Osmanlıda Müderrislik,Atama Sistemi

Osmanlıda Müderrislik,Müderris olma, dârülfünun veya medresede ders verme.Medresede gerekli öğrenimi gördükten sonra danişmend adını alan öğrenci (talebe), kazasker ve mülâzemet defteri denen özel meslek defterine yazılır, göreve tayinini beklerdi. Danişmendin tayiniyle müderrislik görevi başlardı.

Müderrisliğin ilk aşaması, haşiyei tecrid denen medrese göreviydi. Alınan gündeliğe, yetenek ve dereceye göre sıralanan görevlerde belli süreleri başarıyla dolduranlar daha üst derecelere tayin edilirdi.

Haşiyei tecrid’i 30-35 akçelik miftah, 40 akçelik kırklı (veya telvih), hariç, dahil müderrislikleri izlerdi. Musilei sahn da denen dahil medresesi müderrisliklerinde bilgi bakımından başarı gösterenler sahnı seman müderrisliklerine getirilirdi.

Osmanlıda Müderris Atama Sistemi

Fatih Sultan Mehmed kanunnamesine göre mülâzim, yirmi akçe ile müderrisliğe başlar, gündeliği beşer akçe arttırılarak elli akçelik müderrisliğe kadar çıkardı.

Daha sonra, Bayezid II, Selim I ve Kanunî Sultan Süleyman zamanlarında altmışlı medreseler yapılarak yeni bir kanunla medrese ve müderrislerin dereceleri otuzlu, kırklı, ellili (hariç ellili), dahil, samaniye ve altmışlı olarak düzenlendi.

Bu kanuna göre; ilk medrese müderrisliklerine haşiyei tecrid, ikinci derecesine miftah, sonra gelenlere kırklı dendi. Kırklı derecesinde bulunan müderrisliklerden sonra iptidayi hariç, hareketi hariç, iptidayi dahil, hareket dahil, musilei sahn, sahnı seman,iptidayi altmışlı, hareketi altmışlı, mûsılei Süleymaniye, havamisi Süleymaniye, Süleymaniye ve dârülhadis müderrislikleri gelirdi.

Bayezid II, medresesinin tedris görevini Şeyhülislâma tahsis etti; fakat şeyhülislâmların aynı zamanda müderrislik etmesi mümkün olmadığından, Bayezid müderrisliği bir vekil ile idare edildi; meşihatte talebe işlerini idare eden ders vekâleti adlı bir makam meydana geldi. XVI. yy. sonlarına kadar, Ayasofya ve Eyüp müderrislikleri de sahn derecesindeydi.

Hariç ve dahil müderrislikleriyle görevlendirilenler de diledikleri zaman üç yüz akçe gündelikle kadılıklara geçebilirlerdi.

Nişancılığın yolu da bu müderrislik idi. Müderrislik derecesine ulaşan bir görevlinin muid denen yardımcıları olurdu.

Medreselerin çoğalması üzerine müderrisliklerde de bazı değişmeler oldu. XVI. yy.ın sonlarında sahn medreselerinin sahnı seman 8 müderrislik halinde idi; fakat musilei sahnda çok sayıda müderris biriktiği için musilei sahna batak adı verildi; müderrislikte ehliyet ve kıdem aranmadı; iltimaslı olanlar bir iki derece birden terfi ettirildi; buna medrese ıstılahında tafra denir.

Medreselerde boşalan müderrislikler için imtihan açılır, derecesi küçük olan müderrisler bu imtihana girebilirlerdi. İmtihanda, müderrise bir konu verilir, onunla ilgili takriri dinlenir, o konu hakkında bir risale yazması istenirdi.

Müderrislik imtihanlarında kazaskerler de bulunurdu. XVII. yy.dan sonra sahnı seman müderrisliği geriledi. Ulema çocuklarına doğar doğmaz, bazı bilim unvanları, yüksek payeler verilmeye başlandı.

Böylece «beşik uleması» adı verilen bir müderris grubu doğdu. Osmanlı devletinin yıkılışına kadar süren bu duruma Cumhuriyetin ilânı ile son verildi.

Bir cevap yazın