Osmanlı’da Mücevher Geleneği

 

Osmanlı’da Mücevher Geleneği,Türklerde. Osmanlı Türkleri kuyumculuk ve mücevhercilikte kendi özelliklerini taşıyan bir üslup getirdiler.

Osmanlı’da Mücevher Sanatı

Bugün sultanlardan kalma yüzükler, küpeler, bilezikler, kolyeler ve kavuklara takılan iğnelerde bu üslûp özelliği, bütün açıklığıyla görülür.

Osmanlı Türkleri, daha çok zümrüt, yakut, zebercet, belhaş, banefs, berhandi, elmas, aynülhir, badızehr, firuzeç, akik, mıknatıs, sinadeç, dehenç, lahverd, mercan, şenç, hameşt, hümayun, yeşim, yesib, nur, talk, lülü gibi değerli taşları işlediler.

Bugün bu taşların çoğu unutulmuştur. Bu taşlar arasında bulunan yakut, zümrüt, elmas, gök yakut (öteki adıyla safir) ve inci en değerlileriydi. Zebercet, mercan, yeşim, aynülhir ve firuzeç ötekilerden daha değersiz sayılırdı.

Bu mücevher türleri arasında lekesiz, yeşil zümrüt, şarap rengi yakut, güvercin göğsü renginde safir (gök yakut) en değerli olanlarıdır. Gök yakutun damla ve dede külâhı denilen türden olanları Türkiye’de olduğu gibi Rusya ve bazı avrupa ülkelerinde de büyük değer taşırdı.

İncinin beyazından başka siyahı, sarısı, pembesi, filizisine rastlanırdı. Beyaz elmas en çok kullanılan taşlardandı. Bunlardan Kaşıkçı elması adıyla tanınan ve bugün Topkapı Sarayı Müzesi Hazine bölümünde gösterileni, dünyanın en büyük elmaslarından biridir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir