Niğde

Niğde hakkında ansiklopedik bilgi,Niğde,iç Anadolu’nun Orta Kızılırmak bölümünde il merkezi şehir; 340.270 nüf. Batıdaki Melendiz dağlarıyla doğudaki Üçkapılı dağı kütleleri arasında sıkışmış bir vadinin (Niğde suyu veya Karasu) batı kenarında kurulmuştur; yüksl. aşağı kesimde 1 190 m, Kale tepesinde 1 250 m. Bu vadiden Kayseri – Ulukışla demiryoluyla Niğde’yi çevreye bağlayan karayolları geçer (Kayseri 131 km, Mersin’de Akdeniz kıyısı 195 km, Adana 230 km uzaklıkta). Şehir, eskiden beri işlek olan bir yol üzerinde ve savunmaya elverişli bir yerdedir.

Niğde, İç Anadolu bozkırlarını kuşatan şehirler dizisi içinde yer alır. Şehrin eski çekirdeği, doğuda bugün demiryolunun geçtiği bahçelik bir vâdiye yüksekten bakan kuzey – güney doğrultulu başka bir tepe üzerindedir.

İç kale ve bunun kuzeyindeki Tepeviran mahallesinden oluşur; hisar kalıntısıyla Alâettin ve Sungurbey camileri buradadır. Ortaçağda şehrin doğuda, derenin ötesinde de uzandığı sanılıyor. Eski kümbetlerle Karamanlı devrinden kalma Akmedrese buradadır.

Niğde

Termal kaynakları, ören yerleri, zengin tarihi dokusu, doğal güzellikleri, dağ ve kış turizm olanakları kenti turizm merkezi yapan önemli unsurlardır.

Halkın esas geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Elma ağacı sayısında Niğde ili ülke sıralamasında ilk sırada yer alır. Ülke genelinde patates üretiminin ise % 25’lik bölümü bu ilde üretilir.

Ancak Niğde Merkez Organize Sanayi, Bor Deri Organize Sanayi, halı fabrikası ve diğer küçük sanayi kolları Niğde halkı için önemli istihdam alanlarıdır.

Geleneksel el sanatları bakımından Niğde önemli bir ildir. Niğde ilinde üretilen halılar dünyanın birçok ülkesinde müşteri bulmaktadır.

Niğde Coğrafi Özellikleri

Yüzey şekileri bakımından Niğde ili toprakları çeşitli yapı özellikleri gösterir; ilin güneydoğu kesimi Orta Toroslar’ın Bolkar dağları ve bunların kuzey uzantısı (Kırkpınar dağı v.b.) ile Aladağlar tarafından engebelenmiştir.

Bolkar ve Aladağlar arasında kısmen Çaltı suyunun boyladığı tektonik bir çukur (Tekir çukuru veya Ecemiş koridoru) yer alır. Bolkar dağları, Medetsiz tepesinde 3 524 m’ye yükselir. Bu dağların yapısında birinci zaman şist ve kireçtaşları yaygındır.

Bunların kuzey uzantısında Aşıgediği dağı 2 703 m’ye varır. Kuzey-güney doğrultulu tektonik çukurun doğusunda kalan Ala dağların yapısında ise birinci zaman sonu ve özellikle ikinci zaman (kretase) kalker ve şistleriyle yeşil kayaçlar hâkimdir.

İlin orta kesiminde Melendiz volkanik kütlesi yer alır; Niğde suyunun geçtiği boğazla Toros sisteminden ayrılan Melendiz dağları, doğu-batı doğrultusunda uzanır ve aradaki alçak alanlarla üç kümeye ayrılır. Melendiz dağının (2 898 m) batı ucunda Küçük ve Büyük Hasan dağları (3 069 ve 3 268 m) yükselir.

Bu dağlık kütle Üçüncü zaman ortalarından beri Erciyas ile birlikte etkinliğe geçerek, volkanizmanın meydana çıkardığı lavlar ve göller içine çökelmiş volkan küllerinden (tüf) oluştu ve yer yer Dördüncü zamanda faaliyet gösterdi. Volkan konileri de bu yapı içinde yer alır.

Hasan dağı çok yakın bir safhada etkinlik gösterdi. Volkanik arazi, ilin kuzeydoğu kesiminde Ürgüp yaylasına ait volkan lav ve tüfleriyle kaplıdır. Burada 1 200 m’yi geçen yaylalar üzerinde 1 600 m’yi bulan dağlar vardır.

İlin kuzey kesiminde Tuz gölüyle Kızılırmak vâdisi arasında da Üçüncü zamanın ilk yarısına ait kıvrımlı tabakalar arasında granitli billûrsal kayaçlar bulunur: Ekecek dağı (2136 m).

İlin kuzeybatısında Tuz gölü çanağının tuzlu alüvyonlarla dolu tabanı yer alır. Bu kesimde yükselti yaklaşık olarak 900 m’ye kadar düşer.

Niğde İklimi

Niğde ilinde sert bir step iklimi hâkimdir. Genellikle kıt olan yağışlar ilkbahar ve kışa toplanmıştır.En soğuk ayda ortalama sıcaklık —0°4 C, en sıcak ayda 22°6C; bir yılda en düşük ve en yüksek sıcaklık —27°C ve 37°7 C’tır. Sıcaklığın 30 C üstüne çıktığı günlerin ortalama sayısı 36, 0°C altma düşebildiği günlerin sayısı 101,5, 0°C civarında günlerin sayısı ise 17,3’tür. Yıllık ortalama yağış 351 mm, yağışlı günler sayısı 92, kar yağışlı günler sayısı 15,4, yerin karla örtülü kaldığı günler 31,1’dir.

Yağışların mevsimlere bölünüşü şöyledir (yüzde ile); kış 34, ilkbahar 36, yaz 10, sonbahar 20. 11 içinde yağış kaydı yapılan öteki istasyonlarda yıllık ortalama yağış tutarı da şöyledir: Bor 338 mm, Aksaray 358 mm, Ulukışla 368 mm ve Çamardı 375 mm. Yazları kuru ve az sıcak geçtiği için, Niğde dolayları Çukurova’nın bir kısım halkı için yazlık olarak kullanılır.

Niğde  Tarihi

Şehrin adı Ortaçağ kaynaklarında Nakida veya Nekide olarak geçer. XIV. yy.da arap harfleriyle Nîkde şeklinde de de yazılan bu kelime daha sonra Nikde veya Niğde şeklinde okunabilecek bir imlâ ile yazıldı. Yeni türk alfabesinin kullanılmağa başlamasından sonra şehrin adının imlâsı Niğde şeklini aldı.

Bazı yazarlar Niğde adının Cadyna’dan geldiğini, bazıları da bir hitit yazıtında geçen Nakida’dan türediğini ileri sürerler. Niğde adı ile Nagidos arasında bir bağ kurmak isteyen yazarlar da vardır. Kaynaklarda şehrin ilkçağ tarihinden söz edilmez.

1813’te Niğde’ye gelen Mc Donald Kinneir, surların henüz ayakta duran kısmının eski devirlerden kaldığını, sokaklarda mermer sütunlara, sütun başlıklarına ve kaidelerine rastlandığını yazar. Şehre 1834’te gelen Ch. Texicr ise İslâm eserlerinin çokluğuna kanilik hiç bir eskiçağ eserinin bulunmadığını belirtir. Ortaçağda bu çevrenin başlıca merkezi Arapların Tavana dedikleri Tyana (bugünkü Kemerhisar kasabasının yerinde) idi.

Şehrin Oztaçağdaki durumu ile ilgili bilgilere anadolu Selçuklu tarihi yazarlarının eserlerinde rastlanır. Doğu Roma imparatorluğundan Danişmentliler tarafından alınan Niğde, daha sonra Anadolu Selçuklularının eline geçti.

1181’de anadolu Selçuklu topraklarını oğulları arasında paylaştıran Kılıç Arslan II, bu arada Niğde’yi Melik Arslan Şaha verdi. Niğde, Melik Arslan Şah zamanında türk eserleriyle süslenmeye başlandı. XIII. yy.ın başlarında Anadolu Selçuklu sultanlığını ele geçiren lzzeddin Keykâvus, imrahoru Zeyneddin Başarî’yi buraya vali olarak tayin etti.

Zeyneddin, Alâeddin Keykubat’ın sultanlığı sırasında Niğde’nin türk eserleri arasında en eski ve büyüğü olan Alâettinkeykubat camiini yaptırdı (1223). Görevinden alman ve idam edilen Zeyneddin’den sonra Niğde, Harizm’den gelen ve Selçuklu sultanlığına sığınan türkmen başbuğu İlan Yabgu’ya ikta edildi.

Alâeddin Keykubat zamanında gelişen Niğde, Selçuklu devletinin büyük bir askerî bölgesine merkez oldu. Kılıç Arslan IV zamanında serleşker merkezi olan Niğde’de bu görevle (ordu kumandanı) îbnül Hatir Mesud bulunuyordu. 1266’da Moğolların Anadolu’da baskısı arttı.

Moğollar adına çalışan Muinüddin Pervare. Kılıç Arslan IIFü öldürttükten sonra Keyhüsrev III Niğde’ye getirildi. Mısır yardımına güvenen Keyhüsrev, Moğollara baş kaldırmak istedi; fakat başarılı olamadı. Bu arada İlhanlılar, bazı kaynaklara göre bir türkmen, bazılarına göre de bir moğol kabilesini Niğde yöresindeki geçitlerin korunması amacıyla buraya yerleştirdiler (1276).

XIV. yy.ın ilk yansında llhanlılar adına Anadolu’yu yöneten Eretna Bey zamanında Niğde’ye yerleştirilen bu kabilenin reisi Sungur Ağa, şehre hâkim oldu. Burada kendi adıyla anılan camiyi yaptırdı (1335). Bundan sonra Niğde, Karamanoğullarının eline geçti.

1333’e doğru şehri gezen İbni Battuta, Niğde’nin «büyük ve kalabalık, fakat kısmen yıkılmış» olduğunu anlatır. 1379’da Eretnalılar şehri ele geçirmek istedilerse de Karamanoğullarının başarılı karşı koyması sonunda geri çekildiler.

Yıldırım Bayezid, Anadolu beyliklerini ortadan kaldırmaya başlayınca Karamanoğullarının elinde bulunan Niğde de osmanlı sınırlan içine katıldı. Ancak daha sonra (1398) şehir tekrar Karamanoğulları beyliğine verildi.

Bu arada Kadı Burhaneddin, şehri Karamanoğullarından almak istediyse de başaramadı. Ankara savaşından (1402) sonra Timur Anadolu’dan çekilince, Karamanoğulları sınır kalesi durumunda olan Niğde’ye tekrar hâkim oldu.

Bu dönemde şehirde birçok önemli eser yapıldı. Niğde ve yöresinde nüfus çoğalmaya başladı. 1479’da şehir, kısa bir süre için Mısır memlûklu sultanı Elmelik-ül-Müeyyed’in oğlu İbrahim’in eline geçti. XV. yy.da Konya’yı kaybeden Karamanoğulları birkaç yıl Niğde’de kaldılar.

Anadolu birliğini kurmak isteyen Fatih Sultan Mehmed, 1470’te kumandanlarından îshak Paşayı Niğde’ye göndererek şehri osmanlı sınırlan içine kattı.

İshak Paşa, Niğde’de büyük onarım çalışmaları yaptı. Bu arada yıkılan kale onartıldı. Osmanlı yönetiminde Niğde önce Karaman beylerbeyliğine bağlandı, sonra Konya vilâyeti sınırları içinde bir sancak merkezi oldu.

Bu dönemde şehir geçen yüzyılların yıkıntılarından kurtulamadı; bu yüzden de Kayseri ve Konya gibi tarihi merkezler kadar önemli olamadı. XVI. yy.da başlayan Celâli isyanları sırasında da şehir büyük zarar gördü.

Lâle devrinde Develi, Karahisar ve Niğde muhafızlıkları Damat İbrahim Paşa sayesinde önem kazanan Nevşehir’e bağlandı.

Ch. Texier XIX. yy.da şehrin harabe haline gelen bir hisarın çevresinde yer aldığını ve halkının tepelerde, ayrı mahallelerde yaşadığını yazar. Ayrıca şehrin bir mütesellim tarafından yönetildiğini belirtir. Hamilton da, bu yüzyılda Niğde’nin nüfusunun 6 600 kadar olduğunu yazar.

XIX. yy.ın sonlarına doğru Niğde, Tepeviran, Kayabaşı ve Şehiriçi adı ile anılan üç ayrı kısımdan meydana geliyordu. Bu yüzyılda Niğde’nin nüfusu 10 000 kadardı. Şehirde 84 cami ve mescit, 36 medrese, bir kütüphane, üç kilise ve altı hamam vardı.

Kayabaşı mahallesinde yaşayan hıristiyan halkın çoğunluğunu rum ortodoksları meydana getiriyordu. Bu azınlık 1923’ten sonra Yunanistan’a göç etti; yerine Makedonya’dan gelen göçmenler yerleştirildi. 1927’de 9 463, 1950’de 12 500 olan nüfus,1960’ta 18 042, 1990’da 55 035 oldu.

1932’de Kayseri-Ulukışla demiryolu Niğde’ye ulaştı. Böylece Anadolu’nun iki büyük hattı (Ulukışla ve Boğazköprü) Niğde’ye bağlandı. Son yıllarda gelişen karavolları ağı. şehrin kalkınmasını sağladı.

Niğde Tarihi Eserleri

Anadolu’da Konya, Kayseri ve Sivas’tan sonra güzel sanatlar yönünden oldukça zengin bir şehir olan Niğde’de selçuklu eserlerinin yanı sıra İlhanlılar, Karamanoğulları ve Osmanlı devirlerine ait pek çok eser vardır.

Niğde Selçuklulara ait eserler

Kale: Selçuklu sultanı Alâeddin Keykubat tarafından yaptırıldı; Fatih Sultan Mehmed devrinde, îshak Paşa tarafından tamir ettirildi.

Alâettin camii: Kalenin yakınında Alâettin tepesi üzerindedir. Niğde valisi Zeyneddin Beşere tarafından yaptırıldı (1224). Portalin üzerinde beyaz mermer üzerine sülüs selçuk yazısıyla 3 satırlık kabartma kitabe yer alır.

Mimarîsi ve süslemesi bakımından Selçuklu devrinin en önemli örneklerinden biri olan camiin kıble duvanna dik üç salımlı bir planı vardır. Kıble önündeki üç şahın kubbeyle, öteki kısımlar çatıyla örtülüdür. Orta nefin üzerinde aydınlık feneri bulunur.

Hüdaventhatun türbesi: 1342’de Kılıç Arslan IV’ün kızı Hüdavend Hatun tarafından yaptırıldı. Selçuklu mezar mimarîsinin bir örneği olan yapı, sekizgen planlıdır.

Niğde İlhanlılar devrine ait eserler

Sungurbey camii: Alâettin tepesinin alt kısmında, 1335’te, Niğde emîri olan Seyfeddin Sungur Ağa tarafından yaptırıldı. Zengin süslemeleri bakımından selçuklu devri özelliğini devam ettiren bu yapı, düzgün kesme taştan yapılmıştır;’ mimarî bakımdan ilk şeklini kaybetmiştir. Camiin doğu duvarının bitişiğinde Sungurbey türbesi (1335) vardır. Gündoğdu türbesi. Gündoğduoğlu Ali Nur’a ait olan türbe, 1344’te yapıldı. Kare şeklinde olan yapının doğu cephesinde portal, batı ve kuzey cephesinde birer pencere, güneyde mermer bir mihrap yer alır.

Niğde Karamanoğulları devrine ait eserler

Şah mescidi:Karamanlı Alâeddin Beyin oğlu Ali Bey zamanında Hacı Muhammed Ağa tarafından yaptırıldı (1413).

Hanım mescidi veya Afifehanım mescidi: Karamanoğlu İbrahim Bey II zamanında Muradoğlu Hacı Dursun tarafından yaptırıldı (1452). Kıble duvarına paralel iki şahından meydana gelir. Daha önce düz çatıyla örtülüydü. İşlemeli taştan mimberi vardır. Dört köşe minaresinin 1668’de onarım sırasında yaptırıldığı sanılıyor. Akmedrese. Karamanoğulları devrinin anıtsal eserlerinden olan bu yapı, Karamanoğlu Alâeddin Beyin oğlu Alâeddin Ali Bey tarafından kardeşi Mehmed Bey II’nin hükümdarlığı zamanında yaptırıldı (1409).

Niğde Osmanlı devrine ait eserler

Dışarı camii veya Hüsamettinpaşa camii: Kitabesi yoktur; fakat XVI. yy.a ait olduğu kabul edilir. Kesme taştan yapılmış kare planlı, tek kubbeli bir yapıdır. Son cemaat yeri vardır. Mermer mihrabı süslüdür. Abanoz ağacından mimberi Sungurbey camiinden getirildi. Cami, 1941-1948 yılları arasında müze olarak kullanıldı. Akmedrese’nin müze olmasından sonra tekrar cami olarak kullanılmaya başlandı.

Paşa camii veya Murad ali paşa camii: XVII. yy.ın ikinci yarusına aittir. Yıkılan hamamı, türbesi ve çeşmesiyle bir külliye halindeydi. Kesme taştan karakteristik bir osmanlı yapısı olan cami üç mekânlıdır. Mermerden iki mihrabı vardır.

Kiğılı camii: XVIII. yy.a aittir. Hacı Hasan Ağa tarafından yaptırıldı. Kesme taştan tek kubbeli bir yapıdır. Mihrap ve mimber tahtadandır.

Bedesten: Tarihi ve kimin tarafından yaptırıldığı belli değildir. Restore edilirken ilk şeklini kaybetmiştir. Dikdörtgen planlıdır. Sağ ve solda 27’şer oda vardır.

Niğde’de bunlardan başka şu eserler vardır: Hatıroğlu çeşmesi, ikinci türbe, Dörtayak türbesi, Dârüzzikir türbesi ve Paşa çeşmesi.

Niğde

Niğde

Niğde

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir