Osmanlı Azab Askerleri

Osmanlı Azab Askerleri askerlik teşkilatımızda ordunun ilk çekirdeğini oluşturan hafif piyade askerine verilen addır. Kökeni Aydınoğulları’na kadar dayanır. Bu beylikte bir sınıf bahriye askerine “azablar” deniliyordu. Daha sonra Akkoyunlular da aynı ad ve nitelikte bir teşkilat kurdular. Ancak azab askeri sınıfı Osmanlılar tarafından geliştirilip olgunlaştırıldı. Kara, deniz ve kale olmak üzere üçe ayrıldı.

XVI. yüzyıla kadar her sancaktan 20-30 eve bir er düşecek oranda azab toplanırdı. Bunların görevi ordunun hafif okçu kuvvetini oluşturmaktı. Masrafları (her azab için 300 akçe) azabların seçildiği yer tarafından karşılanırdı. Bu sınıfa alınacak askerlerin güçlü kuvvetli olmalarına dikkat gösterilirdi. Savaş sırasında, maaşa bağlı olmadıklarından, savaş esnasında kendilerinden vergi alınırdı. Askerden firarları önlemek için her azabın bir kefili olması usulü konulmuştu. Biri devlet merkezinde, diğeri sancağın şer’i mahkemesinde olmak üzere iki azab defteri tutulurdu.

Sayılan da düşman ordusuna göre (İstanbul kuşatmasında 20 bin kişi) ayarlanırdı. Görevleri, günümüzdeki ordularda öncü kuvvetlerine benzerdi. Ok attıkları gibi gereğinde kılıç, pala ve kargı da kullanır gene gerekirse lağımcılık, küprücülük görevlerini de üstlenirlerdi. Başlarındaki kırmızı börk ile diğer askeri sınıflardan ayrılırlardı. Kale azaplarının sayısı, kalelerin büyüklüğüne göre tayin edilirdi. Bunlar ocak ve bölüklere ayrılırdı. Deniz azablarının kuruluşu ise XV. yüzyılın ilk yarısına raslar. Bunlara günümüzdeki deniz piyadesi nazarıyla bakabiliriz. Reislerin buyruğunda yedi-sekizer kişilik bölükler vardı. Bunlar terfi edince kaptan (kadırga reisi, komutanı) olurlardı.

İstanbul’daki Azapkapı semti, adını burada kurulan Azablar kışlasından almıştır. Tüm azab teşkilatı II. Mahmud döneminde kaldırılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir