Perge Antik Kenti

Perge Antik Kenti Bugün Murtına, Anadolu’da (Pamphylia bölgesi) şehir. Eski yazarlardan yalnız Skylaks, Perge’nin Lykia bölgesi sınırları içine girdiğini söyler.

Perge Antik Kenti Tarihi

Şehir stratejik bir yerde kurulmuştu; şehrin akropolis’inin hemen yanından geçen Karasu ırmağının (Kestros veya Kaustros) Aksu kolu, taşıtların işlemesine elverişliydi ve denizle bağlantıyı sağlıyordu. Büyük bir kıyı yolu, Side’den başlayıp Perge (Murtına) ve Attaleia (Antalya) şehirleri üzerinden geçerek ülkenin içlerine kadar uzanıyordu.

Şehrin adı Yunanca değildir; yerli bir Anadolu dilinden gelir. Eski yazarlar şehre ilk defa, özellikle Argolis’ten ve Lakedaimon’dan gelen Yunanlıların yerleştiğini bildirirler. Perge kazıları şehrin efsanevî kurucularının Mopsos ve Kalkhas olduğunu gösterdi.

Şehrin adına ilk defa M. ö. IV. yy.da rastlanır. M. ö. 334’te Büyük İskender’in seferi sırasında Makedonyalıların Perge’den geçtiğini kaynaklar bildirir. Şehrin Ptolemaiosların hâkimiyeti zamanındaki durumu karanlıktı.

Polybios’a göre, M. ö. 218’de Akhaios’un kumandanı Garsyeris, Selge üzerine yapacağı saldırı için Perge’den Pamphylia ve Pisidia bölgeleri şehirlerine elçiler göndererek yardım isteğinde bulundu. Buna göre, o dönemde Perge, Selefkilerin elinde bulunuyordu.

Yine Polybios’a göre, Büyük Antiokhos tarafından Perge’ye tayin edilen kumandan, kralından emir aldıktan sonra şehri Manlius Vulso’ya teslim etti. Bundan sonra şehir Bergama’nın hâkimiyeti altına girdi.

M. ö. II. yy.da veya II. yy. ile I. yy. arasında şehrin zor günler geçirdiği sanılıyor. Cicero’nun verdiği bilgilere göre M. ö. 80 veya 79 yılında Pergeli hekim Artemidoros’un yol gösterdiği Verres, şehirdeki Artemis tapmağını yağma etti.

Perge ve çevresinde Roma imparatorlarına ait sayısız şeref yazıtı tespit edildi. Bu yazıtlar imparator Caligula, Claudius, Trajanus, Hadrianus ve Gordianus’a aittir.

Şehrin yetiştirdiği ünlü kişiler şunlaıdır: Myron’un oğlu hekim Asklepiades, Valerus Elektos, Kallikles’in oğlu Sofist Varus, Zoilos ve Arkhimedes’in öğrencisi matematikçi Apollonios.

Perge şehrinde kutsanmış olan tanrıların başında Artemis Pergaia gelir. Perge Artemis’nin çok eski kökenli yerli bir tanrıça olduğu ve sonraları yunan Artemisi ile kaynaştığı sanılıyor. Eski yazarlara göre Artemis Pergaia’nın şehirde oldukça büyük bir tapmağı vardı.

Perge tiyatrosunda bir yer de Artemis rahibesine ayrılmıştı. Şehirde ele geçen sikkelere göre Perge’de ayrıca şu tanrılar da kutsanıyordu: Zeus, Apollon, Athena, Hephaistos, Hermes, Afrodit, Asklepios, Dionysos, Serapis, Harpokrates, Pan, Hekate, Nike, Themis, Tykhe ve Herakles.

Ayrıca, Roma imparatorluk kültlerinin de olduğu biliniyor. Şehir, Anadolu’nun en eski hıristiyanlık merkezlerinden biridir. Hierokles’e göre Perge, Syllion (Yanköy) ile birleştikten sonra Pamphylia eyaletinin dinî metropolisi oldu.

  Arkeolojik araştırma ve kazılar

Perge harabeleri hakkında ilk önemli bilgileri veren gezgin ve yazarlar şunlardır: Leake, Texler, Ritter, Hirschfeld, Fellows, Schömbom, Pourtales, Tremaux, Lanckoronski, Fabricius, Paribeni, Romanelli, Pace ve Viale.
Bu yazarların hepsi Perge harabelerini yerinde ziyaret ederek anıtlar hakkında bilgi vermişlerdir. En eski Perge yerleşmesi, çevresine oranla oldukça yüksek olan ve ancak güneyden çıkılabilen 50 m yüksekliğinde bir dağ üzerinde kurulmuştur. Tepenin eteğine çok sonra yerleşme oldu.
Şehirdeki ilk sistemli araştırma ve kazı 1949’da A. M. Mansel’in başkanlığında yapılmaya başlandı. Uzun bir aradan sonra 1953-1957 arasında yeniden ele alındı. 1967 den sonra kazılar sistematik olarak her yıl devam ediyor.
Bu kazılarda şehrin biri Helenistik, öteki Geç Antik çağa ait iki kapıcı, Helenistik kapının gerisindeki oval avlu ve üç gözlü tak, şehrin belkemiği olan 20 m genişliğindeki direkli caddenin büyük bir kısmı, caddenin sonunda yer alan anıtsal bir çeşme binası ve şehrin 1 km kadar güneyinde dor düzeninde erken Helenistik döneme ait bir tapınak ortaya çıkarıldı.
Ayrıca kazılarda Perge’nin hayırsever kişileri de tanındı. Bunlardan en önemjist Planda Magna’dır. Bu kadın, imparator Hadrianus zamanında (M. S. 120-121), askerî Önemini kaybeden Helenistik kapının galisindeki oval avluyu bir şeref avlusu haline getirdi, avlunun yan duvarlarındaki hücre sayısını da arttırarak, buraları tanrı Çörge’nin efsanevî kurucularının (Mopsos Kalkhas) heykelleriyle süsledi.
Ayrıca oval avlunun gerisindeki üç gözlü ve iki katlı tak şeklinde bir kapı yaptırdı; bu Nerva dan Hadrianus’a kadar gelen imparatorlar, imparatoriçeler ve onların yakın akrabalarının heykellerini koydurdu.
Plangia’nın yaptığı bu büyük bağışlardan dolayı Perge halkı, belediye meclisleri (demos ve boule) ve senatosu (gerusias) bu kadın için çeşitli yerlerde heykeller diktirdiler; heykellerin kaideleri üzerine de bu kadına verilen unvanları ve görevleri yazdılar. Yazıtların bazılarında şehrin kızı olarak da gösterilir, bu unvan ancak şehre büyük iyilikleri dokunmuş kadınlara veriliyordu.
Bu yazıtlarda Plancia, bir şehir devleti içinde en yüksek mülkî memur olan «demiurgos» olarak da geçer; bu görev aslında sadece erkeklere verilirdi.
Ayrıca, baş tanrıça Artemis Pergaia’nın rahibesi, tanrılar anasının ömür boyunca rahibesi ve imparator kültünün de başrahibesiydi. Perge’de yapılan kazılar sırasında bu ünlü kadının heykelleri de ele geçti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir