Selahaddin Eyyubi Kimdir? Hayatı

Selahaddin Eyyubi Kimdir,Hayatı Eyyubiler devletinin kurucusu (Tekrit [Irak] 1138 – Şam 1193). Emir Necmeddin Eyyub’un oğlu. Babası, Musul atabeki Nureddin Mahmud bin Zengi tarafmdan Baalbek valisi tayin edildi. Kardeşleri gibi Salahaddin de bu şehirde yetişti.

Nureddin 1154’te Şam’ı ele geçirdiği zaman Salahaddin, Nureddin’in sarayına geldi ve onunla Mısır seferine katıldı; sonra Nureddin’in veziri Şirkûh ile Kudüs kralı Amaury I’e karşı sefere çıktı.

Salahaddin’in tavsiyeleri sayesinde Kudüs kralı yenildi. Şirkûh Yukarı Mısır’a vergi toplamaya giderken kuvvetlerinin yarısının başında Salahaddin’i bıraktı. Bu, Salahaddin’in ilk kumandanlığıydı.

Bu sırada Amaury I, İskenderiye’de bulunan Salahaddin’e saldırdı. Franklara karşı zor durumda kalan Salahaddin, Şirkûh’u yardıma çağırdı. Şirkûh, Kudüs kralıyle bir barış antlaşması yaptı (1167) ve Salahaddin ile Suriye’ye döndü. Kudüs kralı barış şartlarına uymadı ve Bilbis’i kuşatarak ele geçirdi (1168).

Buradan Kahire üstüne yöneldi. Fatımi halifesi Adid’in, Nureddin’den yardım istemesi üzerine Şirkûh ve Salahaddin oraya gittiler. Amaury, Şirkûh’u durduramadı. Amaury ile işbirliği yapan halifenin veziri Şaver, Salahaddin tarafından idam edildi. Adid, Şirkûh’u kendine vezir yaptıysa da Şirkûh iki ay sonra öldü.

Halife de davranışlarından hoşlandığı Salahaddin’i, «el Melik ün Nasır» unvanıyle vezir tayin etti. Nureddin’e bir tebrikname gönderdi ve kendisini aynı zamanda Suriye kumandanı olarak tanıdı. Salahaddin’in, halifenin veziri olarak kuvvet kazanması, zenci muhafızların ve şiilerin muhalefetine sebep oldu.

Kahire’de zenci muhafızlar isyan etti. Salahaddin isyanı bastırmak için zenci askerlerin kışlalarını ateşe verdi. Gize (Cize) şehrine sığınan asileri ortadan kaldırdı.

Salahaddin’in Mısır’a hakim olması haçlılarda Kudüs’ün islamların eline geçeceği endişesini uyandırdı. Fransa’ya, Almanya’ya, İngiltere’ye ve Bizans imparatorluğuna elçiler gönderdiler.

Bizans’tan ve Güney İtalya’dan yardımcı kuvvetler geldi. Bizanslılar ve Franklar önce Dimyat’ı ele geçirerek Kahire üstüne yürümeyi kararlaştırdılar. Salahaddin, Nureddin’den yardım istedi. Dimyat şehrinin müdafileri kendilerini kuşatan bızans ve frank kuvvetlerine başarıyla karşı koydular.

Bu durumda Kudüs kralı Amaury, Salahaddin ile barış yapmayı uygun buldu (1170). Ertesi yıl Salahaddin, Filistin’e bir akın yaparak Remle ve Askalan şehirlerine kadar ilerledi. Kızıldeniz kıyısındaki Ayla limanını ele geçirdi.

1172’de Mısır’da hutbeler abbasi halifesinin adına okutulmağa başlandı. Bir süre sonra da fatımi halifesi Adid öldü. Salahaddin Mısır’ın tek hakimi oldu. Bu olaydan sonra Salahaddin ile Nureddin’in arası açılmaya başladı. Nureddin, Salahaddin’i Mısır’da bağımsız bir durumda görüyordu.

Salahaddin Mısır-Filistin yolunun güvenliği bakımından Şevbek ve Kerak kalelerini kuşatılmasını Nureddin’e teklif ettiyse de, sonradan hayatını emniyette görmediğinden Nureddin’in yanına gitmedi.

Buna son derece hiddetlenen Nureddin, Salahaddin’e karşı kuvvet topladı fakat aynı yıl içinde öldü. Salahaddin bu suretle büyük bir rakipten kurtularak kendi iktidarını serbestçe geliştirmek fırsatını buldu.

Nureddin’in 11 yaşındaki oğlu Salih İsmail’i onun’ halefi olarak tanıdı. 1174 Yılı sonunda kuvvetli bir donanma ile İskenderiye önlerine gelen Normanlara karşı savaştı. Normanlar karaya asker çıkardılarsa da 3 gün içinde yenildiler.

Normanların hemen hepsi öldürüldü. Salahaddin büyük ganimetler elde etti. Bu arada rakiplerinden olan Kudüs kralı Amaury de öldü. Salahaddin iktidarını tehlikesizce sürdürecek bir ortama kavuştu. Suriye emirleri tarafından Şam’a çağırıldı.

Suriye o yıllarda birlik halinde değildi. Salahaddin, Nureddin’in oğlu Salih İsmail’e bağlı olmasına rağmen, kendi güvenliği bakımından Suriye’yi ele geçirmeye karar verdi, önce İsmail’i emirlerine karşı korumak ve onlardan kurtarmak için mücadeleye girişti.

Hama, Humus, Baalbek ve Halep emirleri Salahaddin’e karşı direndiler. İsmail’in amcası büyük bir ordu ile Salahaddin’e karşı çıktı.

Bundan sonra Salahaddin bağımsızlığını ilan ederek hutbede kendi adını okutmağa başladı. Rakiplerini Hama’da kesin bir yenilgiye uğrattı. Salahaddin galip gelmesine rağmen, Halep şehrini kendi için tehlikeli görmediği Salih İsmail’e bıraktı.

Hama, Humus ve Baalbek’i akrabalarının yönetimine verdi. 1175’te Salahaddin’in isteği üzerine halife onun Mısır, Yemen, Filistin ve Orta Suriye’deki hakimiyetini onayladı. Sultan unvanını hiç kullanmamasına rağmen ona, Sultanü’l İslam ve’l müslimin unvanı verildi.

Salahaddin ile Zengi’lerin savaşları 1176’da barışla sonuçlandı. Yapılan barış şartlarına göre ele geçirdiği ülkelerin mülkiyetinin Salahaddin’e ait olduğu kabul edildi.

Bir süre sonra İsmail’in müttefiki olarak Salahaddin’e karşı fedailer göndermiş bulunan Mesyad Haşhaşilerinin reisi Şeyhül Cebel Reşidüddin Sinan, kalesinde Salahaddin tarafından kuşatıldı. Haşhaşiler şiddetle kendilerini savundular. Bu yüzden kale ele geçirilemedi.

Haşhaşilerin reisi Sinan’ın Salahaddin’e saldırmayacağına dair verdiği söz üzerine Salahaddin kuşatmayı kaldırdı. Sonra 1177’de yeniden Filistin’e yürüdü. Gazze ve Askalan’ı tahrip etti. Kudüs hükümdarı Baudouin IV ona karşı çıktı; fakat Salahaddin’e yenildi. Bundan sonra Salahaddin’in kuvvetleri yağma için dağıldılar.

Frank askerleri kont Renaud kumandasında toplanıp, tekrar savaşa hazırlandılar. Salahaddin hemen kuvvetlerini topladı. İki ordu Remle’nin güneyinde karşılaştı. Şövalyelerin şiddetle karşı koymasıyie Salahaddin’in ordusu yenildi, kendisi de esir olma tehlikesi geçirdi.

Yeğeni ve ileri gelen adamları esir oldular. Bu olaydan sonra Kudüs kralı Baudouin, Şeria nehrinin kıyısına bir kale yapımına girişti. Salahaddin, kalenin yapımından vaz geçmesine karşılık kral Baudouin’e 100 000 dinar teklif etti. Fakat Baudouin bu teklife olumlu cevap vermedi. Salahaddin kral Baudouin’in üzerine yeğeni Ferruh Şahı gönderdi.

Baudouin 1179 yılında yapılan iki savaşta yenilgiye uğratıldı. Franklar arasında önemli kumandanlar esir alındı. İki ay sonra Salahaddin, Yakub geçidi kalesini ele geçirdi. 1180’de taraflar iki yıllık bir barış antlaşması yaptı.

Bir yıl sonra Nureddin’in oğlu İsmail öldü. Yerine yeğeni İzzeddin Mesud geçti. Mesud, kardeşi Zengi II’ye Sincar’ı verdi, Halep’i aldı. Mısır’a giden kervanlara,. Frankların saldırmaları üzerine Eyyubilerle Franklar arasında mücadele yeniden başladı.

Buna karşılık Zengi II Franklarla sulh yaptı. Zengi II’nin bu siyasetine karşılık Salahaddin müslüman devletlerin idaresini eline almak için çalıştı. Suriye’nin geri kalan kısımlarını zaptetti.

1183’te Halep’i ele geçirdi. El-Cezire’de hakimiyetini sağladı. Haçlılarla yapılan barış güvenilir durumda değildi. Fakat, iki taraf da savaştan kaçınıyordu. Aynı yıl Trablus kontu Raymond III’ün vasisi Baudouin V ile Salahaddin arasında 4 yıllık bir barış yapıldı. Az sonra Baudouin V öldü. Halefi Gui de Lusignan tahta çıktı.

Haçlı kumandanlarından Renaud ve Chatillon, büyük bir İslam kervanına baskın yaptı. Haçlılar tarziye ve tazminat vermeye de yanaşmadılar. Frankların davranışı karşısında Salahaddin, Kerak bölgesini istila etti (1178).

Mekke’den dönen hac kervanlarını korumak için mısır kuvvetlerini yanına çağırdı. Ayrıca Harim bölgesinde suriye kuvvetleri toplanmaktaydı. Haçlılar tehlikenin Önemini anladılar. Salahaddin’in kuvvetleri Taberiye gölü kıyılarına geldi (1187). Altı gün içinde Taberiye şehri ele geçirildi.

Kudüs kralı Gui de Lusignan ve müttefiki Raymond birbirlerine güvenemiyorlardı. Raymond’a düşman olan ve onun Salahaddin ile anlaştığını sanan haçlılar, kralı Salahaddin’e saldırması için zorladılar.

Haçlı ordusu Taberiye istikametinde yola çıktı. Yapılan savaşta haçlılar büyük bir bozguna uğradılar. Kral ve ilerigelenlerin büyük bir kısmı esir edildi. Salahaddin kralı dostane bir şekilde karşıladı. Barışın bozulmasına sebep olan Renaud’yu bizzat öldürdü. Templier ve Saint Jean şövalyelerini öldürttü.

Hama savaşı Salahaddin’e Suriye’yi, Hattın savaşı da Filistin ve Kudüs’ü kazandırdı. Taberiye, Nasıra, Samiriye, Sayda, Beyrut, Betrûn, Akka, Remle, Gazze ve Hebron kaleleri Salahaddin Eyyubi’nin eline geçti. Bundan sonra Kudüs’e karşı harekete geçildi.

1187’de Beytüllahm, Asariya, Zeytindağı ve Kudüs alındı. Kubbetüs sahra ve Mescidi Aksa yeniden onarıldı, hastahaneler, mektepler yapıldı. Bu yoğun imar hareketleriyle Kudüs çok parlak duruma kavuştu.

Bütün İslam dünyası, şiddetle arzu edilen Kudüs’ün ele geçirilişini sevinç içinde kutladı. Kudüs’ün alınması sonucunda henüz hıristiyanların elinde bulunan kalelerin çoğu kendiliğinden veya kuvvet zoruyla teslim oldu.

Hıristiyanların elinde yalnız Antakya, Trablusşam, Sur ile bazı küçük şehir ve kasabalar kaldı; bundan sonra Sur şehri kuşatıldıysa da alınamadı. Emir Karakuş vasıtasıyla Akka kalesi yeniden sağlam olarak yapıldı. Salahaddin, Kevkeb’i almak için teşebbüse geçti. Sonra Şam’a hareket etti.

1188’de yeni bir sefer için Suriye ve El-Cezire müslüman emirlerini kuvvetleriyle birlikte davet etti. Bu seferde Lazkiye, Cebele, Şahyun, Sermin ve Burzuy ele geçirildi.
Antakya prensi Bohemond III ile yedi aylık bir barış yaptı. Aynı yıl Kevkeb, Kerak ve Şevbak’ı ele geçirmek için harekete geçti.

Sefer çok başarılı geçti. Ele geçirilmesi düşünülen yerlerin tamamı alındı. Kudüs’ün hıristiyanların elinden çıkması, hıristiyan dünyasında üzüntü yarattı.

Papa Gregorius VIII bir haçlı ordusu hazırladı, ölümü üzerine de Clemens III bu işe devam etti. Bütün avrupa hükümdarları arasında düşmanlıklar giderildi. Fransa kralı Philippe ve Ingiltere kralı Richard anlaştılar.

Filistin için Avrupa’dan büyük kuvvetler hareket etti. Alman imparatoru Friedrich I, Salahaddin’den, Kudüs’ü geri vermesini istedi. Akka haçlılar tarafından kuşatıldı (1189). Karada ve denizde şiddetli savaşlar oldu. Haçlılar silah ve asker gücü bakımından üstün durumdaydılar.

Salahaddin’in askerleri uzun savaşlardan dolayı yorgundu. Fakat haçlılar kendi aralarında geçinemiyorlardı. Kral Philippe ve kral Richard rekabet halindeydiler. Savaş denizde ve karada aylarca sürdü.

Salahaddin halife aracılığıyle diğer İslam ülkelerinden yardım almak için çalıştı, fakat bir sonuç alamadı. Richard Kayseriye’yi ele geçirdi.

Salahaddin de Remle kalesini tahrip etti. Bundan sonra iki taraf barış konuşmalarına giriştiler. Esas şartlar Kudüs’ün müslümanlar tarafından terki ve büyük haçın tekrar yerine konmasıydı.

1192’de barış yapıldı. Lidde ve Remle bölündü. Haçlıların silahsız olarak mukaddes yerleri ziyaret etmelerine izin verildi. Hıristiyanların bütün gayretlerine rağmen Filistin’in büyük bir kısmı Salahaddin’in elinde kaldı.

Filistin ile Mısır arasındaki bağlantı emniyet altına alındı. Salahaddin ömrünün son aylarını barış içinde geçirdi. Kudüs’ü tahkim etti. Şam’da dinlenmeye çekildi ve orada öldü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir