Nasturilik Nedir?

Nasturilik Nedir,Nasturiler Kimdir,hıristiyanlar tarafından hem Tanrı, hem de insan olarak kutlanan İsa peygamberin nitelikleriyle ilgili tartışmalardan doğdu.

Nasturilik Nasıl Oluşmuştur

Nestorius ve bağlı olduğu Antakya okulu, insan özüyle ilgili nitelik ve özelliklerin, cisimleşen kelâm (îsa) için kullanılamayacağını ileri sürdü.

İstanbul patriği olan (428) Nestorius, «tanrı anası» anlamına gelen Theotekos deyiminin Meryem için söylenmemesi gerektiğini savundu. Ona göre İsa, Tanrı değil, tanrısal nitelikler taşıyan bir insandır. Onun annesi olan Meryem de Tanrı’nın değil ancak bir insan olan İsa’nın annesiydi.

Nestorius’un bu düşünceleri, başta Aziz Kyrillos olmak üzere, birçok koyu hıristiyanı kızdırdı. Bu yüzden Efes konsili, düşüncelerini yasakladığı Nestorius’u cezalandırdı, Libya çölüne sürdü (431).

Nasturi Hıristiyanları

Nestorius, orada öldükten sonra görüşleri Suriye, Musul, İran ve Güney Hindistan dolaylarında yayıldı. Nestorius’un bu konuyla ilgili görüşleri, genellikle, üç noktada özetlenir:

1. İsa’nın biri cisimleşen kelâm, biri de insan olmak üzere iki ayrı kişiliği vardır.

2. bu iki ayrı nitelik özle birleşmez, görünüştedir; ancak manevî bir birleşmedir.

3. Meryem ise Tanrı’nın değil Isa’nın annesidir (Khristotokos).

Bizans imparatorluğu içinde pek tutunamayan bu görüşler, zamanla Doğu ülkelerine kaydı. Nestorius’un öğrencisi Theodoros, Urfa’da hocasının görüşlerini geliştirdi; bunun yayılmasına ve benimsenmesine çalıştı.

Theodoros’un kurduğu Urfa okulu, bizans imparatoru Zenon tarafından kapatılınca (489) Nasturîler Nizip’te toplanarak yeni bir okul açtılar; bir de kilise kurdular. Bu yeni kilise evrensel Bizans kilisesiyle bütün ilişkilerini kesti.

Nasturi kilisesi adı verilen bu yeni kilise, Nestorius’un düşüncelerini Tataristan, Çin, Hindistan ve Moğolistan’da yaydı. İslâmlığın doğuş yıllarında Hz. Muhammed, Nasturîlere pek dokunmadı. Onunla iyi ilişkiler kuran Nasturîler inançlarını yaymaya devam ettiler. Timur’un saldırılarından sonra Nasturîler arasında dağılma başladı. XVII. yy.da Roma Katolik kilisesine bağlanan Nasturîler Mar Şimun unvanı verilen bir patrik seçtiler.

Bazen Kuçanis, bazen Culamerk (Çölemerik) illerini merkez edindiler. Bundan sonra bağımsız bir topluluk niteliğini kazanan Nasturîler kendi aralarında teşkilâtlandılar. Abdülhamid II zamanında Nasturîler ile komşu aşiretler arasında çatışmalar başladı.

Birinci Dünya savaşında Ruslara sığınan 400 000 nasturî, İran’ın Hoy, Selmas ve Urmiye bölgelerine yerleştirildi.

1917’den sonra, rus ordusunun çekilmesi üzerine Türklere karşı çarpışan Nasturîler daha sonra Ingilizlerin eline geçen Irak’a sığındılar.

1932’de bağımsızlığa kavuşan Irak’a karşı ayaklanan Nasturîler, başarı sağlayamayınca Suriye’ye göçtüler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir