Peter Paul Rubens Kimdir?

Peter Paul Rubens Kimdir,Flaman ressamı (Siegen, Wcstfalen 1577 – Anvers 1640).

Peter Paul Rubens Hayatı

Siyasi sebeplerle göç etmek zorunda kalmış Anvcrs’li bir eşöven’in oğludur; çocukluğu Siegen ve Köln’de geçti. Babasının ölümü (1587) üzerine Anvers’e döndü.

Eniştesi manzara ressamı Tobias Verhaegt’ın atelyesine girdiği zaman on dört yaşındaydı. İkinci ustası Adam Van Noort’un yanında sağlam bir teknik bilgi edindi; 1596-1600 arasında öğretmeni Otto Van Veen ile birlikte, geleneksel İtalya yolculuğuna çıktı (1600).

Venedik’te Tiziano’nun resmini tanıdı ve kendine hayatı boyunca bu sanatçıyı ortak aldı. Mantova’da Vincenzo da Gonzaga’nın hizmetine girdi, Mantegna’yı kopya etti ve bir eski eserler derlemesi yaptı.

1603’te Ispanya’ya gitti. Roma’ya döndü Ye Michelangelo’nun, Carracci’lerin, Caravaggio’nun eserlerine, Aldobrandini Düşünü’ne, Palatinino’ya hayran kaldı.

İsa’nın Vaftizi (Anvers) ve İsa’nın Başkalaşımı (Nancy) adlı tablolarında seçmeciliği açıkça görülür. Gonzago’lar için 1604’te yaptığı bu tablolarda, Michelangelo, Raffaello ve Tintoretto’nun birçok motifini hiç çekinmeden resimlerine geçirdi.

1607 Temmuzundan eylülüne kadar Cenova’da portreler yaptı ve şehirdeki binalara hayran oldu; 1622’de yayımladığı Palazzi di Genova (Cenova Sarayları) adlı eserinde bu binaları anlatır.

1608’de Roma’da Santa Maria in Valicella’nın (Chiesa Nuova) koro yeri için yaptığı yağlıboya tablolarını bitirdi. Annesinin Anvers’te ağır hasta olduğunu haber alınca İtalya’dan ayrıldı; bu ülkeyi bir daha görmedi ama orada edindiği bilgileri de hiç bir zaman unutmadı. 1609’da arşidük Albert ile karısı Isabella’nın ressamı oldu ve Isabella Brandt ile evlendi.

1610’da Arşidük ile karısının çok güzel bir portresini yaptı (Münih). Fakat gerçek başarıya Anvers katedralindeki üç kanatlı iki tablosuyla erişti: Çarmıhın Dikilmesi (1610) ile Çarmıhtan İndiriliş (1612).

Kolay ve sağlam bir üslup taşıyan ve XV. yy. Pieta’ları kadar iç burkucu olan bu ikinci eser, Rönesans ile geleneksel Flandre’m karışımıdır. Rubens’in ilk tarzı, renk tonlarındaki saydamlık ve çevre çizgilerinin kesinliğiyle dikkati çeker.

Kuzey gerçekçiliği (Müsrif Çocuk, Anvers müzesi) ile epik şiirin (Amazonların Savaşt, Münih) kavuşma noktasında olan Rubens’in sanatı insan yaşayışını bütün biçimleriyle yüceltir. Fizik güç, Av (Berlin, Münih) ve Kıyamet Günü adlı tablolarında da açıkça belirir.

Birçok sipariş alan ve her yerde aranan sanatçı, kendine yardımcılar tutmak zorunda kalınca hayvan resimleri için Synders ve Paul Van Vos, manzaralar için Wildens ve Lucas Van Uden adlarındaki sanatçılarla işbirliği yaptı. 1616-1621 Arasında, en sevdiği öğrencisi ve en çalışkan iş arkadaşı Van Dyck oldu.

1617 -1618’e doğru, Decius Muş’un Hikayesi (Liechtenstein galerisi) konulu altı kompozisyonluk dizisini yaptı. Bu tabloların büyük bir kısmı Van Dyck’in fırçasından çıkmıştır.

Rubens, cizvitlerin dostuydu; Aziz lgnacio’nun Mucizeleri, Aziz Francisco – Xavier’in Mucizeleri (Viyana), Cirit Atma (Anvers) gibi eserlerinde karşı-reform fikrini ortaya koydu.

Sanatçı bu tablolarında halk yığınlarına sesleniyor, hıristiyanlık mucizelerini bir oratoryo üslubuyle gözle görülür hale getiriyordu. 1616’ya doğru Rubens’in resmine daha yurtıuşak renkler hakim olmağa başladı; bu dönemin en tipik örneği Kahin Kralların Tapınışı’dır (Brüksel müzesi).

Bu eserlerde gövde kabarıklıklarına ve elbiselerin çokrenkliliğine ışık oyunları ekleniyor ve bu teknikte renkler yan yana gelecek veya birbirine yaslanacak yerde, karşılıklı olarak iç içe giriyordu.

1622-1625 Arasında Paris’teki Luxembourg galerisi için Marie de Medicis’nin Hayalı konulu yirmi bir büyük kompozisyon yaptı (Louvre); Theophile Gautier’ye göre bunlar «resmi resim sanatınm şaheserleridir.» Bu tablolarda, gerçek alegori ve mitoloji, yer yer gülünçlüğe kaçan fantezist bir hava içinde birbirine karışır; ama, Marsilya’da Karaya Çıkış gibi parçalarda, Marie de Medicis’nin ‘Taç Giymesi gibi portrelerde etorik ortadan kalkmış gibidir.

Rubens, 1627 – 1630 arasında, İspanya infanta’sı Isabel’in özel danışmanlığını yaptı ve Avrupa’yı sarsan büyük olaylara karıştı. 1628’de yeniden Madrid’e gitti, Velazquez ile dostluk kurdu ve kırk kadar tablo yaptı; bunlardan bir kısmı Tiziano’dan kopyalardır.

1629-1630’da Londra’da bulundu; İngiltere ile İspanya arasındaki barış görüşmelerini yönetti; Charles I, Rubens’e şövalye unvanını verdi. Prensesi Kurtaran Aziz Georgios’ta kralın portresini prenses Henriette-Mary’nin hatlarıyle çizdi; Man-tegna’nın Sezar’ın Zaferi adlı tablosunun birçok taslağını kopya etti.

1621’de, Whitehall’daki Banqueting Hall’un tavanına yapacağı resimler için ölçüler aldı ve Brüksel’de çalışmalara başladı. Tablolar 1635’te Whitehall’a yollandı ve 1636’da yerlerine kondu.

İngiltere’deki görevinden az sonra, Isabel’den, «siyaset denilen kürek cezası»ndan kendisini azat etmesini istedi, 1615’te Anvers’te, Wapper’deki evine yerleşti; bu eve İtalyan tarzı bir palazzo, revaklarla süslü bir bahçe ekledi; XX. yy.” başlarında onarılan bu bina müze haline getirilmiştir.

İsabella Brant 1626’da ardında iki çocuk bırakarak öldü; Rubens, 1630’-da, elli üç yaşındayken, on altı yaşında bir genç kızla evlendi ve karısı Helene Fourment bundan sonra onun en gözde modeli oldu.

Bu yıllarda, Aiskhyllos’un Hikayesi adlı halı modellerini yaptı; 1635’te Whitehall’un tavanını süsledi. Sonra Elevvyt’te Steen senyörlüğünü aldı, burada eşine az rastlanır lirik ve «romantik» manzara resimleri yaptı.

Kermes’te (1635’e doğr. Louvre) Bruegel anlayışını daha yumuşak, daha dinamik olarak canlandırdı. Aşk Bahçeleri (Prado, Dresden) ise Watteau’nun eğlence sahnelerini haber verir.

Son dini kompozisyonlarının başlıcaları Calvarum’a Çıkış ile Aziz Lievin’in Din Uğruna Kurban Oluşu’dut (Brüksel).

1636’da İspanya kralı Felipe IV, Rubens’ten Madrid yakınındaki Torre de la Parada’yı süslemek üzere Ovidius’un Değişimleri’ndeki bazı konuları canlandıran bir dizi tablo yapmasını istedi; bu eserin taslakları Brüksel müzesindedir.

Yaptığı bazı nü’lerde (Kürklere Bürünmüş Helane Fourment, Viyana; Üç Güzeller, Prado; Andromede, Berlin) Rubens, Tiziano’nun mirasçısı ve Fragonard ile Renoir’ın da habercisi olarak belirir.

Resmin bütün türlerinde eser veren ressam, sadece, resim üstünde değil, mimarlık, heykel, gravür ve dekorculuk üstündeki etkisiyle de yaşadığı yüzyılın flaman sanatına hakim oldu ve ünü yurdunun sınırlarını aştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir