Sufi Ne Demek? Din

Sufi Ne Demek Din,Tasavvuf felsefesini benimseyen, tasavvuf öğretisi ile uğraşan (kimse): Bir ayağı dünyada, öbür ayağı ile manevî iklimlerde sefer eden bu büyük sofî, bir yandan hak ve adaletin, iyilik ve güzelliğin temsilciliğini yaparken, öte yandan kılıcım kıtalar arasında sallıyor, böylece de, nasıl sevişilirmiş ve niçin savaşılırmış âlem halkına öğretiyordu (N. Araz).

Esk. Sofu: Saki, içelim rağmine sufî-i harisin / Kim maksadı kevser, emeli hur-i cihandır (Ziya Paşa). Sanma sofî bizim ruzemiz yoktur / Ra-mazan-ı aşkın sıyâmıyız biz (Âşık Dertli).

Tasavvuf. İslam dininin doğuşundan sonra ortaya çıkan, daha çok müslüman toplulukların bulunduğu ülkelerde kullanılan sofî kavramı kendini Tanrı’ya adayan, geçici dünya işlerinden elini eteğini çeken, yalnız tasavvuf konulan üstünde çalışan kimselerin genel adıdır. Sofî kavramının nereden doğduğu konusunda farklı düşünceler ileri sürülür.

Bazılarına göre sofî yunanca bilge anlamına gelen «sophos»tan, bazılarına göre bu konularla uğraşanlar dünya nimetlerine sırt çevirip basit bir yaşama düzeni sürdürdüklerinden dolayı, sırtlarına giydikleri yün hırkaya işaret edilerek arapça yün demek olan «suvf»tan, bazılarına göre de Hz. Muhammed zamanında «sofa» denen bir odada toplananlara verilen «ehli suffa» adından gelir.

İslam dünyasında sofî adını ilk alan Ebu Haşimül Sufî Kûfî’dir. Bir söylentiye göre de ona bu adı Hasan bin Yesarül Basri, başka bir söylentiye göre de Ahmed bin Hanbel bin Mehmed Şeybanî verdi. Bütün İslam ülkelerinde yaygın olmasına karşılık, sofi kavramının belli bir tanımı, kesin bir açıklanışı yoktur.

Her tasavvuf akımının, her mutasavvıfın kendine göre ayrı bir sofi anlayışı, bir tanımı vardır. İslâm dünyasında, genellikle tasavvuf yoluna girerek kendini Tanrı’ya veren, insanla Tanrı arasında bir öz birliğinin bulunduğuna inanan, evrenin Tanrı’nın görünüş alanı olduğu görüşünü savunan, Tanrı ile evrenin bir olduğunu ileri süren kimselere sofî denir.

Bazı mutasavvıflara göre sofi, bütün zaman süreci içinde gönlünü Tanrı sevgisiyle dolduran, Tanrı dışında bir varlık tanımayan, Tanrı’nın sınırsız ve sonsuz bir nitelikte bütün varlık türlerinde «hal diliyle» dile geldiğine inanan kimsedir.

Sofî için tek varlık Tanrı’dır; var olmak, Tanrı’da olmak, Tanrı özünde birliğe ulaşmak demektir. Bazı mutasavvıflar şeriat, tarikat, hakikat ve marifet denen dört manevi makamı, dört hikmet kapısını aşarak Tanrı varlığında birliğe ulaşan kimseye sofî derler. Sofi kavramı konusunda ortaya atılan değişik görüşlerin birleştiği bir nokta vardır.

O da, kendini tasavvuf anlayışına göre Tann’ya adayan, kendi özüyle Tanrı özünü bir sayan kimseye sofi denmesidir. Sofî, şeriatın değişmez ve sınırlı kurallarının dışına çıkan, ibadeti bir görev değil, arınmak, Tanrı’ya ulaşmak için gerekli aşama sayan kimsedir.

Bazı sofiler, Tanrı’nın insanda dile geldiğini, insanın bir konuşan Tanrı olduğunu ileri sürerek, ibadetin insanın kendi kendini ululaması, kendi kendine saygı duymasından başka’ bir şey olmadığını ileri sürerler.

Bu yüzden insana tapmanın bir gereklilik olduğuna inanırlar. Mansur, Nesimî gibi «enel Hak» diyerek Tanrı olduğunu ileri süren sofiler bu görüşü savundular. Sofî tipi, XIII. yy.-dan XIX. yy.a kadar Türk – İslam düşüncesinin temel kavramlarından birinin temsilcisi Oldu.

Sofilik i. Sofî olma hali: Türk sofîliğini kurmak ve bu sofîliğin abası içine gizlenerek o eşsiz kültür mirasını Orta Asya’dan Anadolu’ya ulaştırabilmek ve ata ocağını yeni vatanda da aynı şevk ve imanla tüttürmek ancak böyle bir veliler velisinin nasibi olabilirdi (N, Araz). Ben daima sofîliğin her şeyden evvel hıristiyan zühdünden geldiğine kani oldum (P. Safa).

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir