Osmanlıda Berat Sistemi

Osmanlıda Berat Sistemi,Osmanlıda Berat Nedir Berat’lar, divanî yazı ile ve verilen kimsenin mevkiine, derecesine ve işin önemine göre ağır veya sade bir üslûpla yazılırdı.

Osmanlıda Berat Vermek

Osmanlıda Berat SistemiPadişahlar değiştikçe veya belli süreleri doldukça, beratları yenilemek gelenekti.

Berat adı verilen belgeye bazen nişan bazen de nişan beratı denir. Vezirlik, serdarlık, Kırım hanlığı veya kalgaylığı, valilik v.b. önemli görevlerle ilgili beratlara da menşur adı verilirdi.

Berat veya menşurun, ferman veya hükümden en büyük ayrılığı, tuğranın altına yazılan şu ibareydi: «Nişan-ı Şerif-i Âlişan-ı Sâmi Mekân-ı Sultani ve Tuğra-yı Garra-yı Cihan-sitan-ı hakanı hükmü oldur ki…»

Tanzimat’tan (1839) önce, hiç bir görev veya memurluk, Divanı Hümayun kaleminden berat verilmedikçe geçerli sayılmazdı.

Bu devirde berat ve menşurların yazılması, genellikle sadrazam tarafından yazılı olarak reisülküttaba emredilir, reisülküttap veya onun yardımcısı sayılan beylikçi, beratları, önem derecesine göre yazar veya kalemdeki diğer halifelerden birine yazdırarak sadrazama sunarlardı.

Sadrazam tarafından uygun görülenler, ya divanda nişancı veya kalemdeki tuğrakeş (tuğra çekenler, yazanlar) tarafından tuğraları çekilir ve gereken kayıtları yapılarak ilgililere verilir veya gönderilirdi.

Vezir beratları, yeşil atlas keseye konurdu. Beratların kaydı için işin ilgisine göre, defterdarlıkta, defterhanede, Bâbı Meşihatta da özel defterler vardı.

Savaşlarda padişah veya serdarıekrem ile birlikte defterdar da İstanbul’dan ayrıldığından, bir kısım kalemler beraber gider ve bu şekilde götürülen beratların kaydına mahsus defterler, ordu hâzinesi denilen ayrı bir çadırda, orduya ait para ile birlikte saklanırdı.

Tanzimattan sonra, beratların yazılması ve tasdiki doğrudan doğruya beylikçi kalemine bırakıldı.

Tımar beratlarına, sahibinin kimliği, tımar olarak verilen yerin sancağı, kazası ve köyü, tımar miktarı, ne suretle verildiği, yıllık geliri ve hizmet şartı yazılır, iltizam beratlarında da, sahibinin adı ile iltizamın ne için verildiği ve hangi larihten hangi tarihe kadar süreceği iltizam bedelinin taksit miktarları ve süreleri.

iltizamın ne suretle zapt ve idare edileceği gösterilirdi. Muafiyet beratlarında ise, sahibinin muaf tutulduğu vergiler yazılırdı.

Mültezimlere verilen mukataa beratları dolayısıyla ilgililer tarafından kefil gösterilen ve kendilerine hazine sarrafı veya kuyruklu sarraf denilen kimselerin de harç vererek bu iş için berat almış bulunmaları şarttı.

Beratlar da, fermanlar gibi «Nişan-ı Alişan-ı Sâmi Mekân-ı Sultani ve Tuğra-yı Kitistan-ı Hakani hükmü oldur ki…» diye yazılmaya başlardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir