Oltalar

Oltalar Fırdöndü, iki ucu fırıl fırıl dönecek şekilde düzenlenmiş bir parçacıktır. Fırdöndünün bir halkasına oltanın ucu, diğer halkasına da bedenin ucu bağlanır.Oltalar, ince olta, kalın olta, ağır olta olmak üzere üçe ayrılır. Tabiatiyle ince veya kalın, her balığın olta düzeni ayrı ayrıdır.

İnce Oltalar

İzmarit, istavrit, zargana, sarıkanat, lüfer, ince sazan yemlisi ile istavrit ve uskumru çaparilerinde kullanılır. Misina kalınlığı el oltasında en çok 0.50, makinalı oltada 0.35 dir.

Kalın Oltalar

Kofana, torik, kırlangıç, mercan, karagöz, İri sazan, turna ve emsali balıklarda kullanılan oltalardır. Bu oltaların kalınlığı, el oltasında 0.70, makinalı oltada 0.50 yi geçmez.

Ağır Oltalar

Orkinos, kılıç, sinarit, trança, orfos, yayın gibi balıklar için lazımdır. Ağır oltada kalınlıklar 0.80 den 1 veya 2 m/m lik kalınlığa kadar gider. Ağır oltaların makinaları çıkırık makinalardır. Misinaları örülü (dakron) misinadır. Çok büyük ağırlıkları çeker. Elde kullanılan ağır oltaların misinaları kalın ve sağlam misinalar olsa da elde kayar. Amatörlere özel olarak örülmüş sağlam ipler tavsiye edilebilir.

Oltalar, 0.30 dan 1 m/m’ye kadar değişik kalınlıktadır. Bu kalınlık oranları balığın irilik ve ağırlığına göre değişir.Ağır avlarda balığa 1.00 misina kullanıldığı gibi örgülü naylon misina (Dakron) kullanmak da tavsiye edilebilir. Bu tür örme misinalar elde kaymaz. Balığa kumanda daha rahattır.Dünyanın her tarafında amatörler, ince olta ile mümkün olduğu kadar ağır balık yakalamak iddiasındadırlar. Mesela 0.35 misina ile (tabiî makina ile) 25 – 50 kiloluk bir kılıç veya köpek balığı yakalayıp rekor kıranlara çok rastlanır.

Amatörlükte aranan en büyük başarı, ince takımla ağır balık yakalamaktır. İnce takımla balık daha rahat yakalanır. Asıl başarı olta kullanmayı becerip balığı sandala veya kıyıya alabilmektir. Bunun için de hiç bir amatörün yanından kepçe ve kakıç eksik olmamalıdır.Bütün dünyada olduğu gibi yurdumuzda da makinalı olta ile balık yakalamak büyük bir ilgi görmektedir. Sandalda olsun, karada olsun makinalı oltanın en büyük özelliği elle kullanılan olta kalınlıklarının yarısı çapında bir misina ile aynı büyüklükte balığı yakalayabilmektir.

Ana hatları bir olmakla beraber bedenler, yapılış ve kullanılış şekillerine göre muhtelif isimler alırlar: Dip bedeni, yüz bedeni, çatal beden, telli beden, düz beden (=serbest beden), kırangıç ve mercan bedeni gibi. Bu bedenlerin kullanılış yerleri ile yakalanacak balıklar ayrı ayrıdır.

Bedenlerin tarifine geçmeden önce şunu belirtmek gerekir. Bir amatör, klasik ve alışılmış bedenlere, zemin ve zamana uygun ilaveler yapabilmelidir.Beden, oltanın denize bırakılan ucunda bulunur. Oltaya oranla daha ince misinadan düzenlenir.

Bedende, yakalanacak balıkların cinsine göre tertiplenmiş köstekler vardır. Hangi balık için olursa olsun bir bedenin ince misinadan yapılmasına (ince takım) denir. Balığı da ince takım yakalar.

Meraklı amatörler, ince takımın bedenini 0.25, kösteklerini de 0.15 veya 0.20 yaparak daha rahat çalışırlar. İnce beden avcı olur, çok balık yakalar. Beden misinaları mat değil parlak olmalıdır. Parlak misinayı balık zor farkeder. Parlak misinaların tek zayıf tarafı, çok çabuk hırpalanıp deforme oluşudur.

Amatörün takım kutusunda daima yedek beden bulunmalıdır. Beden çalışmaz hale geldiği zaman yeni bir bedenle eskiyi değiştirerek balığın tavını kaçırmamalıdır.

Dip bedeni

60 – 70 santim uzunluğunda 0.30 misina parçasının uçlarına birer ilmek yapılır. Bu ilmeklere (kasa) denir. İlmeklerin biri daima fırdöndü kasası, diğeri iskandil kasasıdır. İstandil kasası, fırdöndü kasasından daha büyüktür ve bu kasanın ucunu küçük bir düğüm yapılır. Bu düğüm, iskandilin kasadan çıktırıl-masına yardım eder.

Yakalanacak balığın cins ve büyüklüğüne göre 0.?0 voya 0.25 misinadan 20-25 santim boyunda iki parça kesilir bu misinaların birer ucuna iğne bağlanır. İğneli misina parçacıklarının adı (köstek) dir. Köstekler, kasaları hazırlanmış beden üzerine eşit aralıklarla bağlanır.

Dip bedeni ile izmarit, istavrit, kaya, ispari, kefal ve benzeri dip balıkları yakalanır. Doğal balıklar büyüdükçe beden ve köstek kalınlıkları da değişir, iğneler daha büyüktür. Daha ileride balıkların özelliklerini belirtirken iğne numaraları yani büyüklükleri ile misina kalınlıkları verilecektir.

Yüz bedeni

Bu bedenler, ilkbahar ve sonbaharda kefallerin kıyılardan akış yaptığı sıralarda yüz ketali ile istavritin yüzlediği zamanlarda iyi çalışır. Şartlandıralı zargana avında da verimlidir. Tatlı suların ve göllerin durgun zamanlarında sazan ve gökçe balık yakalamaya yarar.Üç kat misinanın bükülmesiyle yapılan 25 santimlik kalın parçanın her iki ucuna 25 – 30 santim boyunda birer köstek bağlanır. Kösteklerin serbest ucunda yakalanacak balığa uyacak iğneler vardır.

Üç kat bükümün ortasına 0.30 kalınlıkta bir misina bağlanarak diğer ucuna ufak bir kasa yapılır. Üç kat bükümün faydası, kalınlığı sebebiyle köstekleri birbirinden açık tutup dolaşmamasını sağlamaktır.Balığın çeşidine göre fırdöndüden sonra oltanın yukarısına bir mantar şamandıra geçirilerek yemlenen olta istenilen yere fırlatılır. Şamandıra muhakkak fırdöndünün üstünde olmalıdır. Aksi takdirde şamandıra dik durmaz.

Balık yemi kaptığı zaman şamandırayı aşağı çeker, eğer balık küçük ise ufak şamandırayı gezdirir. Bedenin telden değil de üç kat misinadan bükülmesi, hafifliği dolayısıyla İnce şamandıra kullanılabilmesi içindir.

Çatal beden

Yüz bedeninin aynıdır. Takım, balığın çeşidine göre ince veya kalın olur. Bu bedenle az derin sularda balık avlanır.Çatal beden, sandaldan az derin sulara bırakılır. Ayrıca üç büküm bedenle fırdöndü arasına küçük kurşun kıstırmalar takmak lâzımdır. Bu kıstırmalar, dibe, bedenin çabuk inebilmesi içindir. Küçük kıstırmalar çok hafif olduğundan balık bir mukavemet görmez, yemi çabuk yutar ve yakalanır.

Tel beden

Paslanmaz çelikten veya galvanizli telden 30 – 40 santimlik tel, bir el terazisi gibi tam ortasından ikiye bölünür. Bükülme esnasında gene orta yerde iskandilin ve oltanın alt ucunun bağlanması için iki taraflı birer halka yapılır. Müsavi boyda kalacak olan tellerin iki ucu küçük halkalar halinde bükülerek kösteklerin bağlanması için hazırlanır.

30-40 santim boyunda 0.25 iki adet misinanın ucuna iğneler bağlandıktan sonra diğer uçları telin kıvrık yerlerine bağlanarak tel beden tamamlanır.Ortadaki altlı üstlü halkalarıyla bir el terazisine benzeyen tel bedenin üst halkasına oltanın fırdöndülü ucu, alt halkasına da iskandil bağlandıktan sonra yemlenerek denize bırakılır.Tel bedenin üst halkası ile fırdöndü arasında 15-20 santimlik bir misina parçası şarttır.Bu bedenle derin sularda sandaldan istavrit, izmarit, ispari ve kırlangıç, mezgit gibi balıklar tutulur. Doğal balığına göre takım kalınlığı değişmelidir.

Telli bedenle çalışırken, iskandil dibi bulduktan sonra olta yarım kulaç yukarı alınmalıdır. Eğer iskandil dipte bırakılırsa iğneler midyeler tarafından kapılır veya bir ilişkene takılıp olta kopabilir. Dibe oturan yemi çurçur, horozbina gibi makbul olmayan balıklar yerler. Hatta dibe yapışan yem gözükmeyeceğinden saatler boş geçebilir.Tel beden yalnız sandal el oltasında kullanılır. Makaralı oltada verimli değildir.Tel beden konusuna giren bir de kırlangıç bedeni vardır. Kırlangıç bedeninin telleri izmarit tel bedenine oranla biraz daha kalıncadır.

Ayrıca kırlangıç tel bedeninde üç tane fırdöndü vardır. Bunlardan biri tel bedenle olta arasında, telden 50 santim yukarıda, diğer ikisi tel uçlariıyla kösteklerin arasında tellere yakın yerlere bağlanır.İğneye düzgün takılmayan yemler çok vakit dibe döne döne indiğinden, ayrıca yakalanan kırlangıç balığı dipten döne döne geldiğinden kösteğin üst ucundaki fırdöndüler kösteklerin gam yapmasını önler.

Düz veya serbest beden

Oltanın ucundaki fırdöndünün diğer halkasına 0.15 veya 0.20 kalınlıkta, ucuna iğne bağlanmış ve 1 metre boyunda misina bağlanırsa düz beden yapılmış olur. İzmarit, istavrit gibi balıklar için 8-10 numara iğne yemlenerek kıyıdan veya sandaldan atılabildiği kadar uzağa fırlatılır. Fırdöndünün nispet dahilinde büyük olması uzağa fırlatmayı ve yemin su yüzünde kalmasını sağlar.

Bu tip bedenlerle, yüzleyen iri istavritler, zamanında çinakop, sarıkanat, kefal avlandığı gibi, geceleri levrek, karagöz balıkları çok rahat yakalanır. Levrek ve karagöz bedenleri daha kalın ve iğnesi çelik iğne olmalıdır.

Mercan bedeni

Bu bedenin diğerlerine göre ayrı bir özelliği vardır. Mercan gibi çok ürkek ve çok kurnaz olan balığın beden donanımı ince, sağlam ve muntazam olmalıdır. Tecrübeli balıkçılar (Balığı kürek ve ince takım yakalar) derler ki bu laf çok yerindedir.

Mercan bedeni, durgun su, akıntılı su bedenleri olmak üzere iki şekilde düzenlenir. Akıntılı su bedeninin diğer bir adı da uzun oltadır. Uzun olta başka balıklara da kullanılır.Mercanlar, durgun sularda dolaştıkları gibi Çanakkale Boğazı gibi akıntılı yerlerde de yaşarlar. Bu tür yerler için akıntılı su bedeni veya uzun olta geçerlidir.Demek oluyor ki aynı beden her yerde çalışmaz, her yatağın beden düzeni incelik veya kalınlık bakımından değişiklikler gösterir.

Mercan oltasının kalınlığı genellikle 0.50 veya 0.60’ı geçmez. Makinalı oltada ise bu kalınlık en çok 0.30 dur. Balık sert bir hayvan olmasına rağmen amatör oltasını iyi kullanırsa 0.50 ile balığı rahatlıkla sandala alır. Doğaldır ki bu kalınlıkta bir oltanın bedeni de ona göre olacaktır. Yani en çok 0.25 veya 0.30’dan kalın olmaz.

Derin suda balığı ve oltayı kullanmak kolay sayılabilir. Balık direndiği zaman sudaki oltanın esneme kabiliyeti büyük rol oynar. Balık sandala yaklaşıp fişeklediği zaman ise iş bedenin sağlam olmasına dayanır. Esneme mesafesi de kısaldığından beden sağlam değilse, düğüm ve bağlantılar düzgün değilse balık elden gidebilir.Mercan balığı gibi sandala kadar gelip de sandalı görünce bütün gücüyle dibe dalan (fişekleyen) balığın kepçe veya kakıçla sandala alınması gerekir.

Durgun su mercan bedeni

Bu beden, çok basittir ama dikkatle hazırlanacak bir bedendir. İlk bakışta bir metrelik 0.40 veya 0.50 misinaya bir tek köstek bağlamaktan ibarettir. Bu bedenin bir ucuna fırdöndü kasası diğer ucuna da iskandil kasası yapılır.

Bedendeki özellik iki ucu delikli olan iskandilin iskandil kasası bir deliğine geçirildikten sonra alt deliğe 25 – 30 santim boyunda piç denen bir köstek bağlanmasıdır. Bedene bağlanan kösteğin iskandile yakın veya uzaklığı amatör tarafından yerine göre ayarlanır. Battal balık yakalanan yerlerde köstek bedene kazık bağı ile bağlanmalıdır ki zor karşısında bedenden sıyrılmasın.

Mercan avı esnasında taş veya işaret biraz kaçırıldığı zaman genellikle oltaya hani balığı atlar. Hani balığı ekseriya döne döne yukarı çıktığından kösteği harap eder. Köstek çok kıvraklık yaptığı zaman yeni bir köstekle değiştirilmelidir.

Akıntılı su mercan bedeni

Bu bedenin özelliği, kösteğin serbest beden sisteminde olmasıdır. Bunun için de üçlü fırdöndü lâzımdır. Üçlü fırdöndünün üst halkasına olta, alt halkasına kısa bir kasaya bağlı iskandil, orta yani yatay halkasına da suyun akıntısına veya balığın durumuna göre 4 – 5 kulaça kadar uzanan bir beden bağlanır.

Akıntı etkisiyle iskandilden uzaklaşan yem, sağa sola gezineceğinden, uzakta kalan iskandili göremeyen balık emniyetle yeme atlar.Olta denize bırakılacağı zaman önce yemi elle sandaldan açığa fırlatmalıdır. Bu hareket yemin bedene sarılmasın» önlemek içindir. İskandil dibe değdiği zaman oltayı yarım veya bir kulaç yukarı çekmek gerekir. Bu suretle yüksekte kalan bedenin su içinde gezinmesi sağlanır.

Amatörün, iskandili; akıntının şiddetine göre ayarlaması gerekir. Bazı akıntılar iskandili sürükler, olta uçurtma olur. O zaman fırdöndü ile iskandil arasındaki bağlantı uzun tutularak iskandil dibe oturtulur ve olta uçurtma olmaktan kurtulur. Yal mz böyle hallerde olta sağır olur.Uzun bedenle İstanbul, Çanakkale boğazları ile akıntılı burunlarda lüfer ve kofana gibi balıklar da tutulur.

Çarmuka

Derin sularda sarıkanat, çinakop hatta karagöz istavrit ve iri izmaritler için geçerli bir beden düzenidir. Rastgele de olsa ince lüfer ve uskumru gibi balıklar da bu düzenle yakalanabilir.

Daha çok derin su aracıdır. Sığ sularda çalışıldığı zaman iskandilin biraz hafif olması gerekir.

Beden düzeni çok kolaydır. 60 – 70 gr. Iilk iki ucu delikli kurşun iskandil (mavruka) iyice mazgallanıp civa tutacak hale getirilerek hazırlanır.

Ayrıca 1 veya 2 numara iki iğne, hırsız iğne biçiminde peşpeşe bağlanır.

Civalanıp hazırlanan iskandilin alt deliğine, birinci iğne deliğe yakın olmak üzere bağlanır.

Araç ile fırdöndü arasında bir kulaçlık beden, kasasından üst deliğe geçirilerek takım hazırlanmış olur. Bedenin tam bir kulaç veya belirli bir boyda oluşu balığın sandala alınması için kolaylıktır.Diğer bir anlatış’la çift iğneli hırsız, zoka dibine değil de doğrudan doğruya iskandilin (mavruka) alt deliğine bağlanmış olur.

Kullanılacak yem genellikle hamsidir. İstavritten çıkarılan fileto da kullanılabilir. Hamsi yem kafadan üst iğneye takıldıktan sonra anus deliği hizasından ikinci iğneye takılır. Hamsi yemin kuyruğunun kesilmesi, yakalanacak balığın iğneye takılma şansını artırmış olur.

İstavrit fileto için de aynı uygulama yeterlidir.Bu şekilde hazırlanan olta dibe indirilerek hafif şekilde kaldırılıp aşağı yukarı hareket ettirildiği takdirde koruk lüferi, sarıkanat, kaba çinakop, karagöz istavrit ve hatta iri izmaritler için geçerli bir av aracıdır.

Sarıkanat ve çinakoplar dişli balık olduğundan iğneli düzenden bir tanesinin daha önceden hazırlanmasının, beden kesildiği zaman vakit kazanma bakımından faydası aşikardır.İğne boyları ve iğnelerin bağlanış aralıkları ile hırsız iğnelere kullanılan misina kalınlıkları yakalanacak balığın cinsine ve iriliğine göre ayarlanmak gerekir.Yem balıklar için de aynı düşünce geçerlidir. Genellikle küçük veya orta boy hamsileri kullanmak daha uygun olur.

Olta Kösteği

Beden düzenlenmesinde fırdöndü ile iskandil arasındaki beden parçasına yatay olarak ve müsavi aralıklarla bağlanan ve ucunda tüylü veya çıplak iğneler bulunan misina parçacıklarına (köstek) denir. Köstekler birden beşe kadar sıralanabilir. Tüylüler daha da fazla olur.Köstekler, kullanıldıkları yere ve oltalara göre çıplak köstek, tüylü köstek, öksüz veya piç, hırsız gibi isimler alırlar.

Çıplak köstek

Ucunda yem takılacak çıplak iğneler bulunan misina parçlarına denir. İzmarit, ispari, hani gibi balıklara göre değişir.

Tüylü köstek

Ufak, büyük bütün çaparilerde kullanılan kösteklere verilen isimdir.Takımda ince köstek kullanıldığı zaman biraz kısa tutmak lâzımdır. Islanan ince köstek uzun olduğu zaman bedene sarılarak avı güçleştirir.

Öksüz veya piç

Seğirtme ve yünlü gibi oltalarda yünlüden 35 – 40 santim yukarıya eklenen tüylü iğnelerdir. Lüfer, palamut, kofana ve torik curumunda daha fazla av elde edebilmek için başvurulur.

Hırsız

Küçük bir kasa ile yemli zokaların iğne dibine bağlanan ikinci çıplak iğnelere verilen isimdir. Lüfer, palamut gibi dişli balıkların yemi ısırdıkları zaman kaçmamaları için zokaların iğne dibine de ufak köstekli hırsızlar bağlanabilir.

Olta İğneleri

Balık iğnesi, yapılışı itibariyle özel şekil verilmiş bir araçtır, özelliğinde gözetilen nokta, bağlandığı misinada düz durması, rahat yem takılabilmesi ve yakalanan balığın kaçmamasını sağlamaktır. Kullanılış yerlerine göre renk, boy ve şekil ayrılıkları vardır.

Balık iğnelerini üç çeşit olarak ele alabiliriz.

1—İnce iğneler, 1 den 16 No. ya kadar (ufak balıklar için).

2—Kalın iğneler, 1/0 dan 10/0 a kadar (ağır balıklar için).

3—Ağır iğneler (boylar, 10-15 santim olanlar).

1.İnce iğneler: İzmaritten lüfere kadar kullanılır. 1 den 16 numaraya doğru küçülür. 10-16 numaralara sinek iğne adı verilir. 1-3 numaralar lüfer çapında balıklara kullanıldığı gibi parakete için de kullanılır. 4-8 numaralar çapariler için yararlı iğnelerdir.

2.Kalın iğneler, 1/0 dan 10/0 a kadar numara alır. Bunda küçük yani ince iğnelerin aksine iğneler 10/0 dan 1/0 a doğru küçülür. Bu numaralar öyle hesap edilmiştir ki ağır balık-iğnelerinin 1/0 numarası ince iğnelerin 1 numarası ile hemen hemen bir boydadır.Kalın iğneler, torik, mercan, sinarit, yayın, turna ve benzeri büyük balıklara kullanılır, Orfoz, kalkan gibi dip balıklarının paraketelerinde vazife görür. 1/0-4/0 lar büyük zokalarda kullanılır.

3.Ağır iğneler, boyları 10 – 20 santimle ölçülen, 5 – 6 milim kalınlıkta çelik iğnelerdir.

Bunlarla orkinos, kılıç gibi yüzlerle kilo çeken balıklar yakalanır. Mersin balığı için hazırlanan ve karmık adı verilen iptidai paraketelerde kullanılır. Çok iri yayın avında luzumludur. Ağır iğneler genellikle çapraz iğnelerdir.

Avrupa ve Amerikada balık iğnesi yapan pek çok firmalar vardır. Bunlardan İsveç’in Mustad, Fransanın VMC iğneleri çok ünlüdür.

İğne kaliteleri ve numaraları çok fazladır. Hemen her firmanın kendine özgü kalite numarası vardır ve bunların akılda kalmasına imkan yoktur.

Gene de tarifimizi hemen hemen standart olan iğne numaraları ile yapacağız.

Genellikle iğneler, beyaz ya da kırmızı, siyah gibi koyu renk, düz veya çapraz olur.

Hangi balık için kullanılırsa kullanılsın bütün çapari ve parakete iğneleri beyaz olmalıdır.

Zoka iğnesi, yünlü ve hırsız iğneler de beyaz iğnedir. Birçok kimseler çaparide siyah iğnenin çalıştığını söylerse de asıl çapari iğnesi beyazdır. Hatta beyaz iğnenin mat değil de parlak olması gerekir.

Balıkçı esnafı ve kuvvetli amatörlerin çapari iğneleri beyaz-düz iğnedir. Zira balıkçılar, balığı çapariden tek elle dökerler.

Eğer yeni amatörlerin kullandığı gibi çapraz iğne kullanırlarsa parmakları delik deşik olur. Amatörlerin çapraz iğne kullanmaları iğnenin biraz avcı olmasındandır.

İğnenin bir çok yerleri değişik isimler alır. Misinaya bağlanan yerine pala, paladan kıvrık yere kadar olan düz kısma sap, kıvrık yere dirsek, dirseğin en ucundaki çengelli kısma ise damak denir.

Damak balığın iğneden kurtulmamasını sağlar. Pala, sapın en ucunda misinaya bağlanan topuzlu yerdir.

Bazı iğnelerde palanın yerinde küçük bir halka vardır. Misina doğrudan doğruya bu halkaya bağlanır.

Bazı iğnelerin sap kısımları uzundur. Bu uzunluk iki fayda sağlar: Lüfer gibi dişli balıkların çıplak iğne ile avlanmalarında balığın dişinin misinaya ulaşıp kesmemesini, diğer sebep, bütün yem takılan bırakma avlarda balığın ağzından sokulan iğnenin, sapın uzunluğu sebebiyle karından çıkması ve yemin dik durmasını sağlamasıdır.

Ayrıca zoka ve yünlü dökümünde uzun saplı iğne aranır.Bazı iğnelerin sap kısımlarında çok küçük kertikler bulunur. Bu kertikler iğnedeki yemin dirseğe doğru kaymasını önler.

Canlı yemlerde, yünlü, seğirtme, çarpmalarla çok çeşitli kaşıklarda kullanılan ikili ve üçlü iğneler de çok aranan iğnelerdir. Üçlü iğneler 1 den 16’ya kadar numara alırlar.

Renkleri beyaz veya kırmızıdır. 1 numaradan 16 numaraya doğru küçülürler.

Tatlısularda kullanılan iğneler, sert ve kuvvetli iğneler olmalıdır. Tüm tattısu balıkları gıdalarını taş veya ağaç köklerinden kopararak, çok kere de diplerden toprakla beraber böcekleri alarak yaşamlarını sürdürdüklerinden hemen hepsinin dudakları kalındır. İnce iğneleri bir iki çırpınışta açar veya kırarlar.

İğne çeşitleri sayılamıyacak kadar çoktur. Fransız iğnelerinin stilleri de başkadır.

Onlar, iğnelerin dirsek kısımlarını yuvarlak değil de köşeli yapmayı tercih etmişlerdir. Amerikalılar daima kısa saplı ve çapraz iğneler kullanırlar.

Japon iğneleri kalın ve yumuşak iğnelerdir. Bir deyimle her ulus kendi sularına göre iğne tipleri bulmuşlardır.

Amatör balıkçı, katı geleneklere saplanmamalı, yerine ve balığına göre iğneler kullanmasını bilmelidir.

Balıkçı Düğümü Nasıl Atılır?

Balıkçı düğümü denince akla misina düğümü, kasa düğümü, palalı iğne düğümü, delikli iğne düğümü, zoka ve yünlü düğümü, fırdöndü düğümleri gelir.Balıkçı düğümü hiç bir zaman bir ip veya halat düğümü gibi alelâde bir düğüm değildir.

Kendine özgü bağlanış şekilleri vardır.Balıkçı düğümünün özelliği, düğüm sırasında, düğüme giren uçların, düğümden düz çıkmasını sağlamasıdır.

Balıkçı düğümünde makaslama denen çaprazlar olmadığından anormal gerilme ve yüklenmelerde misinanın düğüm yerinden kopma şansı çok azdır.

İğne bağlama düğümlerinin de gayeleri birkaç türlüdür. Birincisi yapılan düğümün iğnenin küçük palasından sıyrılmamasıdır. İkinci amaç, düğümden sonra iğnenin dik durmasıdır. Üçüncü gaye ise düğümün iğne üzerinde kabalık, kütlük yapmamasıdır.

Zoka ve yünlülerin bağlanması, çok dikkat isteyen bir iştir. Misinanın liflenmemesi için düğüm yapılacak deliğin çapaklı ve pürüzlü olmaması lazımdır.

Zoka, yünlü ve fırdöndü düğümlerinde misina, delik ve halkalardan iki defa geçirildikten sonra olta düğümü gibi bağlanarak tamamlanır.İskandiller, hiç bir zaman bağlanmaz. Deliklerden ucu ilmikli kasa geçirilerek kullanılır.

Balıkçı düğümleri şartlara tam riayet edilerek yapılırsa en çetin gerilmelerde bile misina sağlam yerden kopar da düğümden bırakmaz.Ne şekilde bağlanırsa bağlansın, düğümden sonra misinayı, artan ucundan bir pensle sıkıca çekip düğümü sıkıştırmak lâzımdır.

Sıkışma işi bittikten sonra artan uçlar, düğüm dibinden kesilmelidir. Sıkıştırma işi yapılmazsa zor karşısında sıyrılma tabir edilen çözülme olur.

Kalın misinalardaki düğümler, sıkıştırılmadan evvel ağızda bir müddet ıslatılmalı ve misina yumuşatılmalıdır. Bu işlem yapılmazsa kalın misina güçlü olduğundan sıkışma zor olur.

Düğüm iyice sıkıştıktan sonra fazla uçlar kesilirken dipten kesilmesine, uzün kalmamasına dikkat etmelidir. Uçlar uzun kalırsa oltanın dolaşmasına neden olurlar.

Amatörün takım çantasında düğüm sıkıştırmak için uçlarının içleri tırtıllı olmayan bir pens ve bir tırnak makası bulunması şarttır.

Oltaya Fırdöndü Nasıl Takılır?

Fırdöndü, olta düzeninde çok lüzumlu bir araçtır. Kendi ekseninde dönmesi bakımından kıvrılmalar yoluyla oltanın gam yapmasını önler.

Düzensiz ve çarpık takılan yemlerin dibe döne döne inmesinden, mezgit, kırlangıç, kaya, hani ve benzeri balıkların dipten yukarı döne döne gelmeleri sebebiyle oltada kıvrılmalardan meydana gelen dolaşmalara meydan vermez.Fırdöndü genellikle üç çeşittir: Normal fırdöndü, çengelli fırdöndü ve üçlü fırdöndü.

Normal fırdöndü, olta ile bedenin birleştiği noktada yer alır. Fırdöndünün iki ucundaki halkalardan birine olta, diğerine de beden bağlanır.Çengelli fırdöndüde, kopçalı çengel beden değiştirmede çok kolaylık sağlar.

Kopçanın ucu açılarak çeşitli bedenlerin kasaları rahatça takılır ve amatör devamlı düğüm atmaktan kurtulur.

Üçlü fırdöndü, derin dip avlarında, bilhassa serbest bedenlerle uzun oltalarda, çok lüzumludur. Üst halkaya olta, alt halkaya iskandil, yatay halkaya da serbest veya uzun beden bağlanır.Fırdöndü çeşitleri pek çoktur. Fakat sistem itibarıyla ana hatlar birdir. Bir santim boyunda küçük fırdöndüden çok güçlü, yüzlerle kiloluk balıkları çekebilecek olanları vardır.Amatörün bütün becerisi, fırdöndüyü yerinde kullanmak, her oltanın gücüne göre fırdöndü seçebilmektir.

Zoka Nedir? Nasıl Bağlanır?

Bu araçlar, çıplak iğnelere bağlanan misina bedenleri, dişli balıkların kesmesinden korumak için büyüklü küçüklü ve çeşitli şekillerde içine iğnelerin palaları sokularak dökülmüş kurşun parçalarıdır.Bu parçacıklar boy ve şekilleri sebebiyle çeşitli isimler almakla beraber genel isimleri (zoka) dır.

Zokaların, misinaları kesici dişlerden korumalarından başka görevleri de vardır. Düz bedenlerde hem yemli iğne, hem da iskandil vazifesini yaparlar.Civa ile parlatılarak dipte balıkların dikkatini çekerek, yeme yaklaşmalarını sağlarlar.

Zokalar, şekil bakımından sarmısak zoka, sülük zoka (uzur» zoka) olarak da isimlenir.

Sarmısak zokaya yaprak yem, sülük zokaya da uzun sülük yem takılır. Her iki zokaya şakşak veya bütün yem de takılabilir.

Büyükten küçüğe doğru da değişik isimler alırlar. Torik, zokası, lüfer zokası, çinekop zokası (zokita), istavrit zokası (fındık zoka) ve pirçol (leblebi zoka) lardır.Zoka ile mercan, karagöz, torik, kofana, lüfer, palamut, uskumru, sarıkanat, çinekop, karagöz istavrit, iskorpit ve kırlangıç gibi balıklar yakalanır.

Torik ve kofananın zokası büyük ve ağırdır. Palamut, lüfer zokaları orta boy zokalardır.

Fındık zoka ile sarıkanat, uskumru gibi balıklar, leblebi zoka ile çinekop ve iri istavrit yakalanır.

Her zaman söylendiği gibi bunlar genel kaidelerdir. Takım düzenlemede şu veya bu şekil, boy ve ağırlık diye bir şey olamaz. Bunun takdiri amatöre düşer.

Zokaların ağırlıkları 5 gramdan 200 grama kadar değişir. Ağırlıklar arttıkça iğneler de büyür.Zokalar malta taşı, köfeki taşı, sarı ve pirinç karışımı kızıla oyulmuş kalıplara dökülür. Küçük zokalarda iğneler önce kalaya batırıldıktan sonra döküm yapılır.

Büyük zokalarda iğnelerin kurşun içinde oynamamaları hatta yerinden çıkmamaları için sap kısmına İnce bir tel sarıldıktan sonra kalaya batırılıp öyle döküm yapılır. Kalay, iğnenin paslanmasını önler.

Dökümden çıkan zokalar önce eye veya çakı ile çapakları gidecek şekilde düzeltilir. Sonra kemik veya cam bir isteka ile mazgallanarak perdah yapılır.

Çok zaman bedene bağlanacak delikten kalın bir cisim geçirilerek delikteki çapaklar temizlenir.

Balığa çıkıldığı zaman zoka tekrar mazgallanarak göderi bir deri içinde cıvalanır. Cıvalı zoka, dipte parlayarak balığı kendine çeker.

Zoka ile balık avında dikkat edilecek bir nokta da dört beş balık aldıktan sonra zokanın beden düğümünü tazelemektir.

Dişli balıklar düğümü zedeleyebilir ve en hararetli zamanda amatör, hem zokadan hem de balıktan olur.Zoka ile balık avı daha çok eylül ayında başlar ve bütün kış devam eder.

Çarpma Ota İle Balık Avı

Çarpma, isminden de anlaşılacağı üzere iğnelerin balıklara rastgele takılması ile av yapan bir araçtır.

Dip seğirtmesine benzer. Balık biçiminde değil, yuvarlak ve atomik şekildedir. Alt ucundaki üçlü iğne, gömme ve sabittir, sallanmaz.

Çarpmalar çok çeşitlidir. Bir tanesi balığın bir araya toplandığı zamanlar, diğeri yünlü gibi çekilirken onu takip edip etrafında dolaşan balıklara çarptırarak yapılır.İstavrit, lüfer, palamut, torik ve kefal çarpmaları sabit iğneli çarpmalardır.

Doğal boyları ve iğneleri balığına göre değişir. Ayrıca gene kefal ve zargana için çok iğneli çarpmalar da vardır.

Balık meraklı hayvandır. Önünden kaçan aracın balık olmadığını bildiği halde gene de kovalar ve etrafında dönüşler yapar.

İşte çarpma da bu anda balığın bir tarafından takılır.Bu tür sabit iğneli çarpmalar istavrit, gümüş, ilarya, hamsi için 5, kefal, lüfer, palamut için 8 -10, kofana, torik için de 15-20 santim boyundadır.

Çarpmalar daha çok kefal ve ilarya için hazırlanmış araçlardır. Leş tabir edilen batık gemilerin içinde ve etrafında yuvalanan kefaller ilkbaharda buralarda toplanır, balıkçı deyimi ile karabulut halini alırlar. İşte çarpma asıl görevini bu durumlarda yapar.

Özellikle kefal balıklarının kaşınmak için çarpmaya süründüklerini iddia eden balıkçılar da vardır. (Kurtlu kefal) deyimi de buradan gelmektedir.İkinci bir çarpma sistemi de gene kefal balığı içindir.

Bir beden üzerine 4-5 adet üçlü iğne 10-12 santim aralıklarla sıralanır. Bu üçlü iğnelerin 15 – 20 santim üstüne gene bir üçlü iğneye hamurdan bir topak yapılır.

Alttaki iğneler çıplaktır.Kefal balığı hamuru çok sever. Üçlü iğnedeki hamuru didikleyince amatöre haber vermiş olur.

Olta birdenbire yukarı çekilince hamurun etrafında toplanan balıklardan bazları alttaki çıplak iğnelere takılırlar.

Başka bir çarpma şekli’de zargana için hazırlanır. Bir beden üzerine sıralanan 5 – 6 adet çıplak üçlü iğne dibindeki hafif iskandil vasıtasıyla uzağa fırlatılır.

Üçlü iğneler parlaktır, yemlenmez.Zargana çaparisi hafif kurşunla fırlatıldığından yüzden çekilecektir.

Zargana da daha çok yüz balığıdır. Merak yoluyla parlak iğnelerin etrafında dolaşan zarganalar iğnelerden birine takılır.

Çarpmaların hemen hepsi sandaldan yapılır. Çarpma yapılacak curum yerlerini ve batık gemi leşlerini bilmek gerekir.

Zargana çarpması sandaldan yapılmakla beraber, daha çok kıyılardan, bilhassa çıkıntılı burun yerlerdeki akıntı altlarında çok becerili olur.

Çapari biçimindeki çarpmaların iğne büyüklükleri ve iskandiller amatör tarafından balığına ve yerine göre saptanır.

Olta Kaşıkları Ne İşe Yarar?

Bir sandal arkasından sürtülüp çekilirken parlaklığı sebebiyle dikkati çekip balıkları yakalayan bir araçtır.

Yemsiz kullanılır. Parlak olması şarttır. Sayılamıyacak kadar çeşitleri vardır.

Ana kural, suda dönerken balığın beyaz karnı gibi parlayarak alt ucunda kuyruk gibi sallanan üçlü iğnesiyle balığı aldatmasıdır.

Görünüşleri çoklukla elips biçimindedir. Kalın saçtan yapılır. Bazı biçimler verilerek boru gibi silindirik olanları, bir çorba kaşığına benzeyenleri vardır.

Esasında adını da kaşığa benzemesinden almıştır.Kaşıklar dümdüz değildir. Ne şekilde olursa olsun ortaları kaşık gibi çukurdur. Bu çukurluk, kaşığın suda kendi etrafında dönmesini sağlar.

Kuyruk tarafları yanlara doğru biraz eğridir. Bu eğrilik de suda sağa sola kaçarak zikzaklar yapmasını oluşturur.

Kısaca kaşık, elips şeklinde, parlak nikelajlı bir saç parçasının iki ucuna birer delik delerek, küçük yaylı halkalar takıldıktan sonra bir halkaya fırdöndülü olta, diğer halkaya da üçlü iğne takılmasından başka bir şey değildir.

Bu araçlar, orkinos, sinarit, kofana, torik, akya, levrek gibi büyük balıklardan başka, lüfer, palamut, turna, sudak balıklarına, hatta istavrit azmanı, sarıkanat, çinakop gibi küçük balıklara çalışır.

Büyüklüklerine göre, kalın veya ince saçtan yapılırlar ve suda sürütülürken dibe inmeyip, daha çok suyun yüzüne çıktıklarından, tatlısuların ve denizlerin sığ yerlerinde rahatlıkla kullanılırlar.

Derin sularda kullanıldıkları zaman kaşığın bir iki metre gerisine, suyuna, hızına ve aranan balığa göre ağırlıklar takılmalıdır.

Kaşıkların çeşitli kullanma yerleri vardır. En çok sandaldan sürütme yoluyla kullanılır.

Denizlerle tatlısularda kıyılardan atılıp çekilmek suretiyle de bir çök avlanma şekilleri vardır. Kaşık kullanırken bilhassa makinalı olta tavsiye edilebilir.

Kaşıkların bir çok çeşitleri ve kullanma yerleri olduğunu söylemiştik. Bu çeşitlerden elips şeklinde olanları denizde, bir çok balıklara, çorba kaşığı gibi olanları da tatlısularda turna ve sudak (tatlısu levreği) balıklarına kullanılır.

Elips biçiminde olanlar, kalın saçtan, ağır, büyük iğneli parlak kaşıklar, orkinos, sinarit gibi büyük balıklar içindir.Söğüt yaprağı kaşıklar daha ince saçtan yapılırlar.

Kullanıldığı yerler daha çok kıyı sularında, torik, kofana, lüfer, çinekop, istavrit azmanı gibi balıklardır. Balığına göre kaşıklar da büyür veya küçülür.

Tatlı sularda kullanılacak kaşıklar ufak biçim değişiklikleriyle oval kaşıklardır.

Hatta biçimleri tam çorba kaşığına benzer. Tatlısu balıklarından tatlısu levreği, turna balıklarıyla çok iri sazan balıkları kaşığa atlarlar.

Yüzlerle şekil ve biçimde, küçüklü büyüklü kaşıkların kullanış yerini, mevsimini, balığını, gene de amatör kendi tecrübesiyle bulacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir