Nedensellik İlkesi,Felsefede Nedensellik | Felsefe Bilgileri |

Nedensellik İlkesi,Nedeni etkiye bağlayan ilişki, Nedensellik ilkesi «her şeyin bir nedeni vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur» şeklinde özetlenebilecek ilke.

Felsefede Nedensellik İlkesi Nedir

Nedensellik İlkesi nereden gelir? Bazı filozoflara göre nedensellik, zihnimizin özünde bulunmaktadır; doğuştandır ve a priori’dir.

Nitekim, Descartes, sadece mantıkî apaçıklıkları göz önünde tutmak yoluyla, bir etkinin, analiz yoluyla nedeninden çıkarsanabileceğini kabul eder.

Kant, nedenselliği, her tecrübeden önce gelen ve her tecrübe için zorunlu olan bir ilke ve zihnimizin temel bir yasası olarak görür.

Bazı filozoflar ise bu görüşün tersini savunurlar.

Bunlara göre, zihnimiz, Nedensellik İlkesi duyumsal deney yoluyla edinir.

Zihne yavaş yavaş kendini kabul ettiren bu ilke, en sonunda, mantık bakımından zorunlu bir ilke olarak görülür.

Nitekim Hume ve Stuart Mill, nedenselliğin, birbirine sürekli olarak bağlı bulunan bazı olgunların tekrarlanmasından doğduğunu ileri sürerler, öte yandan, Maine de Biran bu kavramın, harcadığımız herhangi bir çabanın psikofizyolojik duyumundan; diyalektik materyalizm ise, eşyanın kendisinde mevcut olan ve gelişen ilişkilerden türediğini söyler.

Buddhacılık. Manevî acının şartlarının birbirine zincirlemesi teorisi, theravada buddhacılığının temelidir.

Bu teori, dokuz veya on iki aşama ileri sürer.

Bu aşamalar arasında şunları sayabiliriz: vesilelerle etkilerin (nidana), nedenlerin (chetu), kaynakların (samudaya), belirsiz güdü veya nedenlerle etkilerin (paşşaya) ilişkileri.

Böylece meselâ yaşlılık ve ölüm, doğumdan; doğum varoluştan; varoluş, edinmekten, edinme, susuzluktan (iştaha); susuzluk, duyumdan; duyum temasa geçişten; temasa geçiş «isim ve biçim»den (namarupa) [kişilik]; bu sonuncusu ise düşünceden doğar.

Zincirlenişin tümü, Buddhacılık tarafından iki yönlü olarak düşünülür: sonuçtan güdüye ve güdüden sonuca. Bilgisizliği yüzünden bu kısır döngüye düşmüş olan kimse, ancak Buddhacılığın sağladığı bilgi ve teknikle bu durumdan kurtulabilir.

Bir cevap yazın