Sahtekarlık Suçu

Sahtekarlık Nedir Sahtekar olma hali veya sahtekarca davranış, düzmecilik.

—Huk. Sahtekarlık suçu, bir memurun, göreviyle ilgili işlerde, resmi bir belge üzerinde silinti veya değişiklik yaparak anlam ve niteliğini değiştirmesi yahut bir resmi belge yerine uydurmasını koyması veya hiç aslı olmayan bir belge düzenlemesi.

—G. santl. Sahtekarlık, dürüst olmayan bir iştir ve pek çok çeşidi vardır: arkeoloji sahtekarlığı (kafatası, silah, çanak çömlek, gravür); sanat sahtekarlığı (tablo, desen, estamp, heykel, mobilya, işlenmiş maden, seramik, fildişi, kumaş,halı, dantel, mine, cam işleri, kitap ciltleri); edebiyat sahtekarlığı (el yazmaları, bir eserin ilk basımı, yazarının ölümünden sonra bulunmuş eserler).

Bu üç kategori medeni hukuku ilgilendirir.

Sahte, bir nesnenin kopyası, bir devrin üslûbunu ya da bir ustanın tekniğini, malzemesini taklit etmek olabilir.

Kopya, benzeti, parodi aslında hiç kınanacak bir şey değildir.

Ama, sözü edilen şeyin kendisi olmayan ve sahte olduğu bilindiği halde gerçekmiş gibi gösterilen bir malı satışa çıkarmak suçtur.

Mesela, amaçlan yalnız inceleme olan resim sanatçılarının yaptıkları kopyalar, ancak üstüne resmini kopya ettikleri ressamın adı konarak satışa çıkarılırsa suç unsuru olur.

Ayrıca, bir tablonun üzerindeki imzanın yerine başka imza koymağa da kimsenin hakkı yoktur.

Bu durum, yalnız imzaya has değildir ve resmin üzerine başka imza yerine herhangi bir damga, mühür v.b. basmak da suç sayılır.

Daha Roma imparatorluğu zamanında, meraklılarına satmak için yunan heykel ve sikkelerinin sahteleri yapılırdı.

Ortaçağda en çok, azizlerin ve din şehitlerinin kalıntıları, İsa’nın çarmıha gerildiği haçın veya kefeninin parçalan, tacının dikenleri gibi nesnelerin sahteleri yapılırdı.

Bu arada, bazı antlaşma belgelerinin veya tezhipli el yazmaların sahtelerini de unutmamak gerekir.

Rönesans devrinde ve XVII. yy.da, bazı antika eşyanın, sonra tabloların (özellikle Hieronymus Bosch ve Dürer’in), uzakdoğu eserlerinin sahteleri yapıldı.

XVIII. yy.da da ortaçağ keşişlerine mal edilen el yazmaları ortaya çıktı.

XIX. yy.da, David ve okulunun, Herculanum ve Pompei kazılarının, Winckelmann’ın teorilerinin, daha sonra da romantizmin etkisiyle bir gotik sanat eserleri merakı ortaya çıktı ve sahtekarlar bir altın çağ yaşadılar.

Sahtekarlığın tarihi, çağlar boyunca, zevklerin ve fikirlerin tarihine paralel olarak, hatta bazen onunla karışaırak gelişti.

Mesela Goethe, sözde James Macpherson tarafından bulunan ve çevrilen Ossian’ın şiirlerine hayran kalmıştı.

James Macpherson’un o devir edebiyatının gelişmesinde önemli bir ol oynadığı haklı olarak kabul edildi.

En çok yankı uyandıran sahtekarlık olayları

Edward Simpson’un, üzerine şekiller çizili tarihöncesi kemikleri ve yine onun eseri olan «Calaveras’ın kafatası» (1866).

1869’da Vrain-Lucas’ın Fransa Bilimler akademisinden Michel Charles’a sattığı yirmi yedi bin tarihi belge (Kleopatra, Lazare, Vercingetorix gibi kimselerin el yazıları).

Daubigny’nin (1883), Millet’nin (1891) olduğu öne sürülen sahte tablolar.

1896’da M.ö. III. yy.dan kalma olduğu öne sürülerek Louvre’a satılan, ama aslında kırımlı rus Ruşomovski’nin eseri olan Saitaphemes’in tacı; Delacrobc ve Corot’nun olduğu öne sürülen sahte tablolar (1903).

Glozel’de bulunan ve tarih öncesinden kalma olduğu öne sürülen eski eserler (1924).

İtalyan heykeltıraşı Dossena’nın eseri olan ve heykeltıraşın eski eser olduğunu öne sürerek 1927’de 30 milyon fransız frangına sattığı Sakat Minerva heykeli; Van Gogh’un, Utrillo’nun (1930-1950) olduğu öne sürülen sahte tablolar.

Van Meergeren’in sahte Vermeer tabloları (1937-1943) ve özellikle de Boysmans müzesinin aldığı Pelerins d’Emmaus tablosu (bazı kimseler, bu tablonun ve Glozel’de bulunan eski eserlerin gerçek olduğunu öne sürer).

XX. yy.da birçok ülkede, sahte eserleri bulmak ve sahtekarları kovuşturmak amacıyla polis teşkilatında özel servisler kuruldu.

Bazen uzmanların yetkisine de itiraz edildiği olur.

Bu kimselerin görevi kanunla düzenlenmiş değildir.

Uygulamada, ancak sahtekar ile suç ortaklığı ispat edilebilirse, uzman sorumlu tutulabilir.

Öte yandan, estetik ve tarih bilgisi de, bir sanat eserinin değerini ve sahte olmadığını anlamak için gerekli unsurları çoğu zaman yeterince sağlar.

Ayrıca, laboratuvar muayenesine de baş vurulur.

Bilimin ilerlemesiyle, araştırma araçları bugün çok gelişmiştir (Geiger sayacı, spektrografi, X ışınları, eletronik mikroskopla fotoğraf, boyaların kimyasal analizi, morötesi ışınlara tutmak, kızılaltı ışınla fotoğraf).

Bu konuda uzmanlaşmış laboratuvarlar arasında, Louvre ve Boston Güzel Sanatlar müzeleriyle, British museum’un laboratuvarı ve Oxford’daki Clarendon laboratory sayılabilir.

Bir cevap yazın