Şeriat Nedir,Nasıl Uygulanır,Esasları

Şeriat Nedir,Nasıl Uygulanır İslamın en temel dinsel kavramı, Tanrı’dan kaynaklandığı kabul edilen ilke, kural ve yargılar bütünü.

İslam dininin doğuşundan ve Kur’an ile hadislerin dünyayı, insan hayatını düzenleyici ilkeleri ortaya koymasından sonra düzenlenen dini bir kurumdur.

Şeriatın Esasları

Ana konusu İslam dininin ileri sürdüğü genel kurallara göre müslümanların davranışlarını tespittir.

İnsanla insan, insanla toplum, insanla Tanrı arasındaki bütün ilişkiler şeriatın kapsamı içindedir.

Kur’an’da hüküm ve buyruk niteliği taşıyan ayetlerin yorumlanması (tefsir) Hz. Muhammed’in yine Kur’an hükümlerine dayanarak söylediği sözlerin (hadis) incelenmesi, şeriatın konusudur.

Şeriat, fıkıh denen İslam hukuku ilkelerine göre çalışır. Şeriatın, genellikle iki ayn konusu vardır.

Biri dünya işleriyle uğraşan, insanlann dünyada yaşayışlarıyla ilgili davranışlarını, tutumlarını düzenleyen bölümü; İkincisi yalnız imanla, âhiretle ilgili işlemleri kapsayan bölümdür.

Mezheplere Göre Şeriat

Bunlardan birincisine fıkıh denir. İslam dininde dört mezhep ve her mezhebin de ayrı bir şeriat anlayışı vardır.

Maliki, hanbeli, hanefi ve şafii mezhepleri genel kurallar üstünde birleşir. Bazılannca beşinci mezhep diye söylenen Şiilik ise, bu konuda ayrı bir görüşü benimser; temel ilkelerde öteki dört mezhepten ayrılır.

Dört mezhebin uyguladığı şeriat kuralları, genellikle hanefi fıkhına dayanır.

Ancak bu mezheplerin dışında kalan birtakım düşünce çığırlarının şeriatla ilgili görüşleri büsbütün ayrıdır.

Bütün sünni mezheplere göre şeriatın temeli Kur’an, onun öngördüğü imandır.

Düşüncelerini akıl ilkelerine dayayan mutezile akımına göre şeriatın özü insan aklıdır.

İnsan aklıyla, akıl verileriyle bağdaşmayan bir şeriat gerçek değildir.

İslam dünyasında gerek dört mezhebin, gerek bu mezheplere dayanan veya onlardan ayrılan bütün düşünce akımlarının ayn ayrı şeriat anlayışları vardır.

Bu anlayışlar, şeriatı imana ve akla dayandıranlar olmak üzere iki büyük bölüme ayrılır.

Şeriatı imana dayandıranlar için Kur’an ve hadislerin dışında şeriata temel olacak bir kaynak yoktur.

Kur’an, tanrısal bir kanundur, bütün insan eylemlerinin, davranışlarının ona dayanması, bütün hukuk kurallarının, sosyal düzenlerin ona bağlanması, onun gösterdiği yolda gitmesi gerekir.

Kur’an ve hadislerle bildirilen hükümler kesin olduğuna, hiç bir zaman değişmeyeceğine göre, şeriat kurallan da zaman üstüdür, genel geçerliği vardır ve değişmez, değiştirilemez.

Zamanla ortaya çıkan yeni olaylar, buluşlar şeriata uymazsa benimsenmez veya uydurulamayacak nitelikteyse kesinlikle bırakılır.

Bu görüşü savunanlar şeriatın değişmez kurallarına örnek olarak bütün ibadet kurumlarını (namaz, hac, oruç, zekât, kurban).

Hz. Muhammed’in bilinen bütün fiillerini, değişik olaylar ve konular karşısındaki tutumunu gösterirler.

Şeriatın âdab denen ahlakla ilgili bölümüne de, Kur’an’da ve hadislerde ileri sürülen öğütleri, buyrukları örnek sayarlar.

Borç, alacak, miras, ticaret, evlenme ve boşanma, hibe, anlaşma, evlat edinme, nafaka gibi insan ilişkilerinin toplandığı sosyal kurumların, şeriatın koyduğu ilkelere göre yürütülmesini isterler.

Şeriatı akla dayandıran görüşü savunanlar da Kur’an ve hadislerde geçen kuralların, ilkelerin bile akim ışığı altında ele alınmasını, akla uygun gelmeyenlerin bırakılmasını, uyanların benimsenmesini isterler.

İmanla akıl bağdaşmadığı için, imanı aşan yeni buluşların, yeni ortaya çıkan olayların çözümlenmesinde akıl ilkelerine uymanın gereğini ileri sürerler.

Şeriatın aklın ilkelerine göre düzenlenmesi görüşünü savunurlar. Bu konuda bazı sünni fıkıhçılar da akıl yolunun gereğine inanırlar.

Şeriatın böyle akıl ve iman ilkelerine dayalı bir kurum olarak yorumlanması islam tarihinde uzun boylu tartışmalara yol açtı.

Beşinci mezhep olan Şiilik ise şeriatın ukut (akidler), ahkâm (bütün hukuk kuralları) gibi kurumlannı kendi görüşlerine aykır bulduğu için benimsemedi.

Bu görüş ayrılığı, şii mezhebinin, kendi din anlayışına göre bir şeriat düzeni kurmasına yol açtı.

Şiiler, hanefi fıkhına dayanan şeriat kurallarını şii inançlarına göre değiştirerek yeni bir din kurumu ortaya koydular.

Bugün İran’da uygulanan din düzeni budur. Öteki bütün İslam ülkelerinde (ilk dört mezhebe bağlı kalanlarda) hanefi fıkhına bağlanan şeriat düzeni uygulanır.

Başlangıçtan XX. yy. başlarına kadar Osmanlı devletinde de uygulanan ve hanefi mezhebi anlayışına dayanan şeriat düzeni, laik devlet anlayışının benimsenmesi sonucu özel bir kanunla yürürlükten kaldırıldı (3 mart 1924).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir