Osmanlı Şehzadeleri,Hocaları,Lalaları,Sancakları

Osmanlı Şehzadeleri ,Osmanlı padişahlarının erkek çocuklarına verilen unvan.

Şehzade Hocası

Osmanlı şehzadelerinin eğitim ve öğretimiyle görevlendirilen kimse.

Şehzade Lalaları

Osmanlı şehzadelerinin sancağa çıktıkları zaman maiyetlerine tayin edilen kimse. (Şehzade lalaları genel olarak tecrübeli ve padişahın güvenini kazanmış kimselerdi.

Bunlar, şehzadelere devlet yönetimi ve askerlik hakkında bilgi verir, onların iyi bir hükümdar olarak yetişmelerine çalışırlardı.)

Şehzade Sancakları

Osmanlı hükümdarlarının oğulları tarafından idare edilen sancaklar.

Şehzadeler,Çelebi Mehmed devrine kadar «çelebi» adı verilen hükümdar çocuklarına, bu dönemden sonra şehzade denildi.

Hükümdarın çocuğu dünyaya gelince, bu olay bir hattı hümayunla sadrazama bildirilir, devlet adamları saraya gelerek padişahı tebrik ederlerdi. Padişahın ilk oğlu doğunca başşehirde şenlikler yapılırdı.

Yeni doğan şehzadenin bakımıyla «usta» denilen yirmi kadar genç kız görevlendirilirdi.

Şehzade bir yaşına gelince, bakımı ve eğitimi için, başlalanın denetiminde üç lala verilirdi.

Şehzade beş altı yaşına gelince, onun ilköğrenimi için bir hoca tayin edilirdi.

Şehzadelerin sünnet düğünleri de günlerce süren büyük bir törenle yapılırdı.

On üç-on dört yaşına gelen şehzadeye, sarayda ayrı bir daire verilir, öğrenimi için kendisine özel hocalar ayrılırdı.

Osmanlı devletinin ilk dönemlerinde şehzadeler, oldukça serbest hareket ederlerdi, öğrenimlerinin yanı sıra ata binmek, ok atmak, gürz kullanmak gibi çeşitli sporlarla uğraşırlar, maiyetleriyle kayık gezintilerine çıkarlardı.

Mehmed III devrine kadar osmanlı şehzadeleri sancakbeyi olarak Anadolu’da bazı sancakların başına getirilir, burada devlet yönetimiyle ilgili bilgi ve tecrübe edinirlerdi.

Sancak yönetimiyle görevlendirilen şehzadelere Osmanlı devletinin ilk dönemlerinde çelebi sultan denirdi.

Osmanlı şehzadeleri bazen sefere kumandan olarak yollanır veya devlet merkezinde babalarına vekalet ederlerdi.

Osmanlı imparatorluğunun ilk dönemlerinde şehzadelerin tahta çıkışı hakkında kesin bir kural yoktu.

Bu yüzden XVI. yy. ortalarına kadar birçok şehzade, babalarına ve kardeşlerine karşı isyan etti.

XVII. yy. başlarına kadar tahta çıkan padişahlar, bir isyana baştan engel olmak için kardeşlerini ve yeğenlerini öldürtürlerdi.

Fatih kanunnamesi gereğince bu gelenek XVII. yy. başlarına kadar bütün padişahlar tarafından sürdürüldü.

Mehmed III’ten sonra şehzadelerin sancağa çıkarılmaları ve öldürülmeleri geleneği kaldırıldı.

Şehzadeler Topkapı sarayının Şimşirlik dairesinde sıkı bir göz hapsinde yaşamaya başladılar.

Şimşirliğe hapsedilen şehzadelerin her birinin on kadar cariyesi, hazine, kiler ve seferli koğuşundan olan birkaç ağası olurdu; fakat bunlarla bile görüşmeleri yasaktı.

Hasta olan şehzadenin yanına hekimler, ancak padişahın izniyle girebilirlerdi.

Şimşirliğe kapatılan şehzadenin eğitim ve öğrenimiyle de hemen hemen hiç ılgilenilmezdi.

Bu yüzden XVII. yy.dan sonra osmanlı padişahları eğitim ve öğretim takımından geri kaldılar.

Şehzadelerin Şimşirlik dairesine hapsedilmeleri, XVIII. yy. son çeyreğine kadar sürdü.

Mustafa III, oğlu şehzade Selim’in yetişmesi ve devlet işlerinde tecrübe sahibi olması için, teftiş ve gezilerinde onu da yanına aldı. Mustafa in’ten sonra padişah olan kardeşi Abdülhamid I de yeğenine geniş bir serbesti tanıdı.

Selim III bu hürriyet havasından yararlanarak Fransa kralı Louis XVI ile mektuplaşma imkânı buldu.

Selim III de yeğenleri şehzade Mustafa’ya ve Mahmud’a oldukça geniş bir serbesti tanıdı.

Yalnız şehzade Mahmud. Mustafa IV’ün kısa süren saltanatında kısa bir süre Şimşirlik’te kaldı.

Mahmud padişah olunca da oğullarının eğitimine gereken önemi verdi. Tanzimattan sonra şehzadelerin Şimşirlik’e hapsedilmeleri büsbütün kaldırıldı.

Yalnız Abdülhamid II zamanında osmanlı şehzadeleri kendilerine ayrılan konaklarda sıkı bir göz hapsinde yaşadılar.

II. Meşrutiyetten sonra osmanlı şehzadelerinin eğitimine tekrar önem verildi, geniş bir serbesti tanındı.

Murad IV torunlarından Osman Fuad Efendi, Trablus’taki Türk-İtalyan harbinde paşa rütbesiyle bu cephede italyanlara karşı savaştı.

Şimşirlik dairesindeki şehzadelere, çocuk sahibi olmaları izni verilmezdi. Şimşirlikte şehzadeden dünyaya gelen çocuk öldürülürdü.

Şehzade Hocası

osmanlı şehzadelerinin eğitim ve öğretimiyle görevlendirilen kimse.

Osmanlı şehzadeleri beş altı yaşlarına gelince, kendilerine tayin edilen hocanın denetiminde öğremine başlarlardı.

Bed’i besmele denilen törenle ileri gelen devlet adamlarının huzurunda şeyhülislâm tarafından elifba (alfabe), okutulurdu.

Bu dersten sonra şehzade hocasının denetimindeki dersler, dârüssaade ağasının dairesinde başlardı.

Şehzade, sancağa çıkınca hocası da onunla birlikte giderdi.

Babası ölen şehzade Şimşirlik’te hapsedilince, hocanın görevi sona ererdi.

Şimşirlikte şehzade, okuma yazma bilen bir cariyeden okuma yazma öğrenirdi. Şehzade padişah olursa, hocası da padişah hocası olurdu.

Şehzade Sancakları

Osmanlı hükümdarlarının oğulları tarafından idare edilen sancaklar.

XVI. yy. sonlarına kadar osmanlı hükümdarlarının oğulları sarayda ilköğrenimlerini yaptıktan sonra, devlet idaresi hakkındaki bilgi ve tecrübelerini arttırmak için bir sancağın başına, sancakbaşı olarak tayin edilirdi.

Anadolu’daki şehzade sancakları Manisa, Konya, Kastamonu, Trabzon, Çankırı, Aydın, Amasya, Teke ve Kütahya idi. Anadolu dışındaki tek şehzade sancağı Kefe idi.

Osmanlı şehzadelerinden Selim I babasına isyan ettiği zaman, kendisine kanuna aykırı olarak Rumeli’de Semendire sancakbeyliği verilmişti.

Osmanlı şehzadeleri sancakbeyliğine tayin edildikleri zaman, şehzade alayı denilen büyük bir törenle İstanbul’dan sancaklarına yolcu edilirlerdi.

Şehzadeler sancaklarına giderlerken, beraberlerinde kalabalık bir «kapı halkı» da götürürlerdi; bunlar arasında bir lala, silâhtar, kapıcıbaşı, mîri alem, imrahor, kapıağası, solak, peyk gibi görevliler bulunurdu.

Ayrıca merkezdeki Divanı Hümayunun benzeri olan bir divan heyetiyle devrin ilerigelen bilim adamı, şair ve ediplerinden de bazı kimseleri beraberlerinde götürürlerdi.

Sancağa çıkarılan şehzadelerin bir milyon akçe ile iki milyon akçe arasında değişen ödenekleri vardı.

Şehzadeler sancaklarında bağımsız bir hükümdar gibi hareket ederler, tuğra çekerler, hüküm yazar, dirlik verirlerdi.

Yalnız kendi adlarına para bastıramazlardı; ayrıca yaptıkları tayinleri ve verdikleri dirlikleri devlet merkezine bildirirlerdi.

Osmanlı padişahları arasında sancağa çıkan ve sancağından gelerek tahta oturan son padişah Mehmed III (1595-1603) oldu. Mehmed III’ten sonra şehzadelerin sancağa çıkma geleneği kaldırıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir