Osmanlıda Ağa Kapısı

Osmanlı Ağa Kapısı (Tarihi adıyla Ağa kapusu).Yeniçeri ağalarının çalıştıkları resmi daireye verilen ad. Osmanlılarda Kapu (Kapı) kelimesi genellikle resmi daire anlamına geldiğinden, Ağa kapısı da Ağa dairesi olarak tanımlanır.

Ağa kapısının yeri osmanlı saltanatının sonuna kadar, Bâb-ı Meşihat (Şeyhülislâm kapısı), olarak kullanılmış olan Süleymaniye’deki bina idi. Yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra burası kısa bir süre için Serasker kapısı oldu. Daha sonra bu Serasker dairesi, şimdiki İstanbul üniversitesi binasının yerinde bulunan Eski saray’si nakledildi.

İlk Ağa kapısı, Çarşıkapı’da, Türbe yakınında olsa gerekti. Fakat uzun süre kullanılmadı ve asıl Ağa kapısı, sonradan Süleymaniye’de şimdiki Botanik enstitüsü ile İstanbul müftülüğünün bulunduğu yere kaldırıldı.

Eski Ağa kapısının ne zamandan beri terkedilmiş olduğu belli değildir. Yalnız XVII. yy, ortalarına doğru, Yeni Ağa kapısının kullanılmaya başlandığı biliniyor. Ocağın kaldırılması ile (1826) burası Bâb-ı Meşihat olarak kullanıldı. Ağa kapısında resmî daireye ait çeşitli odalardan başka, Yeniçeri ağasının lojmanı olarak bir de harem kısmı vardı. Ayrıca bir cami, bir talimhane ve dışarıda da «Sakalar kışlası» ve Süleymaniye yakınında Ağa imamhanesi diye anılan, kadınlara mahsus cezaevi vardı.

Ağa kapısı birçok kereler (1660, 1750, 1711 ve 1782 yıllarında) yandı. Son defa, yeniden yapılırcasına, Mahmud II zamanında (1820) onarıldı.

Ağa kapısında, İstanbul’un çeşitli semtlerindeki yangınları gözetleyerek haber verebilmek için bir de ahşap yangın kulesi vardı. Bu ocağın kaldırılmasından sonra(1828) yapılan bugünkü Beyazıt kulesi, zamanımıza kadar bu maksatla kullanıldı. Burada hizmet edenlere halk, Köşklül den bozma olarak Köşlü derdi.Saltanatın kaldırılışına kadar bina Şeyhülislam Dairesi olarak kullanıldı.

Cumhuriyet döneminde bina bir süre İstanbul Kız Lisesi’ne verildi. Kız Lisesi iken çıkan bir yangın sonunda bina tamamen yandı. Sadece, şimdiki müftülük binası olarak kullanılmakta olan Fetvahane binası kurtarılabildi. Yanan yere de son yıllarda Botanik Enstitüsü için bir bina yapılmıştır.

Tarihte Ağa Kapısı olayları pek çoktur. Bunların en önemlileri, Asakir-i Mansure’ye mensup olanların isyanlarıdır

. Bunlar Yeniçerilik gayretiyle yangın kulesinin altında toplanarak başkaldırmışlar ve kuleyi ateşe vermişlerdir. Serasker paşayı katletmek isteyen zorbalar, bütün çabalarına rağmen başanya ulaşamadılar ve elebaşları Üsküdar’a geçerken yakalanarak idam edildi.

Osmanlıda Ağa Kapısı’ndaki diğer önemli olay, Patrona Halil’in başlattığı ayaklanmanın hızla büyüyerek İstanbul’u korku ve heyecana vermesinden sonra bir kısım Yeniçerilerin Et Meydanı’na kazan koymaları, Bostan kapısında arkadaşlarından ayrılan Patrona Halil’in Ağa Kapısı’na gelerek oradaki mahkumlan salıverip peşine takması ve oradan Cebehane’ye gitmesi, beşinci bölüğün kazanını zorla çıkartması, Bitpazarı ve Sipahi çarşısını yağma ettirmiş olmasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir