Rüsum Vergisi Nedir?

Rüsum Vergisi Nedir,(ar. resm’den rüsüm). Vergiler: Kapitülasyonların ve gümrük rüsumunu tezyit mecburiyetinin borçlanmızı ödeyemeyeceğimize sebep olacağını irae ve ispat ederek… (Atatürk).
Esk. Usuller, kurallar: Bilir haki Stanbul’dur rüsum-i şive vü nazı (Nabi).

Rüsumı Cülusiye

Tımar, zeamet ve diğer makam sahiplerinden cülus dolayısıyla alınan vergiler. (1754’te alınmaya başlanan bu vergiler sonradan kaldırıldı.)

Rüsumı emiriye, devlet adına alınan vergiler.

Rüsumı Müctemia

Osmanlılarda ülke içinde yapılan veya dışarıdan getirtilen rakı, şarap, şampanya ve benzeri içkilerden zecriye, refiye gibi çeşitli vergilerin ortak adı. (Bu vergi, Tanzimat fermanının ilanından sonra 1858 tarihli nizamnameyle belirlendi.Vergi, ülkede yapılan içkiler için yüzde 20, dışarıdan gelenler için tarifeye göre çeşitli ölçülerde almıyordu.

Rüsumı Müctemia nizamnamesi, 1861 tarihli Resmi Miri nizamnamesiyle ortadan kaldırıldı.)

Rüsumı reaya, reayadan alınan vergiler.

Rüsumı saydiye, av hayvanlarıyla kuşlarından alınan vergiler.

Rüsumı Serbestiye

Serbest tımarlarda tımar sahibi tarafından, arazi sahiplerinden alman vergiler. (Bunlar tımara verilen topraklarda yaşayanların işledikleri suçlardan dolayı ceza olarak alınan cürüm ve cinayet vergileri, evlenen kadınların kocalarından alınan arusane resimleri, köle ve cariye müjdelerinden alınan vergilerdir. Tımarlarla birlikte bu vergiler de kaldırıldı.)

Rüsumı sitte, devlet borcu karşılığı olarak Düyunu Ümumiye idaresine Yerilen devlet gelirlerinden altısı. (Bunlar ipek, tütün, balık avı, tuz, içki ve puldan alınan vergilerdi. Bu vergilerin toplanması işi, Rüsumı Sitte idaresi adı verilen alacaklı yabancı devlet temsilcilerinden meydana gelen kuruluşa verildi.)

Rüsumı Saydiye

Tanzimat’tan önce kara avlarının vergilerini tımar ve zeamet sahipleri alırdı. Eski kanunlar gereğince kasım ayı avlanma mevsimi olarak kabul edilmişti. Bu mevsimden sonra tımar arazisi içinde avlanan vaşak, zerdeva, tilki, sansar, kurt, çakal, ayı postlarından mahalli rayice göre değerinin onda birine eşit vergi alınırdı.

Deniz avları daha çok mukataa olarak mültezimlere verilirdi. Avlanan deniz hayvanlarıyla kuşların satış değerlerinin beşte biri oranında vergi alınırdı. Göllerle ırmakların saydiyesi, say di bahri (deniz avı) içerisindeydi.

Osmanlı devlet idaresinde herkes, tasarruf ettiği arazinin av hakkına da sahipti. Başkasını bölgeye sokmaz, isterse bu hakkı kiraya da verirdi. Sahiplerinin izni olmadan topraklarına girip avlananlardan para cezası alınırdı.

Tanzimat’ın ilanından sonra bu konuyla ilgili yeni nizamnameler hazırlandı. Son olarak İstanbul balıkhanesiyle ilgili nizamnamede (1882) ayrıca, buna aykırı hareket edenlerden ve kaçakçılardan alınacak para cezalan da gösterildi.

Bu nizamnamelerin yeterli olmadığı anlaşılınca avlama işleri için yine aynı tarihte Zabıtai Saydiye nizamnamesi hazırlandı. Daha iyi ve uygulaması kolay hükümleri içine alan bu nizamname, Osmanlı devletinin yıkılışına kadar yürürlükte kaldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir