Mustafa Reşit Paşa Kimdir,Hayatı | Biyografi,Osmanlı Tarih |

Mustafa Reşit Paşa Kimdir,(Büyük Reşid Paşa denir), Türk devlet adamı (İstanbul 1800-1858).

Mustafa Reşit Paşa Hayatı

Ruznamçeci Mustafa Efendinin oğlu.

Babasından ders aldı, medreseye devam etti.

Babasının ölümünden sonra (1810) eniştesi Ispartalı Seyit Ali Paşanın yanında büyüdü.

Mora’daki rum isyanını bastırmak göreviyle Mora seraskeri tayin edilen Seyid Ali Paşanın mühürdarı olarak sefere katıldı ve osmanlı ordusunun bozuk durumunu gördü.

Ali Paşanın seraskerlikten azlinden sonra İstanbul’a döndü.

Sadaret Mektubî kalemine girdi.

Osmanlı-Rus savaşında (1828-1829) orduda kâtiplik görevinde bulundu.

Bu seferler sırasında yazdığı telhisleriyle Mahmud II’nin dikkatini çekti ve Amedî odası halifeliğine tayin edildi.

Edirne barışı görüşmelerinde delege heyetine kâtip olarak katıldı.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile görüşmek üzere giden heyette ikinci kâtip oldu (1 temmuz 1830).

Mısır’da Kavalalı Memhed Ali Paşadan görev teklifi aldı; fakat kabul etmedi.

Mısır dönüşü amedî vekili ve amedî oldu (1832).

21 Aralık 1832″de Konya savaşında osmanlı ordusu, Kavalalı Mehmed Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa tarafından bozguna uğratıldı.

Bunun üzerine Mustafa Reşid Bey Mısır, Girit, Cidde, Kudüs ve Nablus sancaklarının Kavalalı Mehmed Ali Paşaya verildiğini bildiren bir fermanı Tophane müşiri Halil Rıfat Paşa ile birlikte Mısır’a götürdü.

Kavalalı, bu şartları yeterli bulmayarak Sayda, Trablusşam, Şam ve Halep eyaletleriyle İçel ve Alâiye sancaklarını da istedi.

Halil Rıfat Paşa Mısır’da kaldı.

Mustafa Reşid Bey İstanbul’a döndü.

Kütahya’ya kadar ilerleyen İbrahim Paşa ile görüşmek üzere Kütahya’ya gönderildi (22 mart 1833).

Görüşmeler sonunda Şam ve Halep valilikleri Mehmed Ali Paşaya.

Adana valiliği de Mehmed Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşaya verildi.

Mahmud II, Kütahya’da yapılan antlaşmayı tanımakla birlikte, Mustafa Reşid Beyin Adana valiliğini İbrahim Paşaya bırakmasına öfkelendi.

Amedî unvanını korumak şartıyla ortaelçi olarak Paris’e gönderildi (1834).

Buradaki asıl görevi, işgal edilen Cezayiri Garp eyaletinin Osmanlı devletine geri verilmesini sağlamaktı.

Mustafa Reşid Bey, Cezayir meselesini çözümleyemedi, ancak Mehmed Ali Paşaya taraftar olan fransız kamuoyunu Osmanlı devletine kazanmak için çalıştı.

Mahmud II’nin isteğine uyarak Fransızcayı öğrenmeye başladı.

1835’te İstanbul’a döndü; aynı yılın haziran ayında büyükelçilikle tekrar Paris’e gönderildi.

Burada Cezayir ve Mısır meselelerini çözümlemek için çalıştı.

13 Eylül 1836’da Londra elçiliğine tayin edildi.

Devletlerarası siyaset merkezi olan Londra’da İngiliz devlet adamlarıyla sıkı ilişkiler kurdu.

Buradaki çalışması takdir edilerek müşir rütbesi ve paşa unvanını kullanmamak şartıyla hariciye nazırlığına tayin edildi (13 temmuz 1837).

Önce İrlanda’da bir inceleme gezisine çıktı, sonra görevine başlamak üzere İstanbul’a döndü.

25 Ocak 1838’de paşa oldu.

Hariciye nazırlığı üstünde kalmak şartıyla Paris büyükelçiliğine tayin edildiyse de yola çıkmadan bu kararname iptal edildi, asıl görevine devam etmesi uygun görüldü.

Bu görevi sırasında karantina merkezlerini çoğalttı, Meclisi Umuru Sıhhiye teşkilâtını kurdu.

16 Ağustos 1838’de İngiltere ile bir ticaret antlaşması imzaladı; yeddi vâhid denilen tekel (inhisarlar) mallarının mültezimler tarafından tespit edilen fiyatla satın alınması mecburiyeti kaldırıldı.

Bu antlaşma ile Osmanlı imparatorluğu İngiltere’nin bir açık pazarı oldu.

Mustafa Reşid Paşa Osmanlı imparatorluğunda geniş bir ıslahat hareketine girişilmesi için Mahmud II’yi ikna etti.

Paşanın teklifine göre rüşvet ve angarya yasak edilecek, müsadere kalkacaktı.

Bu teklifler gerçekleştiği takdirde padişahın mutlak idaresi sınırlanacağı için Mustafa Reşid Paşa, Londra büyükelçiliğine tayin edilerek İstanbul’dan uzaklaştırıldı.

1 Temmuz 1839’da Mahmud II ölünce yerine oğlu Abdülmecid geçti.

Mustafa Reşid Paşa, Abdülmecid’i tebrik etmek üzere İstanbul’a geldi.

Bu sırada imparatorluk buhranlı bir dönem yaşıyordu.

İbrahim Paşa, Nizip’te osmanlı ordusunu yenmiş ve Ahmed Feyzi Paşa da osmanlı donanmasını Mısır’a götürerek Mehmed Ali Paşaya teslim etmişti.

Mustafa Reşid Paşa, devleti bu durumdan kurtarmak için genç padişahı ıslahatın gerekliliğine inandırdı.

Gülhane Hattı Hümayunu ilân edildi (3 kasım 1839) Bununla, osmanlı ülkelerinde yaşayanların mal, can, ırz ve namus güvenliği sağlanıyordu.

15 Temmuz 1840 tarihli Londra antlaşması ile Mısır meselesi Osmanlılar lehine çözümlendi.

31 Mart 1841 ’de Mehmed Ali Paşanın Mısır’ın yılda 80 000 keselik vergisini azaltmak istemesi ve bunun Mustafa Reşid Paşa tarafından kabul edilmemesi üzerine hariciye nazırlığından alındı.

16 Temmuzda dördüncü defa Paris büyükelçisi oldu.

Fransa’da hastalanınca Edirne valiliğine tayin edildi. Fakat görevi kabul etmedi.

14 Kasım 1843’te beşinci defa Paris büyükelçisi oldu.

Paris’teyken hariciye nazırlığına getirildi (23 ekim 1845); 28 eylül 1846’da sadrazam oldu.

Bu görevi sırasında karma ticaret mahkemeleri ile ilköğretim ve ortaöğretimi düzenlemek üzere Mekâtibi Umumiye nezareti kuruldu, rüştiyeler açıldı (1847).

Yunanistan ile çıkan anlaşmazlık çözümlendi.

Mustafa Reşid Paşa, 27 nisan 1848’de görevinden alındı, ama kısa bir süre sonra ikinci defa sadrazam oldu (12 ağustos 1848).

Mustafa Reşid Paşa İkinci sadrazamlığı sırasında esir ticaretini yasakladı (1850).

Encümeni Dâniş kuruldu, Şirketi Hayriye’nin kuruluş hazırlıklarına başlandı.

27 Ocak 1852’de sadrazamlıktan alındı; fakat 4 martta üçüncü defa sadrazamlığa getirildi.

Ancak bu görevi uzun sürmedi.

5 Ağustos 1852’de Müşir Ahmed Fethi Paşa ile anlaşamadığından istifa etti.

13 Mayıs 1853’te üçüncü defa hariciye nazırlığına getirildi.

Bu görevi sırasında İngiltere elçisi Stratford Redcliffe’in desteğini sağladıktan sonra osmanlı sınırlan içinde yaşayan ortodoksları rus himayesine sokmaya çalışan prens Menşikov’un isteğini kabul etmedi.

Menşikov İstanbul’dan ayrıldıktan sonra iki devlet arasında savaş kaçınılmaz bir duruma geldi.

Reşid Paşa kendi başkanlığında toplanan ve imparatorluk ilerigelenlerinden meydana gelen mecliste savaş kararını aldırdı (29 ekim 1853).

İngiltere ve Fransa ile de bir ittifak antlaşması yapıldı (12 mart 1854).

Böylece Kırım savaşı başladı.

Bu sırada rakibi serasker Damat Ali Paşa, medrese öğrencilerini kışkırtarak hükümet aleyhine ayaklandırdı.

Olayı bastıran Mustafa Reşid Paşa, Ali Paşayı seraskerlik görevinden azlettirdi.

Bir süre sonra da Giritli Mustafa Paşayı sadrazamlıktan aldırarak yerine Kıbrıslı Mehmed Paşayı tayin ettirdi.

Bir süre sonra da kendisi sadrazam oldu (23 kasım 1854).

Bu dördüncü sadrazamlığı sırasında Meclisi Ali Tanzimat’ı kurdu.

Fransa’nın taraftar olduğu Süveyş kanalının açılmasını önlemek için Mısır valisi Said Paşaya hitaben Meclisi Vâlâ başkanı Yusuf Kâmil Paşaya yazdırdığı mektubun İstanbul’daki fransız maslahatgüzarı Benetli’nin eline geçmesi üzerine görevinden istifa etti.

Kırım savaşı bittiği zaman Mustafa Reşid Paşa, Paris konferansına katılamadı.

Yapılan Paris antlaşmasının, Osmanlı imparatorluğunda yaşayan hıristiyan halka müslümanlarla eşit haklar tanınmasmı ve bunun bir fermanla ilân edilmesini öngören şartını beğenmedi.

Uzun bir lâyiha ile 28 şubat 1856’da yayımlanan Islahat fermanının aksak yerlerini belirtti.

Mısır valisi Said Paşanın çağrısına uyarak Mısır’a gitti (17 haziran 1856).

Mısır dönüşünde beşinci defa sadrazamlığa getirildi (2 kasım 1856).

Tuna nehri ağzındaki arazi ile bunun açığında bulunan Yılan adasının Boğdan’dan ayrılarak doğrudan doğruya Osmanlı devleti yönetimine bırakılmasını sağladı.

Eflak ve Boğdan’ın geleceğini tespit edecek olan divan üyelerinin seçiminde karışıklıklar çıktı.

Fransa, seçimin yenilenmesini istedi.

Fakat Reşid Paşa bunu kabul etmedi; İngiltere’nin bu konuda Fransa’yı destekleyeceği anlaşılınca sadrazamlıktan alındı.

22 Ekim 1857’de altıncı defa sadrazam tayin edildi.

Fakat bu sadrazamlığı fazla sürmedi; bir yıl sonra 7 ocakta öldü.

Bir cevap yazın