birim haline geldi.

Ormanlarla örtülü, bataklıklarla çevrili bölge, üç büyük karayolunun kavşak noktasındaydı: Baltık yolu (Dvina vâdisi), Sibirya yolu (Volga), Karadeniz yolu (Don). Yoksulluğu yüzünden Moğolların ilgilenmediği Moskova bölgesi, Orta Volga’dan kaçan köylü veya tüccar göçmenleri çekti.

XIV. yy. ortasına kadar Moskova prensleri (Daniyel [1263-1303]; Yuriy [1303-1332]; ivan Kalita [1328-1340]), mahalli fırsatlardan yararlanarak topraklarını genişlettiler, ülkeden vergi alan ve tek bir vergi toplayıcıyla iş görmeyi tercih eden Moğollar, Moskova’nın öbür prensliklere üstünlüğünü ve ivan’ın büyük prens unvanını onayladılar (1328). Metropolitle prens Vladimir çekişince, İvan, Rus kilisesinin başkanını Moskova’ya çağırdı (1326) ve şehir o tarihten sonra Rusya’nın dini başkenti oldu.

XIV. yy.da Dimitri Donskoy (1362-1389), Moğollara hücum edebileceğini sandı; fakat Kulikovo’da bir çarpışmayı kazandıktan (1380) sonra, 1382’de ezildi; bununla birlikte Moskova, bağımsızlığın baş savunucusu haline gelmişti. Moskova o tarihten sonra güç yıllar yaşadı: Vasiliy I (1389-1425) ve Vasiliy II (1425-1462) zamanında, Litvanyalılarin hücumlarına göğüs gerdi ve Moğolların boyunduruğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Bununla birlikte önemi azalmadı; Moğollar şehrin Rusya’nın bütün kuzeyinden ve doğusundan vergi toplaması hakkına dokunmadıklarından, XIV. yy. boyunca Don ve Moskova karayollarının İktisadi önemi çoğaldı. XIV. yy. da Moskova, Rusya’nın ödediği verginin üçte birini, XV. yy. sonunda ise dörtte üçünü veriyordu

. Ruslar, Moskova prensini temsilci olarak tanıdılar. İstanbul’un Türkler tarafından fethi üzerine, bizanslı bir prensesle evli olan İvan III (1462-1505), Bizans imparatorluğunun vârisi olduğunu ileri sürdü; Moskova «üçüncü Roma», prensi ise ortodoks inancının savunucusu haline geldi.

Sonra, İvan, Moğolların otoritesinin tanınmadığını ilan etti (1480); zayıflamış olan Moğollar tepki göstermediler. Kurtarıcı haline gelen İvan, Moğollara yatırdığı vergiyi topraklarını genişlemeğe harcadı; Novgorod (1478) ve Tver’i (1485) işgal etti ve Litvanya’yı prenslik sınırlarından vaz geçmeye zorladı (1492-1494).

O tarihte Moskova büyük ölçüde zenginleşmiş ve para iktisadı gelişmişti; Rusya’nın İktisadi merkezi haline gelen Moskova, buğday ve yün ticareti yapıyordu ve pazarının genişliği prensin yetkisini artırıyordu, İvan, ilke olarak boyarlar duma’sının fikrini alıyor, fakat, kilisenin desteklediği fiilî iktidarı hiç bir tenkide katlanmıyordu.

Vasiliy III (1505-1533), babasının genişleme siyasetine oldukça başarıyla devam etti (Litvanya’nın Smolensk’i Moskova’ya bırakması, 1514); fakat ölümünden sonra uzun bir iç savaş dönemi başladı.

Korkunç İvan IV (1547-1584), Moskova’da istikrarı sağladı ve doğuya doğru genişleme hareketine girişerek (Kazan’ın [1552] ve Astrahan’ın [1554] tethi), orta ve aşağı Volga’nın kontrolünü ele geçirdi; Kafkasya’nın kuzeyindeki halklarla Don kazaklarını uzlaştırdı; buna karşılık Baltık kıyısını ele geçirme denemeleri (1582 mütarekesiyle sonuçlanan Polonya ile savaş) başarısızlıkla sonuçlandı.

Fakat hükümdarın yetkisi soyluların ve büyük mülk sahiplerinin aleyhine arttı: «Opriçnina*» dönemi (1565)

XVI. yy.ın başından sonra Rusya’nın Avrupa mübadele akımlarına katılması, fiyatların yükselmesine yol açtı. Ruble’nin değeri dörtte üç azaldı ve zayıflayan mülk sahipleri, otoriter prense artık karşı koyamadılar.

İvan haleflerinin kararnamelerini kapsayan Sudebnik’kanun halinde bir araya toplattı; rahiplerin yaşayışını kurallara bağladı (Stoglav); aile hukuku veya Domostroy’u kaleme aldırdı.

1565’ten sonra Moskova’nın en zengin kısmına hâkim oldu; boyarlar duma’sı denetleme haklarını kaybetti. Prens büyük mülklere el koyarak toprakları sadık adamlarına dağıttı. Köylüler büyük bir yoksulluk içinde yaşıyorlardı.

1547’de çar unvanını alan İvan, yarı yarıya iflâs etmiş bir devleti yönetiyordu; ölümünde halkın tepkisi kanlı oldu: otuz yıllık iç savaş veya karışıklıklar dönemi (1584-1613). Moskova’yı, şehri ilhak etmek isteyen Polonyalılar tehdit etmeye başladı.

Ruslar aralarında barıştılar ve başlangıçta sınırlı bir görevle toplanan (1550) Zemskiy Sobor meclisinin etkisi günden güne arttı. 1613’te meclis iktidara Mihail Romanov’u getirdi, ilk Romanov’lar, Mihail (1613-1645) ve Aleksey (1645-1676), özellikle Polonyalılar ve isveçlilerle mücadele etmek zorunda kaldılar.

Onların zamanında Moskova dükalığı toprakları, Kafkasya ve Hazar denizine ulaştı ve Ukrayna’nın bir kısmına yayıldı (Pereyaslavl antlaşması sayesinde Ukrayna ile birleşilmesi); kuzeyde ise Baltık denizine yaklaştı.

Zemskiy Sobor, İktisadi teşkilâtı değiştirdi ve idarenin sağlamlaşmasına katkıda bulundu; iller çara bağlı valilerin yönetimine verildi; ordu modernleştirildi.

Zemskiy Sobor’un kaldırılması (1662) hükümdara mutlak iktidarı sağladı. Hızla gelişmekte olan Moskova dükalığını Büyük Petro, Rus imparatorluğu haline getirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir