Şap Hastalığı

Şap Hastalığı Avrupa, Asya, Afrika ve Güney Amerika’nın büyük bir bölümünde, başta sığır, koyun, keçi ve domuz olmak üzere bütün çifttoynaklı hayvanlarda görülen bulaşıcı virüs hastalığı.Genel olarak şap hastalığı’nın insana da geçtiği kabul edilir. Bulaşma dış (hastalıklı hayvanlara dokunma) ve iç (hastalıklı ineklerin sütünü içme) yolla olur.

Belirtiler (ateş, baş ağrısı v.b.) herhangi bir intanınkilerden farksızdır. İnsanda ayrıca ağız ve gırtlak bölgesinde, hatta daha derinlerde aftlı yaralar meydana gelir.

Korunmak için sütleri kaynatıp içmek, hastalıklı hayvanlara dokunmamak gerekir. Hastalık her zaman tam bir iyileşme ile son bulur, bazen bu iyileşme gecikir.

Şap hastalığı ateşle başlar; daha sonra ağız mukozasında, tırnak aralarında ve meme üstünde kesecikli döküntüler belirir. ölüm oranı düşüktür. Hastalığın sakıncası ârıza bırakmasındadır.

Hastalıktan sonra piyojen iltihaplar, süt azalması, şap astması, genel durumda bozulma görülebilir. Pahalı oluşu yüzünden hastalık önleyici aşı bir ülkedeki bütün hayvanlara birden uygulanamaz.

İntan kaynağı zayıfsa, kaynak etrafında bir aşı çemberi kurmak yeterlidir; ama kaynak kuvvetliyse çember barajları hastalığı önlemeye yetmez. En iyi korunma çaresi sağlık tedbirleri almaktır.

Şap Hastalığının Tedavisi

Özellikle sağlam hayvanlarla hastalıklı hayvanlar arasında dolaylı veya dolaysız bütün ilişkileri kesmek gerektir (hastalığı hemen haber vermek, hasta hayvanları kesin olarak ayırmak, hayvan alışverişini, fuar, pazar ve panayırları yasak etmek).

Salgının görüldüğü bölgede hastalığa yakalanmış hayvanları derhal ve sistemli olarak yok etmelidir; en iyi korunma yolu budur; bu usulü uygulayan çeşitli ülkelerde şap hastalığı artık görülmez olmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir