Pontus Ayaklanması,Sonuçlandırılışı

Pontus Ayaklanması Tarihte Pontus Devleti diye adı geçen devlet, bugünkü Samsun, Giresun, Ordu, Rize ve Trabzon illerimizin bulunduğu yerlerde bulunuyordu.

Pontus Ayaklanması
Tarihte Pontus Devleti diye adı geçen devlet, bugünkü Samsun, Giresun, Ordu, Rize ve Trabzon illerimizin bulunduğu yerlerde bulunuyordu.

Anadolu’nun en eski uluslarından biridir.

Bölge sonraları Perslerin eline geçmiş, Büyük İskender’den sonra Antigon Krallığı’nın bir eyaleti olmuştur.

Bağımsız Pontus Krallığı İ.Ö. 280’de kurulmuştur.

Roma imparatorluğu ikiye bölününce Pontus toprakları, Bizans toprağı olmuştur.

Komnen ailesi 1203 yılında bağımsız bir krallık olmuş ve devleti yönetmeye başlamıştır.

Fatih Sultan Mehmed Anadolu birliğini kurmak için, Pontus Krallığı’na 1461 yılında son vererek, topraklarını ülkesine kattı.

Bölgede Rum nüfusu fazla idi.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında bölgedeki Rumlar, Yunan hayali ile birtakım girişimlerde bulundular.

Rumların kışkırtmaları sonucunda 1904 yılında ‘Pontus Cemiyeti’ kuruldu.

Bu cemiyet Pontus hayali ile gençleri zehirliyordu.

Yayınları ile bunu körüklüyordu.

1908 yılında Müdafaayı Meşrute’ adında bir ihtilâl teşkilâtı da kurdu.

Pontus Ayaklanması

Rumlar tarafından kurulan bu cemiyet, çok çabuk gelişerek bölgedeki Rum köylerine

Bölgede oturan Türkler, bu okullara giremediği gibi, okulu da devlet yetkilileri denetleyemezlerdi.

Türkler Rum ve Ermenilerden çok fazla idi.

İstanbul’daki Rum Patrikhanesi’nin ve Yunanistan’ın isteği üzerine son elli yılda Samsun’a 50.000 Rum getirilmişti.

Gelenlerin toprağı yoktu.

Ondan önceki yıllarda Rum ve Ermenilerin konuşma dili Türkçe idi.

Sonradan bölgeye getirilen papazlar, öğretmenler Rumlara Türkçe’yi unutturmak için çabalara giriştiler.

Uyum sağlamakta güçlük çeken Rumlar da öldürüldüler.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Karadenizli Rumlar Yunanistan ve Rusya adına casusluk yaptılar.

Rus orduları Trabzon’a gelince çok sevindiler.

İlin yönetimini ele aldılar.

Bu suretle bir üstünlük kurdular.

Ruslar Trabzon ve yöresinden çekilince Pontusçuluk peşinde koşan Rumlar çalışamaz oldular.

Gizli çalışmalar

Pontus Cemiyeti aleni olarak çalışmamasına rağmen, gizli olarak çalışmalarını sürdürüyordu.

1919 ve 1921 yıllarında bu çalışmalar, Yunanistan’da ve Fransa’da görülür.

Pontus Kongresi adına Paris’ten, Konstantinidis adı ile telgraflar, bildiriler geliyordu.

Bu suretle Pontus dâvâsı sürdürülüyordu.

Bu sıralarda Paris’te toplanan, ‘Paris Barış Konferansı’na Pontus haklarının korunması yolunda, Trabzon Metropoliti Hrisantos tarafından yazılar sunuldu.

Bu yazılar belgeler şeklinde olup yalan ve yanlışlarla doluydu.

Her şey Rumlar adına büyük gösteriliyordu.

Hrisantos, Yunanistan Başbakanı Venizelos’a ve diğer devlet yöneticilerine de mektuplar gönderiyordu.

Ayrıca bir Rum heyeti, 14 Ocak 1920 günü Batum üzerinden Moskova’ya gitti.

Bu çalışmalar olurken, bir yandan da silahlandırdıkları Rumları, çeteler haline getirerek, köylere baskın düzenliyorlardı.
Bafra yakınlarındaki Türk köylerinden Çağşur, Boyalı, Türkmenler, Kasnakçı, Kuşkapanı, İnözü, Kuşaca, Çiniler köyleri tamamen yakıldı ve halkının bir bölümü öldürüldü.
Yangın ve ölmekten kurtulabilen 2000 kadar Türk aç ve perişan bir halde yerlerini terkederek, yakındaki köylere sığındılar.
Rumlar gittikçe örgütleniyorlardı.
Samsun bölgesinde örgüt kurmuş Rumlar, Samsun içinde etkin bir çalışmaya koyuldular.
1919 yılı sonlarında-1920 yılı başlarında Güntev ve Billuca köylerinde ve Samsun’un içinde Türkler öldürülüyor, malları yağma ediliyordu.
1920 yılı sonlarına kadar Samsun’da yakılan köy sayısı 40, çiftlik sayısı 27 olmuştur.
Yüzlerce Türk ölmüş, yaralanmış, dağa kaçırılmış 111 köy yağma edilmiş, hayvanları alınmış ve kız ve kadınlarına tecavüz edilmişti.
Bu hal Amasya’da da sürdü.
Türkler öldürülmüş, evler soyulmuştu.
Merzifon’da Pekmezci köyüne saldırı düzenlenmiş, köyün zenginlerinden Topaloğlu Ömer Ağa’nın evi soyulmuş, altınları alınmıştır.
Aynı köyden Molla Halil oğlu Ömer Ağa’nın da altınları alınmıştır.
Rum çeteleri Vezirköprü’de de halkı soymuş, altınlarını ve eşyalarını almış, direniş gösteren kadiri ve erkekleri öldürmüştür.
Aynı cinayetler ve yağmalar, Ladik’te, Gümüşhacıköy’de, Havza’da, Tokat içinde ve Erbaa bölgesinde de olmuştur.

Pontus Ayaklanması’nın Bastırılması

Karadeniz Bölgesi’ndeki Rumlar, Pontus hayali içinde, bir şeyler yapmak için eşkiyalıklarını sürdürdüler.
Gizli çalışmalar, ateşkes anlaşmasından sonra daha da hızlanmıştı.
Diğer yandan kanlı olaylar için hazırlık yapıyorlar, köylere ve büyük yerleşim merkezlerine baskınlar düzenliyorlardı.
Osmanlı hükümeti, bu hareketlere karşı acizlik gösteriyor, bir şey yapamıyordu.
Rumların azgınca ve korkusuzca yaptıkları cinayetler gittikçe çoğalıyordu.
Bölgede jandarmalar ve halk kuvvetleri, Rumlara karşı direniş gösteriyor, bunda da yeterli olamıyordu.
Bölgeye gelen 182, Takip Alayı, olay yapan çetelere karşı etkin tedbirlere başladı.
Bölgeye ayrıca 15. Tümen’in 45. Alayı getirildi. Samsun’a gelen alay, daha sonra
bölgedeki subaylarla ve erlerle takviye edildi.
15. Tümen’in 38. ve 56. alaylarıyla 5. Kafkas Tümeni de bölgeye getirildi ve tedbirler arttırıldı.
Bütün bunlara karşı getirilen kuvvetler, tam olarak etkin tedbirler alamıyordu. 1919 yılı imkânsızlıklar içinde geçti.
Rum çetelerine karşı bir şey yapılamadı.
1920 yılı başlarında bir yandan ayaklanmalarla uğraşan, diğer yandan Anadolu içlerinde ilerleyen Yunan ordusuna karşı kurulan millî ordu, Pontusçulara karşı ciddi tedbirler almaya başladı.
Yakında bulunan 3. Kolordu bütün gücünü Pontusçulara karşı kullanıyordu.
Bölgedeki kuvvetler, Pontusçulara karşı alınan tedbirlere yetmiyordu.
Bu hal, Pontusçuları ortadan kaldırmayı güçleştiriyordu.
24 Nisan 1920 günü Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Pontus meselesine şöyle değiniyordu: “Rumların egemenliğini, Islâm unsurunun köleliğini gözeten Atina ve İstanbul’daki komiteler tarafından idare edilen Pontus devleti teşkili fikri, Karadeniz kıyılarıyla, kısmen Amasya ve Tokat’ın kuzey ilçelerinde yaşayıp Osmanlı Rumlarının hayalhanelerini çılgınca bürüdüğünü” ve “Anadolu’nun ortasındaki güvenlik meselesini çözmeye memur kuvvetlerin büyük bir komuta altında birleştirilmesi” gerektiğine işaret etmişti.
Bunun sonucu olarak 3. Kolordu kaldırıldı.
Bütün birlikler Sivas’ta kurulan Merkez Ordusu emrine verildi.
Ordu komutanlığına da Nurettin Paşa getirildi.
Sivas’ta kurulan Merkez Ordusu, 1921 yılında tenkil harekâtına memur edildi.
Bölgedeki Rumlar başlangıçta 5.000 kadar iken, Yunanistan’dan, Rusya’dan ve Kafkasya’dan gelen Rumların katılmasıyla 25.000 bulmuştu.
Pontus Ayaklanmasının bastırılması için bazı İdari tedbirler alınıyordu.
Bu arada Yunan savaş gemileri Karadeniz’e çıkmış, inebolu’yu bombardıman etmişlerdi.
Bu hareketten sonra Karadeniz’deki Rum erkekleri, ülkenin içine nakledilmişlerdi.
Bir süre sonra uygulama, bölgedeki Rum köyleri için de uygulandı.
Bu arada Bakanlar Kurulu bir kararname çıkartarak, zararlı görülen kimselerin yurt dışına çıkarılmaları kararını uygulamaya başladı.
Samsun metropolitine vekâleten bakmakta olan Eftimos’la, rahip Plâton Metnoz’u İstiklâl Mahkemesi’ne verdiler.
Merkez Ordusu Komutanlığı, Pontusçulukla uğraşanlar hakkında tutuklama kararı alarak, bunları yakalamaya başladı.
Merzifon’daki Amerikan Koleji kapatıldı ve yöneticileri yurt dışına çıkarıldı.
Bu olaydan iki gün önce okulun Türkçe öğretmeni Pontusçular tarafından okul yakınlarında öldürülmüştü.
Samsun ve Trabzon metropolit merkezleri basılmış ve bazı belgeler ele geçirilmişti.
Bu sıralarda Birinci ve ikinci İnönü savaşları yapılmış ve kazanılmıştı.
İtilâf devletleri alınan tedbirleri etkisiz hale getirmek için girişimlere başladılar.
Buna cevap olarak Büyük Millet Meclisi hükümeti Dışişleri Bakanlığı verdiği notada: “Pontus Devleti fikrini İstanbul’daki Rum Patrikhanesi’yle Yunanistan yeniden diriltmişlerdir.
Samsun ve Marmara Denizi yörelerinde şimdiye kadar 20.000’den fazla Türk öldürülmüştür.
Türk kadınlarının ırzına geçilmiş, köyleri yakılmıştır.
Türk uyruklu Rumlar Yunanistan tarafından silah altına alınmaktadır.
Karadeniz Rumlarını etkisiz hale getirmek için Anadolu içlerine nakledilmektedir.
Samsun bölgesindeki Rum köylerinden 2.500 tüfek ve bir milyondan fazla mermi ele geçirilmiştir.” diye yazılmıştı.
Merkez ordusu kuvvetlendirilmiş ve sayısı arttırılmıştı.
1922 yılının başlarından itibaren Pontus ayaklanması’nın bastırılmasına geçildi.
Bunun için bölgeye dağılan milli kuvvetler, asi Rum köylerini ve onların dayanağı olmuş yerleri birer birer taradı.
Sonunda 6 Şubat 1923’de yıllardan beri için için yanan ve Pontus hayali ile yaşayan Rumların elebaşıları ve onların yardakçıları tamamen yok edildiler.
Bir çıban başı olarak yıllardır etkinliklerini sürdüren Rumların bu tutumu, kökünden halledildi.
Merkez ordusu birer birer taradığı yerlerden ele geçirdiği 10.886 çeteciyi kısmen affederek zararsız hale getirdi.
Orduya sığınmayan ve direnen 11.188 Rum da öldürüldü.
Bölgedeki Rum çetelerinden başka, Anadolu içlerinde oturmak zorunda bırakılan Rum kadın ve çocukları da 1923 yılı başlarında vapurlara bindirilerek Yunanistan’a sürüldü.
Milletin ve devletin en zayıf olduğu dönemde yapılan Pontus ayaklanması, Türk ordusunun başarılı çalışmaları sonunda kesin olarak sonuçlandırılmış bir olaydır.
Bir çok fedakârlıklarla kazanılan ve binlerce şehit verilen bu olay kin ve nefretin toplumların başına neler gelebileceğinin bir belgesidir.
Ülke içinde bizimle yüzyıllar boyunca yaşamış Rum ve Ermenileri bu hale getiren Türkün milliyetçilik ruhudur.
Son vatan parçası Anadolu’nun paylaşılmak istenmesi, Türklüğün sonunu isteyenlerin bir arzusu idi.
Bu arzuları hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir.
Güçlü Türkiye bunlara cevap verecek güçte ve kuvvettedir.
Pontus Ayaklanması
Pontus Ayaklanması
Pontus Ayaklanması

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir