Sihir Nedir? Kimler Sihir Yapar?

Sihir Nedir Kimler Sihir Yapar,Büyü, gözbağcılık, büyücülük; Sihirle uğraşmak. Sihir yapmak.

Birtakım gizli kuvvetlerle bağlantı kurarak iş görme. akıl dışı olayları gerçekleştirme eylemi.

Bir güzelliğin başkaları üstünde yaptığı şaşırtıcı ve sarsıcı etki, çekici kuvvet; Yavaş yavaş güzelliğinin bütün sihir ve cazibesini kazandı (A. H. Tanpınar).

Evet, sihrine doyamadığım bu memleketten, ruhu okşayan bir teessüfle, kendi kendime açındıran bir gurbet hissi ile ayrılıyorum (F. R. Atay). Sanatlarının sihri, bu zarafeti inanılmayacak bir ucuzlukla vücuda getirmekte idi. (H.Z. Uşaklıgil).

Esk. Güzel konuşabilme ve şiir söyleyebilme gibi insanda hayranlık duygulan uyandıran hüner, sanat.

Sihr-âferin (sihr-âmiz veya sihr-kâr), büyüleyici, büyüleyen. Sihr-benan, harika sanatçı veya yazıcı. Sihr-beyan, etkili ve düzgün anlatım. Sihr-i kelâm, sözdeki çarpıcı etki, sözün büyüsü.

 

Sihri Helal Sanatı Nedir

— Edebiyat. Esk. Sihri helal, bir şiirde, bir sözü veya tamlamayı, hem kendinden önceki mısraın sonunda, hem de kendinden sonraki mısraın başında bir anlamı olacak şekilde kullanma sanatı. (Âkil isen vahş u tuyrun şâhı ol Mecnun gibi / Başına mürg acıyanından külâh-ı devlet al [Hayalî] beytinde Mecnun gibi sözü, hem birinci hem de ikinci mısra içinde anlam taşır.)

Sihir Nedir Kimler Sihir Yapar

Gizli. ilimler. Sihir, tabiat kuvvetleriyle insanlar arasında birtakım gizli ilişkilerin bulunduğu ve tabiattaki bütün varlıkların, insanın anlayış gücünü aşan, bilinemeyen gizli kuvvetler tarafından yönetildiği inancından doğdu.

Totem dinleri çağındaki din görevlileri ve rahipler kendilerinde gizli kuvvetlerle ilişki kurabilmek için bir gücün bulunduğunu ileri sürdüler.

Her olayın bir totemin yönetiminde bulunduğunu ortaya atan, totemlerin kötü etkilerinden kurtulmak için onların iradesine bağlanmayı gerekli sayan bu görevliler birtakım otlardan, köklerden, kabuklardan, sıvılardan ilaç yapma yolunu buldular.

Bu konuda en önemli etkiyi insan hastalıklarını gideren bitkiler, özü bilinmeyen maden suları yapıyordu. Bunlarda gizli güçlerin bulunduğu inancı doğdu. İşte sihrin kaynağı bu bitkiler ve sulardan yapılan ilk ilaçlardır.

Zamanla bunların gizliliğine yalnız rahiplerin akıl erdirdikleri inancı yayıldı. Böylece tapınaklar ilk sihir yapma merkezleri durumuna geldi.

İlk sihir yapanlar da bu rahipler ve din görevlileri oldu. Halk bunların tabiatüstü güçler taşıdığına, insanları etkileyen gizli güçlerle yakın ilişkiler kurduklarına inanmaya, onlara karşı korku ile karışık bir saygı duymağa başladı.

Totemler, totemleri temsil ettiğine inanılan kalıntılar (kemikler, kabuklar, boynuzlar, bitkiler) ilk sihir yapma araçları oldu. Zamanla daha belirgin bir nitelik kazanan sihir tek tanrıcı dinlere de geçti. Din kitapları, kutsal sözler, bu konuda kullanılan birer araç niteliği kazandı.

Eski İran’da, Çin’de, Hindistan’da, Mezopotamya, Anadolu ve Mısır’da, özellikle Keldanilerde sihir gizli bir meslek durumuna geldi. Totem denilen gizli güçlerin yerini cinler, periler aldı. Bitkilerin, suların, kemik ve boynuzların yânında. okuyup üflemeler de birer araç olarak kullanılmaya başlandı.

Böylece sihir biri bitkiler, kemikler, boynuzlar ve sularla, öteki okuyup üflemelerle yapılmak üzere ikiye ayrıldı. Çok tanrıcı dinler döneminde bitkiler, kemikler, boynuzlar, sular kullanıldı. Tek tanrıcı dinlerin doğuşundan sonra ise okuyup üflemelerle, hamaylı ve nüshalar (muska) ortaya çıktı.

Orta çağda sihir büyük önem kazandı. Zamanla şairler de sihir yapıcılar arasına katıldı, onlar da birer büyücü, göz bağcı sayıldı. Bu yüzden İslam dini şiir ve onun yaratıcısı olan şairi suçladı.

Gizliden, gizli güçlerden haber getiren herkes, her sanat sihir olarak nitelendi, özelikle İslam dininin başlangıçlarında arap şairleri birer büyücü olarak nitelendi. Bu yüzden bir ara Hz. Muhammed, Kur’an’ın bazı ayetlerine dayanarak şiiri, şairi kınadı.

İslam dini sihir kavramı altında toplanan bütün eylemleri yasakladı. İslâmlıktan önce Musa peygamberin dininde de sihir vardı. Eski Mısırlılar sihre büyük önem verdikleri için onların etkisi altında kalan halk toplulukları önce bütün peygamberleri büyücülükle, sihir yapmakla suçladı. Puta tapıcı Mekke ve Medine halkları da ilkin Hz. Muhammed’i sihir yapmakla suçladı.

Sihir üstünde birçok araştırma, inceleme yapıldı, özellikle İslâm yazarları bu konu üstünde uzun uzadıya durdular. Arap filozofu Razî, sihri sekiz ayrı bölümde inceledi:

1. Eski Keldanîlerin yaptıkları sihir. Bu ‘tapınmalarla, yıldızların hareketleriyle ilgili bir sihirdir. Kaynağı tabiattır.

2. ruhî sihir, insan nefislerinin kendileri ve başkaları üstündeki etkilerine dayanan sihir.

3. cinler ve periler denen gizli güçlerle yapılan sihir.

4. seyircilerin gözlerini bağlayarak yapılan sihir (bu, hokkabazlıktır. İnsanı görmediği, yalnız sesini duyduğu birtakım olayların etkisi altında bırakmaya dayanır).

5. kendi kendine işleyen veya başkalarına sezdirmeden

gizlice çalıştırılan araçlarla yapılan sihir (bunların özü insanı şaşırtmak, ilgisini başka tarafa çekerek birtakım hareketler yapmaktır).

6. su, maden gibi çeşitli şeylerin bileşimi sonucu hazırlanan ilâçlarla yapılan sihir (bunun esası insanı uyuşturmak, derin düşlere daldırmaktır).

7. İsmi Azam denen bir dua okuyarak saf insanları, özellikle dine karşı düşünmeden bağlanan, kolay kanan kimseleri kandırmakla yapılan sihir (bunda en çok din duygularından yararlanma yoluna gidilir);.

8. insanlar arasındaki anlaşmazlıkları, çekişmeleri çoğaltarak, birtakım gizlilikleri bildiklerini ileri sürerek yapılan sihir (bunun esası gammazlıktır: daha önceden iki kişi arasında bilinen bir olayı ileri sürerek önceden biliyor gibi davranmak, gizliden haber vermek v.b.). Sihir bugün bazı çevrelerde etkisini hâlâ sürdürmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir