Sanatta Çıplaklık

Sanatta Çıplaklık Göğüs ve kalçalar ile çoğalma organı fazlasıyla belirtilmiştir (Lespugue Ve nüsü). İnsanları çıplak olarak temsil eden heykel veya heykelcikler ilkel veya eski medeniyetlerin hepsinde vardır.

Anadolu’da çıplak tasvirlere Neolitik devirden itibaren rastlanır, özellikle Hacılar’da bulunan ana tanrıça figürinleri ilgi çekicidir.

Çeşitli pozisyonlarda tasvir edilmiştir. Diğer yerlerde bulunanlara nazaran natüralist bir tarzda işlenmiştir (oturan, yatan, doğuran, çiftleşen v.b.). Hacılar ve Çatalhöyük figürinlerı bu devrin en zengin örnekleridir (Ankara Arkeoloji müzesi).

Mısır’da çıplak. genellikle biçimleri ve davranışları soyutlaştırarak idealleştirir. Bazen buna uymayan, daha gerçekçi bir tarzda şekil verilmiş eserlere de rastlanır (Şeyh el-Beled, Kahire müzesi).

Asur sanatında anatomi daha çözümleyici bir nitelik gösterir (kaslar sistemi). Yunan sanatında insan vücudu yavaş yavaş sanatın asıl ilkesi oldu.

Çıplak erkek vücudu en eski devirden beri vardır ve azar azar evrimlenmiştir .dizisi). Palaistra adını verdikleri güreş alanlarında dinlenme ve hareket halindeki vücutlar üzerinde yapılan gözlemlerle anatomi bilgisinin ilerlemesi heykelcilikte etkisini gösterdi.

Bunun sonucu olarak V. ve IV. yy.da Phidias, Polykleitos. Skopas ve Lysippos insan vücudunun orantılarının kurallarını tespit ettiler.

Bu orantı kuralları, örnek değerleriyle heykelcilerin modellerini kusursuz biçimde kahramanlar olarak gösterir. Kadın vücudu ise, birkaç örnek dışta kalmak üzere. Praksİteles devrinden önce tam çıplak olarak gözükmez.

Helenistik çağ, çıplak erkek vücudunu işlemekle gerçekçiliğe varmak için gittikçe artan bir çaba gösterdi (bu bazen bir çeşit şekilciliğe kadar varır [Farnese Heraklesi]).

Halbuki Venüs daha ince, daha soyunuk. cinsi duygulara daha çok seslenir niteliktedir. Kyrene Ajroditi ve Uyuyan Hermafrodit’te’ olduğu gibi. Asya usulü özelliği taşıyan Barberini Faunası da aynı eğilim sonucu doğdu.

Bununla beraber, tenden gelen duygulara düşkünlük, Batıda hiç bir zaman hint sanatında çok rastlandığı gibi (Apsaras) şehvet derecesine ulaşmadı. Bu devir anadolu sanatında görülen çıplak tasvirler yunan ve roma sanatına nazaran daha üstündür.

Bergama ve Apferodisias heykelcikleri üslûbundaki Anadolu’ya has özellikler roma sanatına tesir etmiştir (Antoninler devri üslûbu).

Çok zengin olan Anadolu örneklerinde çıplaklığın işlenişi çok daha canlı ve doğaldır, soğuk ve şekilci görünüm yoktur. (İstanbul Arkeoloji müzesi, Aphrodisias ve Side müzeleri v.b.) Hıristiyanlık payenlerin çıplaklığını yasakladı.

Başlangıçta, İsa haçın üstünde ya bir eoiobium (Suriyelilerin giydiği bir gömlek) veya bir subligaculum (Roma’da çıplaklığı Örten bir çeşit küçük örtü) örtünmüş olarak tasvir edildi.

Bu örtü, Rönesans çağında bol bir kuşağa çevrilir. Hattâ Michelangelo (Minerveisası) ve B. Cellini (Escorial Haçı) bunu da kaldırmayı göze alarak tepkilere yol açtılar.

Romalılar çağında çıplaklara az (Cennetten Kovulan Adem ve Havva), gotik sanatta ise daha sık rastlanır (Paris Notre-Dame katedralindeki Adem, Cluny müzesinde; Bourges’da Âhiret Günü’ndekî lânetliler).

Van Eyck, Van der Weyden, Van der Goes gibi büyük flaman ustaları gotik sanatın kalkık ve küçük göğüslü, şişkin karınlı ve uzun ince bacaklı çıplak kadın tipini yarattılar.

İtalya’da Pollaiolo, Signorelli, Masolino, Masaccio, Botticelli, Pisanello gibi sanatçılar eskiçağ sanatından yararlandılar ve bu sanat aracılığıyla canlı model üzerinde çalışmaya yöneldiler.

Rönesansm büyük ustaları çıplaklarına durgun bir dolgunluk verdiler (Giorgione, Tiziano, Michelangelo, Tintoretto, Dürer).

Bunların cinsi niteliği Correggio ile daha da belirginleşti ve tutum Parmigianino’da cinselliğe, giderek yapmacıklığa özenen sanatçılara ve Fontainebleau okuluna ulaştı.

Tiziano’nun etkisi XVII. /yy.da Jacques Blanchard ve Poussin’de, Rubens’in flamanlara has zenginliğinde ve Velasquez’in inceliginde (Aynalı Venüs, National gallery. Londra) ağır hasar.

Rembrandt’ın çıplaklarına ayrı bir yer vermek gerekir. Bunlarda modelin özel anatomisi içtenlik dolu bir yumuşaklıkla verilmiştir.

Çıplak XVIII. yy.da da sanatçıların en çok işlediği tür oldu: Watteau’nun, Boucher’nin veya Fragonard’ın soyunukları, Houdon’un anatomi araştırmaları. Uzanmış Venüs temasına daha sonra Goya, Ingres ve Manet de eğildi.

XIX. yy.ın bütün ustaları çıplak üstüne çalıştılar: Prud’hon, Gericault, Chasseriau, Delacroix, Corot, Courbet. Degas, Toulouse-Lautrec ve Bonnard gibi süslenen kadınları canlandırdı.

Renoir, tenin göz kamaştıran parlaklığını İşledi. Eskiçağın çıplaklarını neo-klasikler soğuk heykellerinde sürdürdüler. Rodİn, Carpeaux ve Maillol ise heykel dalma canlı bir sıcaklık getirdi.

Resim dalında, Cezanne, Gauguin, Suzanne Valadon, Matîsse, Modigliani, Pİcasso, Dufy, Dunoyer de Segonzac, La Fresnaye, Pascin, Gromaire, Van Dongen ve Friesz’ı sayalım. Bu arada kübizm akımı geleneksel çıplağın estetik ilkelerini altüst etti (Picasso, Avignon’lu Kızlar).

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir