Samiriye

Samiriye Esk. coğ. Filistin’de şehir, İsrail krallığının başkenti, Şekem’in kuzeybatısındaki bir tepede. Omri’nin M.ö. 880’de başkent olarak seçtiği Samiriye sağlam bir şekilde tahkim edildi ve Ahab (M.ö. 845’e doğr.) ile Yoram (M.ö. 845’e doğr.) zamanında Şam krallarına direndi; Salmanasar V’in üç yıl kuşattığı şehir, ancak Sargon II’nin hücumlarından sonra düştü (M.ö. 724-721), istihkamlar yıkıldı ve halkın büyük kısmı Media sınırlarına süıüldü.

Asurluların Samiriye’ye yabancı kolonlar yerleştirilmesinden ileri gelen karışım sonunda Şamiliydiler ırkı ortaya çıktı. Babillilerin üstünlüklerini kabul ettirmeleriyle Sameriye önce Mezopotamya’nın, sonra Akamanışların !Hakimiyetine boyun eğdi; sürgünlerin Kudüs’e dönmesi üzerine, Samiriyelilerle, geri gelenler arasında, Isa zamanına kadar süren bir düşmanlık başladı.

M.ö. 331’de İskender işgal ettiği şehre bir Makedonya kolonisi yerleştirdi. M.ö. 108’de Hyrkan 1 şehre hücum ederek tekrar. yıktı. Şehri kalkındıran Büyük Herodes (M.ö. 27), büyük ve güzel anıtlar inşa ettirerek Roma imparatorunun şerefine şehre yunanca Sebaste (Augustus) adını verdi.

Septimus Severus’un bir koloni yerleştirmesiyle Samiriye hepsi pagan olan bir emekli askerler şehri haline geldi. Sonra komşusu Şekem lehine geriledi. 529’da ayaklanan Samiriyeliler, hıristiyanları öldürünce, ordu tarafından kılıçtan geçirildiler; soylarından gelenler sinagogları ve hahambaşları çevresinde toplanmata devam ettiler ve yahudi ayin usulleriyle Tevrat’ın ilk beş kitabını kapsayan kutsal kitaplarına bağlı kaldılar. Şehir bugünkü Sibestiyye’nin (Ürdün) yakınındaydı.

Arkeoloji

Samiriye’nin yerinde Amerikalılar 1908-1910 ve 1931-1935 arası kazılar yaptılar. Buluntular tarihi bilgileri doğruladı: M.ö. IX. yy.dan kalma bir akropolis önce bir surla, sonra kraliyet semtini hisar haline getiren Ahab’ın oğlu Omri’nin yaptırdığı ikinci bir surla çevrBilimselştir. O devirden ayrıca fenike üslûbunda birçok güzel fildişi kalmıştır; Yukarı Suriye’de, Aslantaş’ta ve Asur’da, Hemmud’da bulunanlara benzeyen bu parçalarda komşu halkların etkileri görülür.

Yunan tarzında yuvarlak kuleli bir savunma sisteminin (M.ö. IV.-III. yy.) daha sonraları, Selefkilerle Makkabilet arasındaki çarpışmada önemli rol oynadığı sanılır. Roma imparatorluğu zamanından, sütunlu bir sokak, bir forum, dor üslûbunda bir stadyum ve bir Augustus tapınağı kalmıştır. Bu binalardan çoğunun Herodes’ten sonra M.S. II.-III. yy. arasında yapıldığı tahmin edilir. Fildişlerinden başka, M.ö. VIII. yy.dan kalma, pişmiş toprak parçaları üzerine fenike harfleriyle yazılmış ibranice yazıtlar ortaya çıkarıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir