Skolastik Felsefe Nedir,Tarihi,Dönemleri

Skolastik Felsefe Nedir,Ortaçağ okullarıyla ilgili; bu okulların metotlarına uygun: îskolastik felsefe, iskolastik düşünce.

Ortaçağ okullarında uygulanan metotları kullanan filozof ilâhiyatçı. Çok bilgili bazı kişilere takılan lakap. İskolastik Serapion. H Ortaçağ’a özgü felsefe öğretimi.Bu öğretimin usullerine dayanan felsefe metodu.

Skolastik Felsefe Tarihi

Ortaçağda, evrensel olarak kabul edilen tek manevi kudret, kültürün taşıyıcısı olan Kilise idi.

Bu dönemde, bilimin verileri muhafaza ediliyor, öğrenim ya manastırlara veya piskoposluğa bağlı okullarda (Scolae) yapılıyordu.

Bu okullar, felsefeyi, öbür bilimlerden ve özellikle ilâhiyattan ayırt etmezlerdi, skolastik terimi buradan gelir.

Bu terim, bir öğretiden çok, vahiy yoluyla açıklanmış hakikatlerin felsefe kavramlarından yararlanarak okul yoluyla kavranmasını ve sistemleştirilmesini amaçlayan ve soyut düşüncelere dayanan bir ilâhiyat ve felsefe metodunu belirtir.

Skolastik, önce, dilin mantık yönünden çözümlenmesini ele aldığı için, tümellerin, genel fikirlerin değerini, yani genel veya ortak adlarla belirlenen cinslerin ve türlerin özünü araştırmaya yöneldi: bu adlar acaba tikel şeylerden ayrı ve seçik gerçekleri mi karşılıyordu, yoksa ancak ve yalnız birtakım soyutlamalar mıydı? Gerçekçilere göre, tümeller, eşyadan önce var olan gerçeklerdir; adcılara (nominalistler) göre, ancak eşyadan sonra vardır; kavramcılara göre ise, bireysel şeyin ta kendisidir.

Skolastik Felsefenin Dönemleri

Bu üç görüş arasındaki anlaşmazlık, skolastik tarihinin üç döneminde de görülür.

Skolastik Felsefenin Yükseliş Dönemi,İlk dönem (IX. – XII. yy.)

Bu dönem, augustinusculuğun etkisi ile ve katolik öğretimine aristoteles’çi düşünüş tarzının girmesiyle belirgindir; nitekim Charlemagne tarafından açılan okullar, genç iskolastiğin gerçek yuvaları durumuna geldi.

Iskolastiğin ilerlemesine en çok yardım eden yazarlar şunlardır: Albinus Flaccus («Zamanının Erasmus’u»), Hrabanus Maurus, Scot

Erigene, Aziz Anselmus (skolastiği büyük ölçüde etkiledi ve bütün XII. yy. a damgasını vurdu), Hugues de Saint-Victor, Abelard, Pierre Lombard ve hattâ filozoftan çok mistik bir düşünür olan Saint Bernard.

Skolastiğin Altın Çağı (XIII. yy.)

XIII. yy.da hıristiyan anlayışının etkisinde gerçek bir antik felsefe rönesansı görüldü.

Bu dönemde, skolastik, kendi dogma’larının açıklanmasına aristotelesçiliği uygulayarak en yüksek noktasına erişti.

Aristoteles’in eser ve fikirlerinin Avrupa’ya girmesinde, arap etkisi büyük oldu; arap düşüncesinin etkisinde kalan musevî felsefesi Ortaçağ ilahiyatına, aristotelesçi düşünceyi getirdi.

Aristoteles’in o zamanlar, mutlak bir otoritesi vardı: ona tabiat alanında, İsa’nın öncüsü gözüyle bakılıyordu.

Fakat İbni Rüşt ve ibni Sina’nın öğretileri imanın saflığına karşı birer tehditti.

Bazı büyük hıristiyan filozoflar, dengeyi yeniden kurdular. Bunlar arasında, iki dominiken öbürlerine baskın çıktı: Büyük Albert ve özellikle, Aquino’lu Tommaso. Bu sonuncunun eserleri (Summa) açık ve seçikliği, tutarlığı ve derinliği dolayısıyla bütün okullarca kabul edildi. Böylece Tommaso’culuk, skolastiğin bir sentezi olarak ortaya çıktı.

Fakat Tommaso’culuk dominikenler tarafından benimsendi; augustinusçuluğa yakın olan fransiskenler, özellikle onların üç büyük mistik düşünürü Alexander of Hales, San Bonavantura, Duns Scot bu öğretiyi tutmadılar.

Çökme Devresi (XV-XVI yy.)

Gerek diyalektiğin gerek boş soyutlamaların kötüye kullanılması, bazı düşünürleri mistisizme, bazılarını da tabiat bilimlerinin incelenmesine yöneltti. Bu sebeple, skolastiğin yeni bir biçimi ortaya çıktı: adcılık veya nominalizm.

Nominalizm, akla karşı gitgide artan bir güvensizliği dile getiriyor ve bu yüzden, Tommaso’culuk, Scotus’çuluğun kurduğu akıl ve inanç uyumunu bozuyordu. William of Occam, «imancılık»a yöneldi.

Raimundus Lullus ve onun Ars Magna’sı kavramların mekanikleştirilmesine ve acayipliklere kaydı. Rönesans’ta, skolastik artık küçümsenmeye başlanmıştı.

Bununla birlikte skolastik, modern zamanların pek çok ilâhiyat bilginini ve Otuzlar konsilinin birçok oturumunu etkiledi.

Caietano (öl. 1534) Tommaso’culuğun Rönesans dönemindeki temsilcisidir; cizvitler de uzun suren bocalamalardan sonra, özellikle, Suarez’in (öl. 1617) Metaphysicae (Metafizik) adlı eseri sayesinde, iskolastik felsefeyi benimsediler.

XVIII.yy. felsefeciliği iskolastiğin çökmesini çabuklaştırdı. Fakat XIX. yy.ın sonlarından beri, yeni-tommaso’culuk akımı gelişti. Bu akım, hıristiyan felsefesinin canlanmasına katkıda bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir