Saf Nedir? Saf Ne Demek?

Saf Nedir,Saf Ne Demek,Sıra, dizi: Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı (Yahya Kemal). Ön safta savaşmak.

Saf-ûra, asker saflarını süsleyen. I! Saf-beste, sıra sıra dizBilimselş, sıralanmış,Saf-be-saf, dizi dizi.

Saf-şikaf, düşman saflarını yaran.

Saf-şiken, düşman saflarını bozan.

Saf-şikenan, düşman saflarını yırtan yiğitler, Saf-zen, düşman askerlerinin sıralarını vuran, cesur, yiğit.

Saff-ı düşmenan, düşmanların safı. Sıraya dizBilimselş düşman askerleri.

Saff-ı harb, savaşta sıraya dizBilimselş olan askerlerin tümü.

Saff-ı nial, pabuçluk, ayakkabılık.

Saff-ı nialde oturmak, kendini pek aşağı görerek ayakkabılığın bulunduğu yerde oturmak.

Saf bağlamak, sıralanmak, sıraya girmek: Sonra namazgahtan gür bir ezan sesi duyuldu. Kafileler köy köy çayırlıkta saf bağlamaya başladılar (Ş. S. Aydemir).

Saf düzmek, savaş hattı meydana getirmek.

Saf tutmak, sıraya geçmek.

Cemaatle kılınan namaz sırasında yan yana namaz kılanların meydana getirdiği sıra.

Saf seccadesi, cemaatle namaz kılmak için kullanılan bir seccade türü. (Üzerinde dört, beş, yedi ve daha fazla sayıda mihrap tasviri vardır. Bu seccade üzerine dizilen cemaatte herkes bir mihrap tasviri önünde durduğu için düz bir namaz safı meydana gelir.)

Saffı cemaat, saf halinde namaz kılanların meydana getirdiği sıraların her biri.
Eski Eski Türk evlerinde kapı önünde, oda döşemesinden 20 sm kadar alçak bir kısım bırakılır, buradan bir basamakla oda döşemesine çıkılırdı.

Bu kısma ayakkabılar, terlikler konulurdu. Genellikle tuğladan yapılan saff-ı nial, oda boyunca devam ederdi. Bu kısmın tavanı da oda tavanından ayrıydı ve parmaklık sütunlarla tavana bağlanırdı. Bugün de Anadolu’nun birçok bölgesindeki evlerde bu kısım vardır.

Saffeyn.iki sıra.Savaşta karşılaşan iki tarafın safları.

Saf saf zf. ve sıf. Dizi dizi, sıra sıra: Kadrini seng-i musallada bilüp ey Baki / Durup el bağlayalar karşuna yaran saf saf (Baki).

SAF

(ar. şafvet ve şafa>’dan şaft > saf). [Maddi ve manevi şeyler için] Temiz, katıksız, an: Saf alkol.
Kurnazlık düşünemeyen, kolay aldatılan: Saf, temiz kalpli bu kızcağızı, nasıl aldatacağım? diye düşünmeye başladı (S. Kocagöz). O da rahmetli ninemden daha safmış be canım! (M. A. Ersoy).
Saf kan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir