Samsun Tarihi

Samsun Tarihi Plinius’a göre, Amisos, Küçük Asya’nın kuzeyinde Pontos bölgesinde aynı adı taşımakta olan körfezde yer alan bir kıyı şehriydi.

Şehir Kızılırmak (Halys) ve Yeşilırmak (İris) nehirlerinin Karadeniz’e döküldüğü yerin arasında, deniz kenarında, akropolis olarak kullanılan bir tepe yakınındaydı.

Açık bir liman görünümünde olan şehir, gerek hinterlandıyla ilişkisinin elverişli durumu, gerekse Sinop (Sinope) ile Trabzon (Trapezus) limanlan arasında kullanışlı tek liman olması sebebiyle, Eskiçağda önemli bir yer tuttu.

Theopompos, şehrin ilk defa Miletoslular tarafından kurulduğunu, sonraları da bir Kappadokia prensinin başkanlığı altında iskan edildiğini ileri sürer.

Yine aynı yazara göre şehir M. ö. V. yy.da üçüncü defa.

Ameinokles kumandasındaki Atinalılar tarafından iskan edildi.

Şehrin Atinalıların eline geçmesinden sonra adı Peiraia olarak değiştirildi.

Samsun, M.ö. 370’e doğru Perelerin eline geçti, IV. yy.ın sonlarına doğru eski adını aldı.

Büyük İskender şehre bağımsızlığım geri verdi.

M. Ö. III.yy.da Pontos krallığı kurulunca Pontos krallarının hakimiyeti altına girdi.

Mithridates Eupator Sinop’un yanı sıra Samsun’u da kraliyet şehri yaptı ve ayrıca şehre kendi adından Eupatoria adını taşıyan yeni bir şehir kesimi ilave etti.

M. ö. I. yy.da Mithridates ile Romalıların savaşları sırasında adı çok sık geçer.

Romalı kumandan Lucullus tarafından ele geçirilen şehir yeniden imar edilerek eski haline sokuldu.

Lucullus’tan sonra Pharnakes’in eline geçti; Zile (Zela) savaşından sonra Sezar tarafından bağımsızlığı geri verildi (M.ö. 47).

Strabon devrinde şehrin Çarşamba (Themiskyra) ile Fatsa’yı da (Sidene) içine alan verimli bir bölgeye sahip olduğu bilinir.

Bizans devrindeyse Amisos bir Piskoposluk şehriydi.

Şehirde bugün eski devirlere ait kalıntılar hemen hemen yok gibidir.

Yalnız çok sayıda önemsiz yazıt ve sikke ele geçirBilimselştir.

Bu sikkeler, imparator Tiberius’tan Saloninus’a kadar olan devreyi içine alır.

İslam ordularının Anadolu içlerine yaptığı akınlar sonunda Malatya emiri Ömer bin Abdullah el-Akta kumandasında bir ordu Samsun’u yağma ve tahrip etti (863).

Bu tarihten başlayarak Türkler tarafından fethine kadar Samsun, müslümanların herhangi bir akınına maruz kalmadı ve yine bir ticaret merkezi olarak önemini koruyabildi.

Anadolu’nun Türkler tarafından alınmasından sonra Danişmentoğulları bu bölgeye alanlar yaptılarsa da Samsun’u atamadılar.

Şehir Anadolu Selçuklu sultanı Kılıç Arslan II devrinde Selçuklu hakimiyetine geçti.

Kılıç Arslan II, ülkesini 11 oğlu arasında taksim ettiği zaman Samsun, Rükneddin Süleyman Şahın payına düştü.

Bundan sonra İslam kaynaklarına şehrin adı Samsun olarak girdi.

Samsun, Selçukluların hakimiyetinde olmasına rağmen, şehrin eski müstahkem kısmı daha uzun süre Bizans ve Cenevizlilerin elinde kaldı.

Bu kısma bugün bile «kara Samsun» veya «kafir Samsun» denir.

Türk hakimiyet devresinde de Anadolu’yu Kırım’a bağlayan ticaret merkeziydi.

İstanbul’un 1204’te Latinler tarafından alınması üzerine Samsun’un hıris-tiyanlar elinde olan kısmı İznik Rum imparatorlarına bağlı kaldı.

Bir ara Trabzon Rum imparatorluğu tarafından kuşatıldıysa da alınamadı.

Samsun’un bir kısmı Selçuklulardan sonra İlhanlıların, hıristiyan kısmı da Cenevizlilerin eline geçti.

XIV. yy. sonlarında Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlılar tarafından alındı.

Ankara savaşında Yıldırım Bayezid’in yenilmesi üzerine Timur’un orduları bu bölgeyi de yağma ve tahrip etti.

Bir süre Yıldırım’ın oğlu Emir Süleyman’ın elinde kaldı ve 1419 yılında da İsfendiyaroğlu Hızır Beyin idaresine girdiç.

Fakat kısa bir süre sonra Çelebi Sultan Mehmed devrinde tekrar osmanlı yönetimine geçti.

1425’te hıristiyanlar kendi ellerinde bulunan kısmı ateşe vererek bölgeyi terk ettiler.

Osmanlı hakimiyeti devrinde Samsun ticari bakımdan eski önemini kaybederek küçük bir iskele oldu.

Buraya uğrayan seyyahlar Samsun’dan küçük bir kasaba olarak bahsederler.

Bazen deniz yoluyla gelen Kazakların saldırısına maruz kalan Samsun, XVIII. ve XIX. yy.larda bazı isyanlara da sahne oldu.

XIX. yy. sonlarına doğru Karadeniz’de buharlı gemilerin işlemesi ve Bafra ovasında tütüncülüğün gelişmesi Samsun’un ticari bakımdan yeniden önem kazanmasına sebep oldu.

Tekrar iç Anadolu’nun liman şehri haline gelen Samsun’un nüfusu da günden güne arttı.

1869’daki bir yangında büyük bir kısmı yandı.

Fransa’dan getirilen bir mimarın planı üzerine yeniden kuruldu.

Birinci Dünya savaşında dört defa Ruslar tarafından topa tutuldu (1915).

Mondros mütarekesinin imzalanmasından sonra şehir İngilizlerin işgaline uğradı.

Samsun’un milli tarihi bakımından en önemli tarafı 19 mayıs 1919 yılında Atatürk’ün buraya ayak basması ve Milli Mücadeleyi resmen başlatmış olmasıdı

Samsun Tarihi Eserleri

Samsun’da eski devirlere ait önemli eser yoktur.

Bugün şehirde görülen eserler, İlhanlı, Candaroğulları ve Osmanlı devirlerine ait sade yapılardır.

Camiler ve mescitler

Yalı (veya Hoca hayrettin) camii, Buğday pazarında, Sadık bin Abdullah tarafından yaptırıldı (1312).

Kare planlı yapının üzerini sekizgen bir kasnak üzerine oturan tromplu bir kubbe örter.

Daha önce kurşunla kaplı olan kubbenin üzeri bugün kiremitle örtülmüştür.

Binanın duvarlarında bir sıra kesme taş, üç sıra yatay tuğladan meydana gelen bir taş işçiliği görülür.

Caminin kuzey tarafına sonradan bir son cemaat yeri eklenmiştir.

Silindir biçimindeki minare, dikdörtgen bir kaide üzerinde yükselir.

Minare kaidesinde de binanın duvarlarında görülen taş işçiliği vardır.

Üç yüzlü olan mihrap alçıdandır.

Mihrap nişi dikdörtgen bir çerçeve içindedir; üst kısmında mukarnaslar, köşelerde süs sütuncukları yer alır.

Mimber ahşap ve dekorsuzdur.

Hacı hatun camii

Saat hane meydanı yakınında, Hatice oğlu İbrahim tarafından hayrat olarak yaptırıldı (1694).

Kare planlı tek kubbeli bir yapıdır.

” Sekizgen bir Kasnak üzerine oturan, basık görünüşlü kubbe tuğladan yapılmıştır.

iç kısımda kubbe tromplara oturur.

Bir cevap yazın