Roma Senatosu

Roma Senatosu,Siyasi hayatın temel organlarından biriydi. Başlangıçta Senatoda patricius ailelerin temsilcileri yani, patres’ler toplanırdı. Geleneğe göre bu patreslerin veya senato üyelerinin sayısı, her kabileden yüz kişi olmak üzere üç yüz’dü.

İlkel krallık devrinde, asıl görevleri danışmanlıktı. İktidar boş kaldığı (hükümet fasılası) zaman, Senato kralın yerini alırdı. Krallık kalktıktan sonra birinci plana geçti. Senatör sayısı, uzun süre üç yüz olarak kaldı; Sulla devrinde altı yüz ve Sezar devrinde dokuz yüz oldu; sonra azaltıldı.

Senatörleri, önceleri konsüller, lex Ovinia’dan itibaren de (M. ö. IV. yy.) censor’lar seçerdi; censor’lar genel olarak bazı senatörleri saf dışı bırakır, boşalan yerlere tayinler yapar, eski yüksek memurlar arasından adaylar seçerek senatörler listesini (album senatörüm) tamamlarlardı; burada aranılan diğer şartlar şunlardı: roma yurttaşı olmak; yaş haddini doldurmuş bulunmak ve hür vatandaş olmak.

Plebler de, bilinmeyen bir tarihten itibaren senatoya girdiler. Bunlar, senatör listesinde, daha önceki magistratus’luk görevlere göre sınıflandırılır ve başta Senato prensi yer alırdı; bu da fahri bir unvandı.

Listede yazılı bulunmayan yeni ve eski Curulis magistratus’lann toplantılara katılmak ve oy vermek hakları vardı. Senatörler, senatörlük nüfuzundan başka çeşitli imtiyazlardan faydalanırlardı: erguvan şeritli cübbe ve calceus patricius veya calceus senatorius giymek, gösteri ve törenlerde özel yerlere oturmak gibi.

Buna karşılık, Roma’da oturmak, izinsiz İtalya’dan çıkmamak ve şövalyelerin servet kaynağı olan önemli bütün ticaret işlerinden kaçınmak zorundaydılar.

Senatörler ve aileleri, aralarında birçok pleb olmasına rağmen, çok kapalı bir aristokrasi meydana getirmiş, siyasi işleri yalnız kendi elinde tutmaya çalışan bir sınıf (nobilitas) olmuştur. Senato, konsüller ile praetorlann veya halk tribunuslarınm teklifiyle toplanırdı. Oturumlarının, comitia’lann birleşmeleriyle aynı zamana rastlaması ve aynı yerde yapılmaması gerekirdi.

Oturumlar özellikle bu işe ayrılmış olan curia’da veya bir tapınakta yapılırdı. Görüşmeler halka açık değildi, ama kapılar örtülmezdi. önce kuş falına bakılır, kurban kesilir ve bir iki dua okunur, sonra, meseleler gündemdeki sıraya göre İncelenirdi; senatörler, album’daki sıralarıyla, düşüncelerini bildirir, istedikleri kadar konuşur, iki gruba ayrılır, oylarını grup grup «evet» «hayır» şeklinde bildirirlerdi.

Senato, böylece kararını bildirir ve auctoritas patrum gereğince, halk kararlarını desteklerdi. Buna karşılık, bir danışma kurulu olarak senato, kendisine hükümet meselelerini açıklamakla yükümlü magistratusları etkilerdi. Gerektiği zaman onları ayırırdı.

Acele karar verilmesini gerektiren durumlarda, gerekli bütün tedbirleri alırdı (senatus consultum ultimum). Son olarak iki önemli devlet işini tek elinde tutuyordu: devlet hâzinesinin denetimi ve dışişleri.

Diplomtik görüşmeler, elçilikler, antlaşmalar doğrudan doğruya roma senatosu yetkisi içindeydi; senato, öte yandan fethedilen ülkeleri teşkilatlandırır, eyaletleri denetler, bu eyaletlere her yıl magistratuslar tayin ederdi. Senatonun nispi istikrarıyla birlikte magistratus’luğun yıllık oluşu, senatonun nüfuzunu daha arttırıyordu.

Ancak, krallığın düşüşü, senatoya Roma’nın sahibi olmak ve yüzyıllar boyunca kendi oligarşik rejiminin esasını kurmak imkanını nasıl sağlamışsa, cumhuriyetin sonunda da, Sezar’ın saldırıları karşısında, senato nüfuzunu kaybetti ve boyun eğme yolunu tuttu. Nihayet imparatorlukla senatonun nüfuzu tamamıyla kayboldu.

Roma senatosu tarafından prens ve augustus ilan edilen imparatorların ilki bütün devlet gücünün kendi elinde olduğunu senatoya hissettirdi; yeni senatörler, yalnız prensin tavsiyesiyle albüm’ a yazılabiliyoriardı.

Bundan başka, bir senato kararı eski nobilitas’ı resmileştiriyor ve düzenliyordu. Bu karar nobilitas’a önemli bir vergi yüklüyor, fakat bütün şeref imtiyazları koruyor ve az sonra bunlara clarissime unvanı ekleniyordu.

Nobilitas’a geleneksel magistratus’lukları bırakıyordu. Fakat bunların rolü çok defa senatörler yerine şövalyeler arasından seçilen imparatorluk memurları lehine hiçe indi.

Procuratio’lar ve senato eyaletlerinin yönetimi, senato emrine verildi; fakat, İtalyan senatörlere, imparatorun adlectio’su («seçme») sayesinde, İspanyol, galyalı ve afrikalı senatörler de katıldılar.

Senato, eyaletleri imparatorla bölüştü; aynı şekilde, geleneksel aerarium karşısında imparator fiscusu olmak üzere hazine de bölüşüldü. Senato sınıfı, süvari sınıfı lehine, fiilen etkisini kaybetti.

Senato, çeşitli birtakım yetkileri elinde tuttu. İmparatorla anlaşmazlığa düşmek ve bazen ona kafa tutabilmek için, rütbe verme hakkıyla magistratus’ların tayini ve büyük davalara bakma hakkı.

Bu yüzden imparatorluk tarihinde bocalamalar, kararsızlıklar oldu, imparator, bazen senatoyu kolluyor, ona saygı ve itibar gösteriyor ve görüşlerini hesaba katıyordu, bazen de belli belirsiz ortaya çıkan cumhuriyet fikri karşısında şahlanıyor ve bazen istemeye istemeye bir senato sınıfını sıkıştırıyordu.

Senato, bazı defa korkaklıkla aşağıdan alıyor, fakat çok defa içten içe imparatora, kin besliyordu. Böylece, eski tarihçiler, senatörlerin düşüncelerine uyarak, bazı imparatorlara birçok vasıf verdikleri halde, bazı imparatorları da haydut saymışlardır.

Değerini ve itibarını kaybeden senato, verasetle ilgili hiç bir kural bulunmaması yüzünden ortaya çıkan bunalımlardan faydalanamamış ve istikrarlı kalan tek kurum niteliğiyle ve muhafaza ettiği yüksek görünüşüyle şartlarını kabul ettirememiştir.

Diocletianus devrinde, gücünü kesin olarak kaybetmişti, kuramların ve imparatorluk coğrafyasının değişmesi, senatonun oynadığı rolün önemini ortadan kaldırdı.

Bununla beraber, XV. yy.a kadar, özellikle  XI. ve XII. yy.larda, Roma senatosu, soylular sınıfı olarak papalık Roma’sında, bazı defa papa seçimindeki etkisiyle, önemli bir rol aynamıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir