Osmanlıda Mahalle Yaşamı

Osmanlıda Mahalle Yaşamı,Mahalle sakinleri arasında hemşehrilikten daha kuvvetli, adeta akrabalık derecesinde dayanışma vardı.

 Osmanlıda Mahalle Hayatı

Herkes birbirinin komşuluk hukukuna saygı gösterirdi.

Bu nedenle yapıların manzara cepheleri birbirlerinin görünümünü etkilemeyecek biçimde içerlek yapılırdı.

Mahalle içinde en önemli kurum “avarız vakfı ve avarız sandığı”dır.

Avarız sandıklarının sermayesi bir hayır sahibi tarafından ya da esnaf ve mahalleli arasında para toplanarak kurulan ve mahalle halkının bağışları ve adaklarıyla yaşayan avarız vakfı”dır.

Hastalık bu sebeple acze düşenlere, fakir cenazelerinin kaldırılması, cami, mescid, taş mektep ve kaldırımların bakım ve tamiri, imam, müezzin ve muallim ücretleri ve başka avarız vergileri bu vakfın gelirleriyle karşılanırdı.

Vakfın yöneticisi mahallenin ileri gelenleri arasından seçilir, kadı siciline kayıt edildikten sonra padişahın beratı ile görevine resmen başlardı.

Her mahallenin bir kabadayısı vardı.

Bunlar ağırbaşlı, kötülükten kaçınan, mahallenin kadınlarını, kızlarını külhanbeyi, bıçkın ve çapkınların takılmalarından koruyan, genç erkek çocuklarının kahve, meyhane, kumarhane gibi yerlere gitmesini önleyen, tulumba takımlarında reis veya ağalık yapan kişilerdi.

Mahallenin varlıklı ve önde gelen kişileri kabadayılar korur, kollardı.

Ancak Tanzimat’tan sonra Batılılaşma hareketinin, sanayileşme ve ticaretin gelişmesi, kapalı ev ekonomisinin önemini yitirmesi, üretim imkanlarının ev dışına çıkmasıyla aile biçiminin değişmesi, yeni eğlence biçimlerinin ortaya çıkması gibi çeşitli ekonomik, kültürel ve toplumsal fak-törler mahalle sakinlerini dışarı yönelterek mahalle içinde kurulmuş olan birliği bozmuş, komşuluk ilişkilerini zayıflatmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir