Sakarya Meydan Muharebesi

Sakarya Meydan Muharebesi Kurtuluş savaşı sırasında Türklerle Yunanlılar arasında yapılan meydan muharebesi (23 ağustos – 33 eylül 1921). İkinci İnönü muharebesini Yunanlılara ağır kayıplar verdirerek başarıyla sonuçlandıran türk ordusu, İnönü-Kütahya-Döğer hattında yeniden savunma düzenine geçti.

Yunanlılar, Anadolu’da kısa zamanda bir sonuç almak amacıyla üstün sayıdaki kuvvetlerini Türk ordusunun güney kanadına saldırıya geçirdiler (10 temmuz 1921).
Türk ordusu bir hafta süren yorucu savaşlardan sonra üstün yunan kuvvetlerinin kuşatıcı çemberinden sıyrıldı ve daha elverişli bir savunma için Sakarya ırmağının gerisine çekildi.

Bu çekiliş, Eskişehir’den Sakarya’ya kadar geniş bir alanın Yunanlıların eline geçmesine sebep oldu. Yunanlıların, eksiklerini tamamlamak için Eskişehir-Afyon hattında 25 gün beklemesi, türk ordusunun çekilmesini kolaylaştırdı ve Sakarya gibi pek elverişli bir mevzide savunma için hazırlanmak imkanını verdi.

Sakarya Meydan muharebesi bölgesi, Sakarya ırmağıyla bu akarsuya karışan Ankara çayı ve Ilıca dereleri arasında 100 km genişliğinde bir cephe hattını kapsıyordu.

Mevzinin ön hattından iç kısımlara doğru yükselen bu arazide savunmaya elverişli sırtlar bulunuyordu. Genellikle eğimli olan Sakarya mevzii, türk yedek kuvvetlerinin gereken bölgelere hızla yetişmesine imkan verecek durumdaydı.

Hattın önünde Sakarya ırmağı, sağ kanadında harekata zorluk gösteren engebeli arazi, güneydeyse Cihanbeyli ovası gibi çöl özelliği gösteren bir arazi, savunma yönünden yararlı engellerdi.

Türk ordusu Sakarya gerisine çekilmekle Ankara Ana İkmal üssüne yaklaştı ye ihtiyaçlarını daha kolaylıkla sağlamak imkanını buldu. Cepheye dikey Polatlı-Ankara demiryolunun da ulaştırma yönünden özel bir değeri vardı.

Yunanlıların Eskişehir-Seyitgazi-Afyon hattından Ankara yönünde ilerlemeleri halinde, Bursa ve İzmir’den 400-600 km’lik yolu aşarak ikmal yapmaları zorlaşacaktı.

Sakarya mevziinde, Garp cephesi birlikleri 25 temmuz 1921’den itibaren cephe kumandanlığının belirttiği savunma hatlarının tahkimine başladı.

Yunanlılar saldırıya geçtiği zaman Beylik köprü ve Kavuncu köprüsü doğusunda ve daha doğuya doğru bazı bölgelerde zayıf piyade siperleri meydana getirilebildi. Bu mevkiler muharebe başladıktan sonra basit ve zayıf sahra mevzileriyle tahkim ve takviye edildi.
İki tarafın da karşılıklı saldırılarla ilerleyebildikleri 20 km’lik alanda muharebe, genellikle açıkta ve bir boğuşma şeklinde oluyordu.

25 Temmuz 1921’den Sakarya muharebesinin başladığı 23 ağustos 1921’e kadar geçen dönemde en önemli olay, Büyük Millet meclisince Başkumandanlık kanununun kabul edBilimselş olmasıdır.

Bu görev 5 ağustos 1921’dc Atatürk’e verildi. Atatürk bu tarihten itibaren ordunun emir ve kumandasını üstüne aldı, millete ve orduya birer bildiri yayımladı.

Bu bildiride özellikle yunan ordusunun Anadolu’nun içinde yenilgiye uğratılması zamanı geldiğini söyledi ve bütün milletin, manevi ve maddi kuvvetini kullanarak vatanseverliğini göstermesini istedi, ilk iş olarak askerlik çağında olanlar silah altına alındı, cepheye sevkedildi ve er ihtiyacının tamamlanmasına çalışıldı. Genelkurmay başkanlığıyla, Milli Savunma bakanlığı, Başkumandanlık karargahını meydana getiriyordu.

Bu iki makamın ortak çalışması ve Başkumandanlığın öteki bakanlıklarla olan işlemlerinin yürütülmesi amacıyla karargahta ayrıca bir büro kuruldu.

Başkumandana, Türkiye Büyük Millet meclisinin bütün askeri yetkileri verildi.
Atatürk başkumandanlığı eline aldıktan sonra ordunun er ihtiyacından başka silah, ulaştırma araçları, yiyecek maddeleri, elbise ve öteki ordu malzemesi ihtiyacının sağlanması için gereken tedbirleri aldı.

Alınan tedbirlerin başta geleni «Tekalifi Milliye emirleri» («Halktan alınacak bütün vergilerle ilgili emirler») adı altında yapılan yayınlardır:

1. her ilçede «tekalifi milliye komisyonu» kuruldu ve bu komisyonların çalışmalarıyla elde edilenlerin ordunun çeşitli kısımlarına dağıtımı düzenlendi.

2. vatanda her hane, birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayarak bu komisyonlara verecekti.

3. tacirlerin ve halkın elindeki birçok giyecek maddesiyle yük hayvanları için gerekli eşyanın yüzde kırkma, bedeli sonradan ödenmek üzere, el konuyordu.

4. bazı yiyecek ve temizlik maddelerinin yüzde kırkı komisyonlar emrine verildi.

5. ordu ihtiyacı için alman ulaştırma araçlarından başka ahalinin elinde kalan ulaştırma araçlarıyla ayda bir defa olmak üzere ücret verilmeden 100 km’ye kadar askeri ulaştırmaya yardım edilecekti.

6. ordunun giyim ve iaşesine yarayan sahipsiz mallara el konuldu.

7. halkın elinde savaşta kullanılmaya elverişli silah ve cephanenin üç gün içinde komisyona teslimi istendi.

8. akaryakıt ve yağları, vazelin, otomobil, kamyon lastiği, çeşitli yağlar ve yapıştırma malzemesi, telefon makinesi, kablo, pil, çıplak tel ve benzeri malzeme, sülfürik asit stoklarının yüzde kırkının komisyonların emrine verilmesi emredildi.

9. demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç, araba yapanlar ve bunların imalathaneleriyle işyerlerinin iş hacmi, kasatura, kılıç, mızrak, eyer yapabilecek sanatkarların adları yazılarak miktar ve nitelikleri tespit ediliyordu.

10. halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabalarıyla kağnı arabalarının bütün donatım ve hayvanlarıyla birlikte binek ve top çeken hayvanlar, katır, deve, eşek miktarlarının yüzde yirmisine ordu noksanlarının ikmali için el konuyordu.

Bu emirlerin zamanında emniyetle yürütülmesine destek olmak üzere Ankara, Kastamonu, Samsun, Konya, Eskişehir bölgelerinde istiklal mahkemeleri kuruldu. Bu kararlarla türk ordusunun önemli ihtiyaçlarının bir kısmı sağlandı.

Ayrıca, Sakarya’da kesin sonuç alınacağı düşünülerek öteki cephelerden ve Merkez ordusundan bu savaşa yetişmesi mümkün olan birlikler hızla Sakarya’ya getirilmeye başlandı.

Güney cephesindeki 2. Kolordunun 5. ve 9. .Tümenleri muharebe başlamadan birkaç gün önce Akşehir üstünden ordunun sol kanadına alındı. Bu arada Merkez ordusundan da 18. Tümenle 47. ve 48. Piyade alayları alınarak cephe gerisinde Sincan-köy’e getirildi. Cepheden geriye doğru menzil hizmetleri de düzenlendi; Ankara’da hastahaneler hazırlandı.

Yunanlılar, Eskişehir-Kütahya muharebesinde aldıkları sonucu bir zafer sayıyorlar,Türk ordusunu son bir darbeyle yok ederek Ankara’yı ele geçirmek ve Sevr antlaşmasını Türkiye’ye daha ağır şartlarla kabul ettirmek istiyorlardı.

Bu sonuca varmak için de askeri harekatın devamında kesin zorunluluk görüyorlardı. Yunanlılar, Eskişehir ve Kütahya muharebesinden sonra Eskişehir bölgesindeki 25 günlük duraklama döneminde noksanlarını tamamlamağa çalışırken menzillerini de düzenlediler.

O zamana kadar Afyon-İzmir hattına dayanan ulaştırma hatlarına, Bursa-Eskişehir yolunu da kattılar. 14 Ağustos 1921’de asıl kuvvetleriyle Eskişehir-Seyit-gazi doğusundan Sakarya’ya doğru ileri harekete geçtiler.

Sakarya muharebesinde türk ordusunda 55 000 piyade tüfeği, 241 ağır makineli tüfek, 164 top vardı. Yunanlılar top ve piyade tüfeği yönünden de iki kat üstündüler.

Yunan ordusunun 6 000 hafif makineli tüfeğine karşılık türk ordusu bu önemli silahtan hemen bütünüyle yoksundu. Süvari üstünlüğü türk ordusundaydı. Sakarya doğusunda bulunan Türk ordusunun ileri sürülen örtme birlikleri Mihalıççık-Sanköy-Sivrihisar genel hattında bulunuyordu.

Yunanlılar esas muharebenin bu hatta yapılacağını sanıyorlardı. Bununla birlikte, Garp Cephesi kumandanlığı Yunanlıların 20 günden beri devam eden hava keşifleri ve istihbarat faaliyetine rağmen, gerçek amaç ve tertibatını gizlemişti.

Yunanlılar Mihalıççık-Sarıköy-Sivrihisar hattına vardıktan sonra gerçeği anladılar ve ondan sonra kendilerine zaman kaybettiren yeni bir düzenle Sakarya’ya doğru yürüdüler; Türk örtme birlikleri Sarıköy-Sivrihisar hattına varan yunan ordusunu oyalayarak Sakarya gerisine, asıl mevzilerine çekildi.

23 Ağustos 1921’de Sakarya mevzii önünde her iki taraf arasında çatışma başladı. Yunanlıların amacı Kütahya-Eskişehir muharebesinde olduğu gibi türk ordusunun sol kanadını geniş bir kuşatma çemberi içine alarak yok etmek ve güneyden en kısa yolla Ankara’ya varmaktı.

23 Ağustos 1921’de türk savunma hattı önünde saldırı düzenine giren Yunanlılar 24 ağustostan itibaren iki kolorduyla türk merkez sol kanadına, bir kolorduyla de Kavuncu köprüsü kuzeyinden saldırıya geçti; 24-25 ağustos’ta kanlı savaşlar oldu. Bazı mevziler birkaç defa el değiştirdi.

26 Ağustosta Yunanlılar, sağ kanattaki 2. Kolordularıyla kuşatma harekatına girişti ve Türk Garp cephesi birliklerinin merkez bölgesine de yüklendiler. Türk merkez bölgesi mevzileri Haymana yakınındaki Çal dağına doğru uzayan sırtlardaydı. Çal dağı ele geçerse türk ordusu yarılmış olacaktı.

27, 28 ve 29 ağustosta savaşlar bütün şiddetiyle devam etti. 30-31 Ağustosta Yunanlılar sol kanattaki Türk Birinci grubu karşısında kuşatmayı başaramadıkları için, cephenin önemli parçası olan merkez kısmını yarmağa çalıştılar ve Çal dağını ele geçirdiler. Başkumandanlık, bölgenin öneminden dolayı iki tümenlik Çal grubunu kurdu ve karşı saldırıyla Çal dağını geri aldı.

Yapılan yunan karşı saldırısıyla dağın hakim noktası tekrar Yunanlıların eline geçti. Türk birlikleri dağın doğu eteğinde tutundu ve yunan saldırısı durduruldu.

31 Ağustos akşamı bütün cephede yunan ordusunun saldırı hızında bir gerileme görüldü. Türk ordusunu ağır yenilgiye uğratmak için uygulanan planın başarıya ulaşamadığı bütün cephe boyunca saldırının zayıflamış olmasından anlaşıldı.

Bu başarının başlıca sebepleri, türk ordusunun daha harekatın başında yunan harekatının hedef ve amacım doğrulukla tahmin etmesi, Garp cephesi birliklerinin buna göre düzenlenmiş olması, sol kanattaki yunan kuşatmasının cephe muharebesine çevrilmesi ve başkumandanlık emrindeki yedeklerin harekatıyla Yunanlıların girme ve yarma yaptığı cephe hatlarının tıkanmasıydı.

31 Ağustostan 7 eylüle kadar bütün cephelerde saldırılar eski hızını kaybetti, 7 eylülden itibaren de Yunanlılar sol kanattan kuvvetlerini çekmeye başladı. Türk Uçakları günde birkaç uçuş yaparak grupların çekilme yönlerini takip etti.

10 Eylülde türk sağ kanadının Polatlı bölgesindeki mürettep kolordusu 15., 23., ve 57. Tümenlerle takviye edilerek Beylik köprü doğrultusundan karşı saldırıya geçti. Dua tepe ele geçirildi, bu bölgedeki yunan kuvvetleri geri püskürtüldü, aynı zamanda merkez ve sol kanatta da türk saldırıları başladı.

12-13 eylül gecesi Sakarya doğusundaki arazi Yunanlılardan geri alındı.
Yunanlılar Sakarya batısından Eskişehir’e doğru çekilirken türk süvarileri yunan ordusunun yanlarına, gerilerine ve içlerine girerek kayıplar verdirdiler

. Zamanın darlığından dolayı muharebe başlamadan önce ordunun eksikleri tamamlanamadığı için, yunan ordusunun Sakarya’dan çekilişinde tam bir takip yapılamadı.

Sakarya muharebesinde türk ordusunun ikmal, beslenme ve sağlık hizmetleri, içinde bulunulan şartlara göre iyi yapıldı.

Askere muharebe sırasında düzenli olarak sıcak yemek verildi. Hafif yaralanan subay te erler yaralan sarıldıktan sonra kıtalarına gönderildiler ve bunların tedavilerine buralarda devam edildi. Sakarya’da yara almayan piyade subayı çok azdır.

Bir kısım piyade ve makineli tüfek bölük kumandanları yedek piyade üsteğmenleriydi. Sakarya’da en büyük zorluklardan biri de hava gücünün yetersizliğiydi, iki tayyareyle günde iki üç defa uçuş yapılmış ve böylece yunan ordusunun durumu izlenmişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir