Patrona Halil İsyanı Sebepleri ve Sonuçları

Patrona Halil İsyanı Sebepleri ve Sonuçları, Patrona Halil’in önderliğinde yürütüldüğü için bu adla bilinir.

Patrona Halil İsyanı Nedir ve Neden Çıkmıştır?

Ahmed III zamanında, daha Önceki savaşlar sırasında bozulan osmanlı mâliyesine bir düzen vermek için devlet masrafları kısıldı, askerin ve memurların maaşları azaltıldı, halka ağır vergiler yüklendi, mukataalar daha fazla gelir sağlamak amacıyla malikâne usulüyle belli sayıda zenginlere iltizama verildi.

Bir çok mültezim açıkta kaldı. Köylüler, ağır vergilerden kurtulmak için topraklarını bırakarak İstanbul’a göç etmeye başladı. Toplanan vergilerin Ahmed III’ün ve sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşanın israfına, yeni köşk ve sarayların yapımına harcanması halkta ve askerde hoşnutsuzluk yarattı. İran savaşları dolayısıyla vergilerin yeniden yükseltilmesi halkın ve askerin huzursuzluğunu arttırdı.

İbrahim Paşanın bütün yüksek memurluklara yakınlarını getirmesi, bazı devlet adamlarının da ona karşı cephe almasına yol açtı. İran savaşlarının başlangıçta başarıyla devam etmesi, İbrahim Paşanın nüfuzunu artırdığından muhalifleri harekete geçmek için fırsat bulamadılar; fakat, İran’da Nadir Ali Han ve Şah Tahmasp birliği sağladıktan sonra osmanlı ordularını yenerek Hemedan ve Tebriz gibi şehirleri geri aldılar (1730).

Sadrazam İbrahim Paşa, Ahmed III ü ordunun başında İran savaşlarına götürerek savaşın kazanılabileceğini düşündü ve bu konuda hazırlıklara başlandı. Padişahın çadırı Üsküdar’a kuruldu. Fakat Ahmed III son günde sefere gitmeyeceğini bildirdi. Bu durum sadrazama ve padişaha karşı olanlara bir fırsat verdi.

Patrona Halil, Muslu Beşe, Emîr Ali. Ali Usta, Kara Yılan, Çınar Ahmed, Oduncu Ahmed, Turşucu İsmail gibi arkadaşlarıyla Beyazıt camiinde «Şer ile davamız Yardır; Ümmeti Muhammed’den olanlar dükkânlarını kapayıp bayrak altına gelsin» sözleriyle halkı çevresine topladı. Sonra kalabalık, Yeni odalara gitti ve yeniçeri kazanları çıkarıldı. Ağa kapısında ve başka hapishanelerde bulunan mahkûmlar serbest bırakıldı. Patrona Halil’in çevresine toplananlar çoğaldı; cebeciler de Patrona’ya katıldı (28 eylül 1730).

Padişah ve sadrazam, Üsküdar’da olayı duyunca hemen İstanbul’a döndüler; fakat isyanı bastırmak için hiç bir şey yapamadılar. Âsiler, sadrazamı, onun damatları olan kaptanıderya ve istanbul kaymakamı Kaymak Mustafa Paşayı, sadaret kethüdası Mehmed Paşayı ve şeyhülislâm Abdullah Efendiyi istemediklerini bildirdiler. Ahmed III, bunları azlettiğini âsilere bildirdi.

Patrona Halil İsyanı ve Lale Devrinin Sonu

Fakat âsiler bununla yetinmediler azledilenlerin kendilerine teslimini istediler. Ahmed III, âsilerin bu isteklerini de yerine getirdi. İbrahim Paşa ve iki damadı boğdurularak cesetleri âsilere teslim edildi. Şeyhülislâm Abdullah Efendi de azledilerek Bozcaada’ya sürüldü (30 eylül 1730).

Asiler, istediklerini elde etmekle birlikte Ahmed III tahtta kalırsa, ilerde kendilerinden hesap soracağını ve öldürteceğini düşündükleri için, yeni meseleler çıkardılar. Kendilerine teslim edilen İbrahim Paşanın cesedini «bu İbrahim Paşa değildir, padişah bizi aldattı» diyerek sürüklediler, Bâbı Hümayunun önüne bıraktılar.

Ahmed III, âsilerin bu tutumundan kendisini de istemediklerini ve tahtta kalamayacağını anladı; yeğeni Mahmud I adına tahttan çeşidi (2 elcim 1730). Asiler bundan sonra geleceklerini sağlamlaştırmak için güvendikleri kimseleri önemli memuriyetlere getirdiler.

O sırada Mısır’da bulunan Köprülüzade Abdullah Paşa sadrazamlığa getirildi; kendisi gelinceye kadar da silâhtar Mehmed Paşa ona vekâlet etti.

Patrona Halil İsyanı Sonuçları

Olaylar sırasında âsilerin tarafını tutmuş olan Mirzazade Şeyh Mehmed Efendi şeyhülislâm, Paşmakçızade Abdullah Efendi Rumeli, Zülâlî Haşan Efendi Anadolu kazaskeri, İbrahim Efendi İstanbul kadısı oldu.

Kaptanıderyalığa önce Abdi Paşa, daha sonra da Hafız Ahmed Paşa getirildi. Patrona Halil ve arkadaşları kendileri için hiç bir memuriyet istemediler.

Mahmud I, kendisine bir isteği olup olmadığını sorduğu zaman Patrona sadece İbrahim Paşa zamanında konulan ağır vergilerin ve malikâne usulünün kaldırılmasını istedi. Asiler bundan sonra Lâle devrinde Kâğıthane’de Alibeyköyü ve Karaağaç’ta yapılmış olan 120 den fazla yalı ve köşkü yıktılar. Patrona Halil ve arkadaşları bir süre sonra öldürüldüler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir