Namık Kemal Kimdir? Hayatı ve Eserleri

Namık Kemal (Mehmed,denir),Türk yazarı ve şairi (Tekirdağ 1840 – Sakız 1888). Abdülhamid II’nin müneccimbaşısı Mustafa Asım Beyin oğlu.

Büyükbabası Abdüllatif Paşa tarafından büyütüldü. Abdüllatif Paşa memur olduğu için, Kemal de onunla birlikte Anadolu (Afyonkarahisar, Kütahya v.d.) ve Rumeli’de bulundu. Bu yüzden sürekli ve tam bir öğrenim göremedi.

Dedesinin Kars kaymakamlığı sırasında, Kars’ta şeyh Vaizzade Mehmed Hâmid Efendiden tasavvuf ve edebiyat dersleri aldı.

Abdüllatif Paşanın son memurluk yaptığı Sofya’da hareketl bir ortam buldu. Bir yandan fransızca, arapça, farsça dersleri almaya, bir yandan da divan edebiyatı yolunda şiirler yazmaya başladı. Şair binbaşı Eşref Bey (Paşa), kendisine Namık mahlasını verdi. Niş kadısı Mustafa Ragıb Efendinin kızı Nesime Hanım ile evlendirildi.

Dedesinin 1856’da görevinden alınması üzerine İstanbul’a döndü. Leskofçalı Galib, Yenişehirli Avni, Hersekli Arif Hikmet v.d. şairlerin toplantılarına katılmaya başladı. Babıâli Tercüme odasına memur oldu. Encümeni Şûaraya girdi. Leskofçalı Galib’den şiir ve tasavvuf ile bazı toplumsal fikir ve davranışlar konusunda etkilendi.

Şinasi ile tanışınca onun etkisinde kalarak, batı edebiyatı ve kültürüne yakın ilgi duydu; Şinasi’nin çıkardığı Tasviri Efkâr’da yazmağa başladı.

Şinasi Paris’e kaçınca (1865) Tasviri Efkâr’ın yayımını tek başına sürdürdü. Bu dönemde genellikle sosyal konularda yazdığı yazılarıyla dikkati çekti. Eğitim meselesi üstünde durdu; kadınların da eğitim ve öğretim yapmaları gerektiğini ileri sürdü.

İstibdatla savaşmak üzere kurulan Yeni Osmanlılar cemiyetine (ilk adı İttifakı Hamiyet) girdi; bir yandan da hükümetin tutumunu tenkit eden yazılar yazdı. Hükümet, siyasetine aykırı düşen gazetelerin bu yolda yazı yazmalarını yasakladı ve bazı gazeteleri kapattı. Namık Kemal de Erzurum vali muavinliğine tayin edildi (1867).

Fakat Mısır hıdivliği işi yüzünden Babıâli ile arası açılmış olan Mustafa Fazıl Paşanın çağrısı üzerine arkadaşı Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. Bir süre sonra Londra’ya geçtiler. Mustafa Fazıl Paşa İstanbul’a dönme izni alınca arkadaşlarına maaş bağladı ve Londra’da cemiyet adına bir dergi çıkarılması için sermaye bıraktı.

Londra’da cemiyet adına Ali Suavi’nin yönetiminde Muhbir gazetesi çıkarılmaya başlandı (31 ağustos 1867). Namık Kemal ve Ziya Pasa, Ali Suavi ile anlaşamadılar.

Namık Kemal yine Londra’da Hürriyet gazetesini çıkarmaya başladı (28 haziran 1868). Namık Kemal, Avrupa’da kaldığı yıllarda, Avrupa devletlerinin idare şekli, hukukî ve siyasî kurumları, İktisadî durumu v.b. konularla ilgilendi; Paris’te hukukçu Emile Accolas’dan, Londra’da Fanton adlı bir ingilizden hukuk dersleri aldı.

Yeni Osmanlılar ile ilişkide bulunan tarihçi Leon Cahun ila dosluk kurdu. Ziya Paşanın hıdiv İsmail Paşayı tutması üzerine Hürriyet gazetesinden aynldı (6 eylül 1869).

Fransız-Alman savaşı başladığı sırada zaptiye nazırı Hüsnü Paşanın çağrısı üzerine 1870’te İstanbul’a döndü. Mahmud Nedim Paşanın sadrazamlığı sırasında Avrupa’dan dönen, Nuri, Reşad ve Ebüzziya Tevfik Beylerle ibret gazetesini kiraladılar (1872).

Gazete Namık Kemal’in «Garaz marazdır» adlı yazısı üzerine dört ay süreyle kapatıldı; Namık Kemal de Gelibolu mutasarrıflığına gönderildi (9 terpmuz 1872). Dönüşünde aynı gazetede Babıâli’yi güç durumda bırakan yazılar yazması, gazetenin bir ay kapatılmasına sebep oldu.

Gelibolu’dayken yazmaya başladığı Vatan yahut Silistre adlı oyununun, Gedikpaşa tiyatrosunda oynanması sırasında halkı coşturması ve ikinci oynanışı sırasında meydana gelen olayların İbret gazetesinde yayımlanması üzerine Babıâli, gazeteyi kapattı (5 nisan 1873); Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik, Nuri, Hakkı Beyler ve Ahmed Midhat tutuklandılar.

Namık Kemal, kalebentlikle Magosa’ya sürüldü. Murad V’in tahta çıkışından sonra İstanbul’a dönebildi (1876). Şûrayı Devlet üyesi oldu. Kanunu Esasiyi (anayasa) hazırlamakla görevlendirilen kurulda çalıştı. 1877 Rus savaşından sonra beş ay kadar tutuklu kaldı; sonra Midilli adasına sürüldü (1877).

Midilli mutasarrıfı oldu (1879). Şikâyet üzerine Rodos mutasarrıflığına getirildi (1884). Bir süre sonra Sakız mutasarrıfı oldu (1887) ve burada öldü. Mezarı Gelibolu’dadır.

Namık Kemal, edebiyata Sofya’da şiir yazarak başladı. İlk şiirleri, Kerbelâ mersiyeleri ve çeşitli divan şairlerine yazılmış nazirelerdir. Namık Kemal’in şiirinde, Şinasi ile tanıştıktan sonra bir değişme oldu; toplum meseleleri bu şiirlerinde ağır bastı. Osmanlı toplumunun o çağda kötüye giden durumu, savaşlar v.b. olaylar Namık Kemal’i vatan şiirleri yazmaya yöneltti.

Tanzimat nesrini işleyen ve onu şekillendiren Namık Kemal’dir. Namık Kemal’in nesri, Şinasi’nin etkisi altında Tasviri Efkar’da yenileşti. Bununla birlikte eski nesirde ustalığını göstermek için de bazı yazılar yazdı. Namık Kemal’in ilk nesir örneklerine gazetelerdeki tercüme, fıkra, havadis v.d. türlerdeki yazıları gösterilebilir. Namık Kemal’in nesri öteki türlerde (tarih denemeleri, tiyatro, roman, mektup v.b.) örnekler ortaya koymasıyle büyük gelişme gösterdi.

Namık Kemal’in Tiyatroları

Namık Kemal, Celâl Mukaddimesinde şiir, roman, tiyatro ve edebiyat hakkındaki görüşlerini ortaya koydu. Tiyatroyu, toplum üstünde en etkili eğitici ve öğretici bir edebî tür olarak kabul etti. Tiyatro eserlerinde topluma bazı yeni kavramlar (hürriyet, vatanseverlik, insan hakları v.b.) getirdi.

Bu eserlerindeki tipler, genellikle içinde bulunduğu çevrede herhangi bir davayı kendine mesele eden kişilerdir. Kahramanlar, kişisel çıkarlarıyla millî çıkarlar arasında zaman zaman bocalar; fakat her zaman millî çıkarlar ağır basar.

Tipler ya bütünüyle kötü veya bütünüyle iyi nitelikleriyle gösterilmiştir. Namık Kemal’in tiyatro anlayışında, fransız romantiklerinden özellikle Victor Hugo’nun etkisi büyüktür. Romantik dramı benimseyen Namık Kemal, Üç birlik kuralına bağlı kalmaz. Perdelerin beşten fazla olmasını doğru bulmaz. Oyunları: Vatan yahut Silistre (1873); Gülnihâl (1875); Âkil Bey (1874); Celâleddin Harizmşah (1885); Zavallı Çocuk (1873);’ Kara Belâ (1910).

Namık Kemal’in Romanları

Namık Kemal, romanı «gerçekte geçmemişse bile, geçmesi ihtimali bulunan bir olayı sosyal ve ruhsal yönleriyle ayrıntılı olarak tasvir eden bir eser» olarak tanımlar. Ona göre roman, kişinin yaratılışını ve ruhunu çözümlemek görevini yerine getirmelidir.

Romanlarında da fransız romantizminin etkisinde kalmıştır. Bunlarda kişileri toplumsal çevreleriyle ele alır: intibah (1876); Cezmi (1880). Namık Kemal islâm birliği ülküsünü, Celâleddin Harizmşah ile tiyatroda, Cezmi ile de romanda dile getirmiştir. Cezmi, Türkiye’de gerçek tarihî romanın ilk örneğidir ve romantik romanın hemen bütün özelliklerini taşır.

Tarih ve Biyografileri

Namık Kemal, devleti ve toplumu, çağdaş batı medeniyeti düzeyine getirme çabası içinde olduğu için tarih ve biyografi konularında da eserler yazdı, önce bir Tarih-i Askeri hazırlamaya girişti; sonra konuyu genişleterek bir osmanlı tarihi yazdı. Saray, kitabın satışını engellediği için, yalnızca Kanunî dönemine kadar olan bölüm basılabildi (1889; I. c. 1908; II. c. 1909). Namık Kemal, tarih olaylarını ideolojik (Osmanlıcılık) açıdan açıklamıştır; bilimsel metot ve tarih felsefesi verilerine pek önem vermemiştir. Amacı, toplumu, kendi öz tarihine çevirmekti. Tarih eserlerinde dili yapmacıktan uzak, üslûbu doğaldır: Barika-i

Zafer (Zafer Şimşeği) [1872]; Devr-i İstilâ (İstilâ Devri) [1873]; Kanije (1874); Silistre Muhasarası (1874). Namık Kemal, biyografilerini de tarih anlayışına göre yazdı. Biyografilerde, kendi düşüncelerinin kahramanlarını yüceltmek amacını güttü: Evrak-ı Perişan (Perişan Sayfalar) [1872, Selâhaddin Eyyubî, Fatih, Yavuz Sultan Selim’in ‘biyografileri]; Tercüme-i Hal-i Emir Nevruz (Emir Nevruz’un Biyografisi) [1875]. Eski edebiyatı yıkarak yerine yeni edebiyatı ve yeni düşünceleri yerleştirmeyi amaç edinen Namık Kemal’in tenkitleri bu alanda yoğunlaşır: Tahrib-i Harabat (Harabat Adlı eserin Tenkidi) [1886]; Takib-i Harabat (Harabat’ı İzleyen Kitap) [1886]; İrfan Paşaya Mektup (1887); Mukaddeme-i Celâl (Celâl Piyesinin önsözü) [1888]; Mes Prisons Muahezesi («Zindanda» adlı Eseri Tenkit) [1885]; Renan Müdafaanamesi (1908); Talim-i Edebiyat Üstüne Bir Risale (Edebiyat öğrenimi Üstüne Kitapçık) [1950].

 Namık Kemal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir