Sufi Nedir,Kime Denir,Sufilik Tarikatı

Sufi Nedir,Kime Denir,Tasavvufu yaşam biçimi olarak seçen kişi, mutasavvıf.

İslam dininin doğuşundan sonra ortaya çıkan, daha çok müslüman toplulukların bulunduğu ülkelerde kullanılan sofi kavramı kendini Tanrı’ya adayan, geçici dünya işlerinden elini eteğini çeken, yalnız tasavvuf konuları üstünde çalışan kimselerin genel adıdır.

Sufilik Tarikatı

Sufi kavramının nereden doğduğu konusunda farklı düşünceler ileri sürülür.

Bazılarına göre Sufi yunanca bilge anlamına gelen «sophos»tan, bazılarına göre bu konularla uğraşanlar dünya nimetlerine sırt çevirip basit bir yaşama düzeni sürdürdüklerinden dolayı, sırtlarına giydikleri yün hırkaya işaret edilerek arapça yün demek olan «suvf»tan, bazılarına göre de Hz. Muhammed zamanında «sofa» denen bir odada toplananlara verilen «ehli suffa» adından gelir.

İslam dünyasında Sufi adını ilk alan Ebu Haşimül Sufî Kûfî’dir. Bir söylentiye göre de ona bu adı Hasan bin Yesarül Basri, başka bir söylentiye göre de Ahmed bin Hanbel bin Mehmed Şeybani verdi.

Bütün İslam ülkelerinde yaygın olmasına karşılık, Sufi kavramının belli bir tanımı, kesin bir açıklanışı yoktur.

Her tasavvuf akımının, her mutasavvıfın kendine göre ayrı bir Sufi anlayışı, bir tanımı vardır.

İslam dünyasında, genellikle tasavvuf yoluna girerek kendini Tanrı’ya veren, insanla Tanrı arasında bir öz birliğinin bulunduğuna inanan, evrenin Tanrı’nın görünüş alanı olduğu görüşünü savunan, Tanrı ile evrenin bir olduğunu ileri süren kimselere Sufi denir.

Bazı mutasavvıflara göre Sufi, bütün zaman süreci içinde gönlünü Tanrı sevgisiyle dolduran.

Tanrı dışında bir varlık tanımayan, Tanrı’nın sınırsız ve sonsuz bir nitelikte bütün varlık türlerinde «hal diliyle» dile geldiğine inanan kimsedir.

Sufi için tek varlık Tanrı’dır; var olmak, Tanrı’da olmak, Tanrı özünde birliğe ulaşmak demektir.

Bazı mutasavvıflar şeriat, tarikat, hakikat ve marifet denen dört manevi makamı, dört hikmet kapısını aşarak Tanrı varlığında birliğe ulaşan kimseye Sufi derler.

Sufi kavramı konusunda ortaya atılan değişik görüşlerin birleştiği bir nokta vardır.

O da, kendini tasavvuf anlayışına göre Tanrı’ya adayan, kendi özüyle Tanrı özünü bir sayan kimseye Sufi denmesidir.

Sufi, şeriatın değişmez ve sınırlı kurallarının dışına çıkan, ibadeti bir görev değil, arınmak, Tanrı’ya ulaşmak için gerekli aşama sayan kimsedir.

Bazı Sufiler, Tanrı’nın insanda dile geldiğini, insanın bir konuşan Tanrı olduğunu ileri sürerek, ibadetin insanın kendi kendini ululaması, kendi kendine saygı duymasından başka bir şey olmadığını ileri sürerler.

Bu yüzden insana tapmanın bir gereklilik olduğuna inanırlar.

Mansur, Nesimî gibi «enel Hak» diyerek Tanrı olduğunu ileri süren Sufiler bu görüşü savundular.

Sufi tipi, XIII. yy.dan XIX. yy.a kadar Türk – İslam düşüncesinin temel kavramlarından birinin temsilcisi oldu.

Bir cevap yazın