Safra Nedir,Nasıl Oluşur

Safra Nedir Nasıl Oluşur  Karaciğerin salgıladığı yeşil renkli acı sıvı. , bölümü.) Eşanl.

Safra kesesi, karaciğerin üzerinde bulunan ve safrayı biriktiren kese.

Safra yapımı, karaciğerde safra oluşmasıyla sonuçlanan dokusal ve fizyolojik süreçlerin tümü.

Safra bastırmak, açlığını giderecek kadar az bir şey yemek: Şu köpeği zincire vurayım, azıcık da safra bastırayım, bir şoför durdurup muayene ettireceğim (R. H. Karay).

Safrası kabarmak (veya bulanmak), midesi bulanmak: Ne oluyorsunuz? Safranız mı kabarıyor? (Abdülhak Hamid).

Biyokimya

Safra asitleri, safrada bazı türevleri bulunan çeşitli asitler, özellikle glikokolik ve torokolik asitler. (Sidikte bulunan safra asitleriyle pigmentlerin incelenmesi sarılığın teşhis ve tedavisine imkan verir.)

Safra söktürücü, safra kesesinde ve karaciğer dışındaki safra kanallarında bulunan safranın bağırsağa akmasını sağlayan ilaçlara denir. (En fazla kullanılan safra söktürücüler, ayrı ayrı veya birarada verilebilen pepton ve magnezyum sülfattır.)

—Cerrahi. Safra kesesi ameliyatı, safra kesesinde oluşmuş taşları çıkarmak amacıyla yapılan cerrahi müdahale.

Eski tıp. Kara (veya sarı) safra, safra bezlerince salgılandığına, melankoli ve hipokondriye sebep olduğuna inanılan koyu ve acı sıvı.

Tıp. Hemoglobinürik safra humması, yuttuğu kininden dolayı sıtmalının vücudunda meydana gelen hemolitik belirti. (Tropikal ülkelerde görülen ağır bir hastalıktır; sarılık, kusma ve hemoglobinüriyle belirir, ateş yapar.)

Fizyoloji. Safra, karaciğerin salgıladığı akıcı, acı, sarı (hava ile karşılaşınca yeşilimsi olur), hafif alkali bir sıvıdır.

Yüzde 97’si sudan ibarettir.

İçinde, eriyik halinde çeşitli maddeler bulunur; bunlardan safra tuzları (sodyum glikokolat ve torokolat) ve safra boyaları (bilirübin ve biliverdin) sırf safraya has maddelerdir; ayrıca maden tuzları (klorür, fosfat, özellikle sodyum bikarbonat, potasyum, kalsiyum, magnezyum), çökeldiği zaman safra taşlarını meydana getiren kolesterol gibi maddeler de bulunur.

Karaciğer tarafından salgılanan safra, ya doğrudan doğruya ya da safra kesesinde bir süre kalıp bazı değişikliklere uğradıktan sonra, koledok kanalı yoluyla onikiparmak bağırsağına dökülür.

İçinde enzim bulunmadığından, safra tam anlamıyla bir sindirim özsuyu değildir, ama gene de sindirimde önemli rol oynar.

Pankreas öz suyuyla birlikte, mide kimüsünün asidini nötralize eder.

Bağırsaktaki sindirilecek maddelerin yüzey gerilimini azaltan safra tuzları sayesinde, yağ damlacıklarını ince emülsiyon haline getirerek bunların pankreas lipazıyla temas yüzeyini artırır.

Bu suretle lipazın etkimesini kolaylaştırır.

Öte yandan, safra kalsiyumun bağırsak tarafından emilmesini kolaylaştırır, bağırsağın peristaltik hareketlerini güçlendirir.

Bazı artıkların dışarıya atılmasında yararlı olur; ayrıca bağırsak florasının bakteriyolojik dengesinde önemli rol oynar.

— Eski tıp. Kara (veya sarı) safra kavramı Hippokrates’e dayanır.

Galenos bunu vücuttaki başlıca dört suyuktan biri sayardı.

Pek tabii olarak kimsenin görmediği bu sıvının varlığına ve etkisine XVII. yy.ın sonlarına kadar inanılmıştır.

Eski insanlar daimi hüzün ve kedere sebep olan sinir hastalıklarının bu sıvıdan ileri geldiğini söylerlerdi.

«Melankoli» kelimesi de bundan gelir (yun. melaina khole, kara safra).

Bir cevap yazın